Tebliğler · Resmî Gazete: 2008-03-20
Resmî kaynak: https://kms.kaysis.gov.tr/Home/Goster/38399
İTHALATTA HAKSIZ
REKABETİN ÖNLENMESİNE İLİŞKİN TEBLİĞ
(TEBLİĞ NO: 2008/13)
BİRİNCİ KISIM
Genel Bilgi ve İşlemler
MADDE
1- (1)
Ukrayna, Rusya Federasyonu ve Moldova menşeli
“haddelenmiş veya sürekli döküm suretiyle elde edilmiş kütüklere” yönelik
olarak 6 Mayıs 1995 tarih ve 22279 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İthalatta
Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin 95/7 sayılı Tebliğle yürürlüğe giren
dampinge karşı önlemlerin uygulaması 17/10/2001 tarih ve 24556 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan 2001/3 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine
İlişkin Tebliğ’le değiştirilen düzeylerde devam ettirilmiştir. Mezkur önlemin
yürürlük süresinin bitiminden önce, 24/02/2006 tarih ve 26090 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan 2006/4 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine
İlişkin Tebliğ’le yerli üretim dalının önleme konu ürün ve ülkeler kapsamında
bir nihai gözden geçirme soruşturması açılması talebinde bulunabileceği ilan
edilmiştir.
(2) Demir Çelik Üreticileri Derneği’nin
(DÇÜD) eşgüdümü altında yerli üretim dalını oluşturan
Çolakoğlu Metalürji Anonim Şirketi (A.Ş.), İskenderun
Demir ve Çelik A.Ş., İzmir Demir Çelik Sanayi A.Ş., İçdaş
Çelik Enerji Tersane ve Ulaşım Sanayi A.Ş., Diler Demir Çelik Endüstrisi ve
Ticaret A.Ş. ve Yazıcı Demir Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin
mevcut önlemin sona ermesinin damping ve zararın devamına veya yeniden
tekrarına yol açacağı iddiasıyla gerçekleştirdikleri ve Karabük Demir Çelik
Sanayi ve Ticaret A.Ş., Yeşilyurt Demir Çekme Sanayi ve Ticaret A.Ş., Ege Çelik
Sanayi Endüstri Sanayi ve Ticaret A.Ş., Çemtaş Çelik
Makine Sanayi ve Ticaret A.Ş., Cebitaş Demir Çelik
Endüstrisi A.Ş. tarafından desteklenen başvuru üzerine 13/10/2006 tarih ve
26318 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2006/27 sayılı İthalatta Haksız
Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ ile başlatılan nihai gözden geçirme
soruşturması, Dış Ticaret Müsteşarlığı İthalat Genel Müdürlüğü tarafından
yürütülerek tamamlanmıştır.
MADDE 2- (1)
Bu Tebliğ; 4412 sayılı Kanunla değişik 3577 sayılı İthalatta Haksız
Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun, 20/10/1999 tarihli ve 99/13482 sayılı
İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Karar ve 30/10/1999 tarihli ve
23861 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi
Hakkında Yönetmelik (Yönetmelik) hükümleri çerçevesinde yürütülen nihai gözden geçirme
soruşturması sonuçlarını içermektedir.
MADDE 3- (1) Soruşturma açılmasını müteakip soruşturma
konusu ürünün bilinen yerli üreticilerine, tespit edilen ithalatçılarına,
Ukrayna, Rusya Federasyonu ve Moldova’da yerleşik
bilinen üretici/ihracatçılara ve ayrıca anılan ülkelerde yerleşik bilinmeyen
üretici/ihracatçılara iletilebilmesini teminen
Ukrayna, Rusya Federasyonu ve Moldova’nın Ankara’da
bulunan Büyükelçiliklerine soru formları gönderilmiştir.
(2) Taraflara soru formunu
yanıtlamaları için posta süresi dahil 37 gün süre tanınmış olup, tarafların
süre uzatımı yönündeki makul talepleri karşılanmıştır.
(3) DÇÜD
ve şikayetçi yerli üreticiler, soruşturma süresince Müsteşarlığımız‘la
işbirliği içinde olmuşlar ve gerektiğinde talep edilen ek bilgi ve belgeleri
temin etmişlerdir.
(4) Diğer taraftan soruşturma döneminde
ithalat gerçekleştirdiği tespit edilen 23 ithalatçı firmaya soru formu
gönderilmiş, bu firmaların 13’ünden cevap alınmıştır.
(5) Ukrayna’da yerleşik üretici/
ihracatçı JSC “Mittal Steel Kryviy Rih”
soruşturmaya taraf olmak istediğini belirtmiş ve soru formunu cevaplamak için
iki defa süre uzatım talebinde bulunmuştur. Firmanın talepleri karşılanmasına
rağmen firmadan herhangi bir cevap alınamamıştır. Bu çerçevede süre uzatım
taleplerine verilen cevaplarda belirtildiği üzere İthalatta Haksız Rekabetin
Önlenmesi Hakkında Yönetmeliğin 26’ncı maddesi çerçevesinde işbirliğinin mevcut
olmadığı kabul edilmiştir.
MADDE 4- (1) Yönetmeliğin 21’inci maddesi çerçevesinde yerli
üreticiler Çolakoğlu Metalürji A.Ş. ve İskenderun
Demir Çelik A.Ş. nezdinde yerinde doğrulama
soruşturmaları gerçekleştirilmiştir.
MADDE 5- (1) Soruşturma açılmasını müteakip, soruşturma
konusu ülkelerin Büyükelçiliklerine ve bilinen üretici-ihracatçı firmalara
şikayetin gizli olmayan metni ile soruşturma açılış Tebliği’nin bir örneği
gönderilmiştir.
(2) Ayrıca, ilgili taraflardan
alınan bilgi ve belgelerin gizli olmayan özetleri talep eden bütün ilgili
tarafların bilgisine sunulmuştur.
(3) Tarafların
soruşturma boyunca ortaya koyduğu tüm bilgi, belge ile soruşturma sonucuna ilişkin
verilerin bulunduğu Nihai Bildirim’e yönelik ilgili tarafların görüşleri
değerlendirmeye alınmış ve mezkur görüşlerden mevzuat kapsamında
değerlendirilebilecek olanlara bu Tebliğin ilgili bölümlerinde cevap
verilmiştir.
MADDE 6- (1) Önlemin yürürlükten kalkması durumunda,
dampingin ve zararın devamı veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olup
olmadığının belirlenmesi için 01/01/2002–31/12/2005 arasındaki dönem
incelenmiştir.
İKİNCİ KISIM
Soruşturma Konusu Ürün ve Benzer Ürün
MADDE 7- (1) Soruşturma konusu ürün Ukrayna, Rusya
Federasyonu ve Moldova menşeli 7207.11.14.00.13,
7207.11.14.00.14, 7207.11.16.00.13, 7207.11.16.00.14, 7207.20.15.00.13 ve
7207.20.15.00.14 Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonları (GTİP)
altında kayıtlı “haddelenmiş veya sürekli döküm suretiyle elde edilmiş
kütükler” (Kütük) maddesidir.
(2) Soruşturma konusu ürün, inşaat
demiri, filmaşin, profil gibi ürünlerin (nihai
ürünler) üretiminde kullanılan bir yarı ürün olup kütükler haddeleme ve
şekillendirme teknikleri kullanılarak nihai ürün haline getirilmektedir.
(3) Yerli üretim dalı tarafından
üretilen kütükler ile soruşturma konusu ülkeler menşeli kütüklerin benzer ürün olduğu
önlemin yürürlüğe konulduğu soruşturmada (esas soruşturma) tespit edilmiş olup
bu soruşturmada gerçekleştirilen incelemeler temelinde kütüklerin işlevsel ve
fiziksel özellikleri, kullanım alanları, dağıtım kanalları, kullanıcı
algılaması ve birbirini ikame edebilirlik açısından yerli üretim kütükler ile
soruşturma konusu ithal kütüklerin benzer ürün olma halini ortadan kaldıracak
bir değişiklik olduğuna dair herhangi bir görüş alınmamış ve bu yönde bir
tespitte bulunulmamıştır.
(4) Bu nedenle, Ukrayna, Rusya
Federasyonu ve Moldova menşeli soruşturma konusu ürün
ile yerli üretim dalı tarafından üretilen kütüğün benzer ürün niteliği taşıdığı
tespiti geçerliliğini korumaktadır.
(5) Soruşturma konusu ürün
ile ilgili açıklamalar genel içerikli olup, uygulamaya esas olan GTP ve karşılığı eşya tanımıdır. Bununla beraber,
soruşturma konusu eşyanın Türk Gümrük Tarife Cetvelinde yer alan tarife
pozisyonlarında ve/veya tanımlarında yapılacak değişiklikler bu Tebliğ
hükümlerinin uygulanmasına halel getirmez.
ÜÇÜNCÜ KISIM
MADDE 8- (1) Yönetmeliğin 35’inci maddesi çerçevesinde
önlemin yürürlükten kalkması halinde dampingin devam etmesinin veya yeniden
meydana gelmesinin muhtemel olup olmadığı incelenmiştir.
(2) Bu çerçevede, soruşturmaya konu
ülkelerdeki yerleşik kapasite, soruşturmaya konu ülkeler için Türkiye pazarının
önemi, ülkelerde yerleşik kapasitenin Türkiye’ye yönlendirilip
yönlendirilemeyeceği değerlendirilmiştir.
a) Soruşturmaya
konu ülkelerdeki yerleşik kapasite
i) Ukrayna
(1) Ukrayna metalürji sektöründe ihraç odaklı mal
üreten ülkeler arasında bulunmaktadır. Economist
Dergisi tarafından hazırlanan raporda 2006 yılında Ukrayna’nın ulaştığı ihracat
gelirinin %43’ünü demir ihtiva eden metallerin ihracından elde ettiği
belirtilmektedir.
(2) Ukrayna’da yerleşik
üretici-ihracatçı firmaların işbirliğinde bulunmamaları ve Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliği
Ticaret Müşavirliği tarafından iletilen görüşlerde üretim miktarına ilişkin
bilgi bulunmaması nedeniyle uluslararası geçerliliği olan veri kaynakları
kullanılmıştır.
(3) Ukrayna’nın yerleşik kapasitesine ilişkin
incelemede ilk elde tüm çelik ürünlerine ilişkin üretim kapasitesi göz önüne
alınmıştır. OECD verilerine göre 2002 yılında 33,1 milyon ton olan toplam ham
çelik üretiminin 2005 yılında 38,6 milyon ton seviyesinde gerçekleştiği
görülmüştür. Aynı çalışmada OECD, 2005–2008 yılları arasında Ukrayna’nın ham
çelik üretimini yıllık %1,6 oranında artıracağını öngörülmektedir
(4) Uluslararası Demir ve
Çelik Enstitüsü verilerine göre soruşturma konusu üründe dünyanın ikinci
büyük ihracatçısı konumunda olan Ukrayna’da 2006 yılında 18,7 milyon ton kütük
üretilmiştir. Öte yandan uzun ürün olarak Ukrayna iç piyasasına sunulan mamul
miktarının 4,5 milyon ton olduğu dikkate alındığında yaklaşık 14,2 milyon
tonluk miktarın ya doğrudan kütük ihracatı veya ihraç
edilecek uzun üründe kullanılma amacıyla üretildiği değerlendirilmektedir.
Ukrayna’daki yerleşik kapasitenin artırılmasına yönelik yatırımlar ve OECD
verileri dikkate alındığında üretimden çok daha düşük seviyede olan Ukrayna iç
piyasa talebinin dışında kalan kütüklerin münhasıran ihracata yönlendirilmekte
olduğu mütalaa edilmektedir.
(5) OECD’nin 2005–2008 yılı
öngörüleriyle paralel bir biçimde 2005 yılından itibaren ivme kazanması
beklenen üretim artışının toplam ihracat miktarına yansıdığı görülmektedir. ITC verileri Ukrayna’nın soruşturma konusu üründeki
ihracatının 2006 yılından 2007 yılına geçişte %15
oranında büyüdüğünü göstermektedir.
ii) Rusya Federasyonu
(1) Türkiye Cumhuriyeti Moskova Büyükelçiliği Ticaret
Müşavirliği’nden edinilen veriler Rusya Federasyonu’nun haddelenmiş ürünlerde
yıllar itibariyle kaydettiği artışı göstermektedir. Raporda 48,5 milyon ton
olan 2002 yılı üretim miktarının %12 oranında artışla 2005 yılında 54,6 milyon
ton düzeyine çıktığı, yerleşik kapasiteye bağlı olarak bu miktarın 2006 yılında
55 milyon ton düzeyine ulaştığı vurgulanmaktadır. Uluslararası Demir Çelik
Enstitüsü verilerine göre ise sürekli döküm suretiyle elde edilmiş çelik
ürünlerinin üretimi 2004 yılında 35,6 milyon ton iken bu miktar 2006 yılında
38,1 milyon tona ulaşmıştır.
(2) Uluslararası Demir ve Çelik Enstitüsü
verilerinin incelenmesi sonucunda Rusya Federasyonu’nda 2006 yılı itibariyle
yaklaşık 27,1 milyon ton kütük üretildiği görülmektedir. Bu miktarın %67’sinin
(18,4 milyon ton) iç piyasaya sürüldüğü tespit edilmiştir. Dolayısıyla
Rusya’nın kolaylıkla ihracata yönlendirebileceği kapasite fazlasının bulunduğu
anlaşılmaktadır. Nitekim ITC verilerine göre
Ukrayna’ya kıyasla çok daha canlı bir iç pazara sahip olmasına rağmen Rusya
Federasyonu, soruşturma konusu maddenin dünyadaki en büyük ihracatçısı
durumundadır. Rusya Federasyonu İktisadi Kalkınma ve Ticaret Bakanlığı
tarafından Nihai Bildirim’e yönelik cevaplarda Rusya’dan gerçekleştirilen
ihracatın miktar itibariyle 2002 yılıyla aynı seviyede olduğu ifade
edilmektedir. Öte yandan 2002 – 2007 yılları arasında Rusya Federasyonu’nun
Türkiye’ye yönelik ihracatının miktar temelinde % 349 arttığı tespit
edilmiştir.
(3) Rusya’nın demir-çelik sektöründe
gözlemlenmesi muhtemel kapasite artışına ilişkin olarak 2005 tarihli bir OECD
çalışmasında ise, Rusya Federasyonu’nda yerleşik üreticilerin 14,9 milyon
tonluk kapasite artışı planladıkları ve bu artışın yıllık 4,6 milyon tonluk
kısmının 2006–2008 döneminde gerçekleştirmeyi öngördükleri belirtilmektedir.
Yine OECD tarafından hazırlanan bir çalışmada Rusya’da ham çelik üretiminde
2005–2008 döneminde yıllık büyümenin %2,8 olacağı öngörülmektedir.
iii) Moldova
(1) Moldova’da demir-çelik sektörü
ülkenin dördüncü en güçlü iş kolu olarak gösterilmektedir. Bu çerçevede Moldova’da yerleşik MMZ (Moldovan Metallurgical Plant) firması kütük ve nihai mamul malların üretiminde
birinci sırada gelmektedir.
(2) Amerika Birleşik Devletleri Ticaret
Bakanlığı tarafından hazırlanan bir raporda 1985 yılında kurulduğu belirtilen
mezkur firmanın üretiminin %95’ini ihraç ettiği belirtilmektedir Firmanın kendi
verileri incelendiğinde 2000 yılında 1,4 milyon ton olan tüm mamullerdeki
üretim miktarının 2004 yılına gelindiğinde %30 artışla 1,8 milyon ton
seviyesine ulaştığı tespit edilmiştir.
b) Soruşturmaya tabi ülkelerin
üçüncü ülkelerde ihraç fiyatları
(1) Soruşturmaya tabi ülkelerin üçüncü
ülkelerde ihraç fiyatlarının gelişimi konusunda Rusya Federasyonu, Ukrayna ve Moldova’nın soruşturma konusu üründe Avrupa Birliği’ne
yönelik ihracatındaki birim fiyatları incelenmiştir.
(2) Gerçekleştirilen incelemede,
soruşturma konusu ülkelerin AB’ye ve Türkiye’ye olan ihracatlarındaki birim
fiyatlar (CIF) mukayese edilmiş ve Rusya Federasyonu,
Ukrayna ve Moldova’nın AB’ye olan birim ihraç
fiyatlarının, Türkiye ihraç fiyatlarından %5 ila %31 arasında değişen oranlarda
daha yüksek olduğu görülmüştür.
c) Soruşturma Konusu Ülkelere Yönelik Diğer Ülkelerde Uygulanan
Ticaret Politikası Önlemleri ve Uygulamaların Etkileri
(1) Soruşturma konusu ülkelere yönelik
olarak üçüncü ülkelerce yürürlüğe konulmuş olan ticaret politikası önlemleri
incelendiğinde Avrupa Birliği (AB) tarafından Rusya ve Ukrayna menşeli bazı
demir/çelik ürünlerine ilişkin kota uygulamasının söz konusu olduğu
görülmektedir.
(2) Bu çerçevede Ukrayna’ya yönelik
olarak 1995 yılından bu yana farklı düzenlemeler altında belirli demir-çelik
ürünlerinde yürürlükte bulunan kota uygulaması, 2007 için 1,32 milyon
düzeyinde gerçekleşmiştir.
(3) 1995–2004 yılları arasında farklı
düzenlemeler çerçevesinde yürürlükte kalmış olan Rusya Federasyonu’na yönelik
kota ise 2007 yılında 2,904 milyon ton ve 2008 yılı için 3,301 milyon ton
olarak tespit edilmiştir.
(4) Şikayete konu madde grubunda ise
Avrupa Birliği tarafından 2006 yılında Rusya Federasyonu’na yönelik kota 46 bin
ton olarak belirlenmişken Ukrayna için bu miktar 30 bin ton seviyesinde
gerçekleşmiştir.
(5) Öte yandan, Avrupa Birliği’nin Rusya Federasyonu’na yönelik olarak
2007 yılında yürürlükte olan dokuz; Ukrayna’ya yönelik yedi dampinge karşı
önlemin üçünün demir/çelikten mamul ürünlere ilişkin olduğu görülmektedir.
(6) Diğer taraftan, Amerika Birleşik
Devletleri anti-damping otoritesi “inşaat demirlerine” yönelik yürütülmüş olan
nihai gözden geçirme soruşturmasının sonucunda Ukrayna ve Moldova’nın
da aralarında bulunduğu ülkeler menşeli “inşaat demirleri”ne ilişkin mevcut
önlemin ortadan kalkması halinde dampingin ve zararın devam edebileceği veya
yeniden meydana gelebileceğine kanaat getirmiş ve mevcut önlemi muhafaza
etmiştir.
(7) Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından soruşturma konusu
ülkelere ilişkin yürütülmekte olan soruşturmaların ve yürürlükte bulunan
ticaret politikası önlemlerinin niteliği ve etkisi incelendiğinde Ukrayna,
Rusya Federasyonu ve Moldova’da yerleşik
üretici/ihracatçıların diğer ülkelere de dampingli fiyatla ihracat
gerçekleştirdikleri gözlemlenmektedir.
(8) Sonuç olarak soruşturma konusu ülkelerin önemli
pazarlara yönelik ihracatlarında engellerin mevcut olması ve AB’nin kota
uygulaması özellikle Rusya Federasyonu ve Ukrayna’yı etkilemektedir. Bu nedenle
anılan ülkelerin büyüyen ve görece kolay nüfuz edebilecekleri pazarlara
yöneldikleri görülmektedir. Nitekim Birleşmiş Milletler’in
uluslararası ticaret istatistikleri özellikle 7207.20 grubunda yer alan
kütüklerde Ukrayna’nın başta Mısır olmak üzere Tunus, Pakistan, Çin Halk
Cumhuriyeti, Tayland, Endonezya, Filipinler; Rusya’nın ise, Mısır, İran, Çin,
Tayland, Filipinler gibi gelişme yolunda bulunan ülkelere yöneldiklerini
göstermektedir.
(9) Türkiye ise hem büyüyen hem de coğrafi anlamda yakın ve tanınan bir pazar
olması nedeniyle soruşturma konusu ülkelerin önde gelen ihracat pazarları
arasında bulunmaktadır.
d) Türkiye Pazarının Önemi
(1) Türkiye’de özellikle son yıllarda büyümekte olan inşaat sektörünün ihtiyaç
duyduğu ana yapı bileşenlerine yönelik talebin artışıyla beraber soruşturma
konusu kütüklere olan yurtiçi talebin de artış gösterdiği görülmektedir.
(2) Uzun ürün, özellikle inşaat demiri tüketiminde 2006 yılında bir önceki yıla
kıyasla % 36,4 oranındaki artış tespit edilmiş olup bu durumun kütük ithalatına
ve iç pazar satışlarına etki eden faktörlerden birisi olduğu düşünülmektedir.
Zira aynı dönemde Türkiye’ye ithal edilen kütüklerin miktarında bir önceki yıla
kıyasla %60 seviyesinde artış yaşanmıştır. İnşaat sektöründe sürmesi muhtemel
büyümenin kütük talebini artıracağı ve Türkiye’yi soruşturma konusu ülkeler
için çok daha cazip bir pazar haline getireceği mütalaa edilmektedir.
(3) Türkiye coğrafi yakınlık nedeniyle soruşturma konusu ülkeler için önemli
bir ihraç pazarı konumundadır. Yakınlık nedeniyle gerek navlun avantajı gerekse
kısa temin süresi ilgili ülke ihracatçılarının Türkiye’ye kütük satmasını
kolaylaştırmakta; bu nedenle Türkiye ihracatçılar için önemini korumaktadır.
(4) Yerli üretim dalına mensup bazı
firmalar bildirdikleri görüşlerde 2008 yılında hammadde, enerji ve navlun
giderlerinde %50’ye varan artışlar oluşacağı ifade edilmektedir. Bu durum
çerçevesinde bilhassa navlun masrafındaki avantaj dikkate alındığında
Türkiye’nin pazar öneminin daha da artacağı düşünülmektedir.
(5) Türkiye’nin büyüyen bir pazar olmasının yanı sıra soruşturma konusu
ülkelerde yerleşik üretici/ihracatçı firmaların uzun yıllar Türkiye pazarında
tesis etmiş oldukları ticari ilişkilerin sağladığı avantajlarla diğer ülkelere
nazaran daha kısa sürede Türkiye piyasasına nüfuz edebildikleri bilinmektedir.
(6) Türkiye’de uzun mamul üretimi için kütüğe ihtiyaç duyan ve kısmen
atıl halde bulunan önemli bir kapasite mevcuttur. Bu sebeple yerli kütük
üreticilerini dikkate alarak rekabetçi bir fiyat sunulması önleme konu ülkeler
için ciddi pazar yaratacak önemli bir unsurdur. Bu durum, bilhassa dünya
piyasasının durgunlaştığı ya da daraldığı dönemlerde
önleme tabi ihracatçılara Türkiye’ye dampingli fiyattan önemli miktarda mal
satma olanağı vermekle birlikte mevcut gümrük vergisi düzeyi, bahse konu
ülkelerden kati ithalatı caydırıcı bir düzeydedir. Dünya piyasalarının büyüdüğü
dönemlerde ise Türkiye pazarı söz konusu gümrük vergisi nedeniyle ancak Dahilde
İşleme Rejimi (DİR) kapsamındaki ithalat için cazip
hale gelmektedir. Bu kapsamda dünya pazarına mal sunan haddehaneler DİR ile gerçekleştirilen ithalatın önemli kullanıcıları
olmayı sürdürmektedir.
(7)
Soruşturmaya tabi ülkelerin tümü için gerçekleştirilen değerlendirme
neticesinde coğrafi açıdan soruşturma konusu ülkelere yakın olan Türkiye
piyasasının mezkur ülkeler için önem arz eden bir pazar olduğu sonucuna
ulaşılmaktadır.
e)
Talebi Etkileyen Unsurlar
(1) Soruşturma konusu ürünün üretim teknolojisi yerli
üretim tarafından da yaygın bir biçimde kullanılmakta olup soru formlarını
cevaplandırmış olan ithalatçılara göre, talebi etkileyen ana etkenlerin başında
soruşturma konusu ülke menşeli kütüklerin fiyatı gelmektedir.
(2) Öte
yandan, soruşturma konusu ülkelerden gerçekleştirilen ithalatta malın istenilen
tarihte temin edilmesinin de talebi etkileyen bir diğer faktör olduğu ifade
edilmektedir.
f) İşbirliğinin Olmaması ve Esas Soruşturmada Tespit Edilen Damping Marjı
(1)
Soruşturmanın başlangıç safhasında gönderilen soru formlarına yanıt alınamamış
olması ve bahse konu ülkelerde yerleşik üretici/ihracatçı firmaların Türkiye’ye
yönelik ilgisinin devam ettiği dikkate alındığında, önlemin yürürlükten
kalkması halinde dampingin devam etmesinin muhtemel olduğu görülmektedir.
(2) Bir önceki nihai gözden geçirme soruşturması
esnasında tespit edilen damping marjları her ne kadar sonraki dönemde demir
çelik piyasalarında önemli değişiklikler gerçekleşmiş olsa da, soruşturma
konusu ülkelerin önlemin yürürlükten kalkması halinde muhtemel davranışlarını
yansıtacak önemli bir gösterge niteliği taşıdığından dikkate alınmıştır.
(3) Buna
göre, bir önceki nihai gözden geçirme soruşturması sırasında üretici-ihracatçı
firmalar için damping miktarı Ukrayna için 73 ABD Doları/Ton, Rusya Federasyonu
için 75 ABD Doları/Ton ve Moldova için 58 ABD
Doları/Ton olarak tespit edilmiştir.
MADDE 9- (1) Yukarıdaki bilgiler çerçevesinde, soruşturma
konusu ülkelerdeki yerleşik kapasitenin mutlak ve Türkiye pazarıyla
karşılaştırıldığında ciddi büyüklükte olduğu; önlemin yürürlükte olduğu dönemde
soruşturma konusu ülkelerde artan yatırımlarla birlikte kapasite artışlarının
söz konusu olduğu; soruşturmaya konu ülkelerde büyüyen ancak yine de kısıtlı
düzeyde kalan iç piyasa nedeniyle bu ülkelerdeki ihracatın arttığı; soruşturma
konusu ülkelere yönelik önemli pazarlardaki önlemler sonucunda bu ülkelerin
büyüyen pazarlara yöneldiği; artan ihracat miktarına karşın Türkiye ihraç
fiyatlarının üçüncü ülkelerdeki ihraç fiyatlarının önemli ölçüde altında
kaldığı; Türkiye pazarının gerek coğrafi yakınlık gerekse büyük haddehane
kapasitesi nedeniyle şikayete konu ihracatçılar için önem arz ettiği ve bu
önemini inşaat sektöründeki büyüme nedeniyle muhafaza ettiği; soruşturma konusu
ülkelerden ithal kütüklerin tercih edilmesinin ana nedenleri arasında
fiyatların ve temin zamanlarının rol oynadığı; önlemin yürürlükten kalkması
halinde üretici/ihracatçı firmaların önlemin mevcut olmadığı bir ortamda
davranışlarını en iyi şekilde yansıtacak olan bir önceki nihai gözden geçirme
soruşturmasında tespit edilen damping marjlarının yüksek oluşu ve ilgili
üretici-ihracatçıların işbirliğinde bulunmamış olmaları dikkate alındığında,
önlemin yürürlükten kalkması halinde dampingin devam etmesinin veya yeniden
meydana gelmesinin muhtemel olduğu değerlendirilmektedir.
(2) Yerli üreticilerce Nihai Bildirme
yönelik iletilen görüşlerde soruşturma konusu ülkelerdeki yerleşik kapasitenin
çok yüksek olduğu; kapasite artışına yönelik yatırımların söz konusu olduğu;
mezkur önlemin yürürlükten kalkması halinde soruşturma konusu ülkelerden toplam
20 milyon tonluk soruşturma konusu ürünün Türkiye’ye yönlendirilebileceği ifade
edilmiştir.
(3) Soruşturma konusu ülkelerdeki mevcut kapasitenin Türkiye’ye hangi şartlar
çerçevesinde yönlendirildiği soruşturma kapsamında incelenmiştir. Netice
itibariyle iletilen görüşler, soruşturmaya konu ülkelerdeki yerleşik kapasiteye
ilişkin bulgulardan önemli derecede farklılık arz etmemektedir.
DÖRDÜNCÜ KISIM
MADDE
10- (1)
Önlemin yürürlükte olduğu dönemde, yerli üretim dalının ekonomik göstergeleri
ve önlemin yürürlükten kalkması halinde zararın devam edip etmeyeceği veya
tekrarlanıp tekrarlanmayacağı incelenmiştir. Bu çerçevede, ithalatın miktarı ve
muhtemel gelişimi, yerli üretimin fiyatlarının ve ekonomik göstergelerinin
gelişimi değerlendirilmiş ve muhtemel fiyat baskısı ve fiyat kırılması
hesaplanmıştır. Gelecek döneme ilişkin öngörülerin daha sağlıklı bir biçimde
ortaya konulabilmesi için 2006 ve 2007 yıllarına ilişkin veriler de
incelenmiştir.
BİRİNCİ BÖLÜM
Önlem Konusu İthalatın Gelişimi
MADDE 11- (1) Mevcut önlemin değişikliğe uğrayarak
yürürlükte kalmaya devam ettiği 2001 yılı sonrasında soruşturma konusu ürünün
tüm ülkelerden gerçekleşen ithalatı 2002 yılında 600.877 ton iken 2005 yılında
930.738 ton seviyesine ulaşmıştır. Bu itibarla 2002–2005 yılları arasında
soruşturma konusu ürünün ithalatı miktar esasında % 55 artış kaydetmiştir.
(2) 2006 yılında ciddi ölçüde
artarak 1.500.058 ton olan toplam ithalat 2007 yılında 2.234.810 ton
seviyesinde gerçekleşmiştir.
MADDE 12- (1) Maddenin soruşturma konusu ülkelerden
gerçekleştirilen ithalatı 2002 yılında 505.957 ton seviyesinde seyrederken %71
oranında artışla 2005’te 897.249 ton düzeyine ulaşmıştır.
(2) 2006 ve 2007 yıllarında
ithalatın sırasıyla 1.451.956 ve 2.061.931 ton olarak gerçekleştiği
görülmüştür.
(3) Soruşturma konusu
ülkelerin toplam ithalat içinde miktar itibariyle payları ise 2002’de %84’ten
2005’te %96’ya yükselmiştir.
(4) Soruşturma konusu
ülkeler menşeli ithalatın 2002–2005 yılları arasında artan bir biçimde dahilde
işleme rejimi (DİR) kapsamında gerçekleştirildiği
görülmektedir. Bu bağlamda soruşturma konusu ülkelerden gerçekleşen toplam
ithalatın içinde DİR çerçevesinde gerçekleşen
ithalatın payı 2002 yılında %72 iken 2005 yılında bu oran %99,67’e, 2007
yılında ise %100’e ulaşmıştır.
MADDE 13- (1) Soruşturma konusu maddenin yurtiçi
tüketimi, şikayetçi ve şikayeti destekleyen firmaların yurtiçi satışları ile
soruşturma konusu ürünün genel ithalatının toplanması suretiyle hesaplanmıştır.
(2) Bu çerçevede hesaplanan
toplam tüketim endeksi, 2002 yılında 100 iken 2002–2005 yılları arasında
sürekli artarak 2005 yılında 153 düzeyine ulaşmıştır. Soruşturma konusu ülkeler
menşeli kütüklerin Türkiye tüketimi içindeki payı ise 2002 yılında 100 iken
2003 yılında 120’ye çıkmış, 2004 yılında 78’e geriledikten sonra 2005 yılında
116 seviyesine yükselmiştir.
Soruşturma konusu maddenin
fiyatlarının gelişimi
MADDE 14 (1) 2002–2005 yılları arasında Ukrayna’dan
gerçekleştirilen soruşturma konusu ürünün ithalat birim fiyatları sırasıyla 171
ABD Doları/Ton, 227 ABD Doları/Ton, 358 ABD Doları/Ton ve 340 ABD Doları/Ton;
Rusya Federasyonu’ndan gerçekleştirilen ithalat ise 169 ABD Doları/Ton, 222 ABD
Doları/Ton, 333 ABD Doları /Ton ve 340 ABD Doları/Ton seviyelerinde
gerçekleşmiştir. Moldova’dan 2004 yılında gerçekleşen
ithalatın birim fiyatı ise 396 ABD Doları/Ton olmuştur.
(2) 2006 yılında Ukrayna ve Rusya Federasyonu’ndan gerçekleştirilen ithalatın
birim fiyatları sırasıyla 383 ABD Doları /Ton ve 384 ABD Doları /Ton olarak
gerçekleşmiştir. 2007 yılında gerçekleşen ithalatın birim fiyatı ise Ukrayna ve
Rusya için sırasıyla 499 ABD Doları /Ton ve 509 ABD Doları /Ton olmuştur.
MADDE
15- (1)
Soruşturma konusu ürünün Rusya Federasyonu, Ukrayna ve Moldova’dan
gerçekleşen ithalatında oluşan fiyatların yerli üretim dalının fiyatları
üzerinde yarattığı fiyat baskısı ve fiyat kırılması ayrı ayrı
hesaplanmıştır.
(2)
Fiyat kırılması hesabında, önlem konusu ülkelerden gerçekleştirilen ithalatın CIF bedeline gümrük vergisi ve gümrük masrafı eklenerek
soruşturma konusu maddenin Türk piyasasına ağırlıklı giriş fiyatı bulunmuştur.
Dampinge karşı önlemin söz konusu olmadığı bir ortamda fiyatların hangi düzeyde
olacağına ilişkin değerlendirmeyi mümkün kılmak amacıyla anılan miktara
dampinge karşı önlem eklenmemiştir. Bu şekilde elde edilen soruşturma konusu
ürünün Türkiye piyasasındaki ağırlıklı ortalama fiyatı yerli üretim dalının
ağırlıklı ortalama yurtiçi satış fiyatları ile mukayese edilmiş ve fiyat kırılması
hesaplanmıştır.
(3) Bu
yolla hesaplandığında 2002–2005 yılları arasında soruşturma konusu ülkelerden
gerçekleştirilen ithalatın Türkiye piyasasına giriş fiyatlarının yerli üretim
dalının yurtiçi ağırlıklı satış fiyatlarının üzerinde olduğu görülmüştür. Sonuç
olarak anılan dönemde dampinge karşı önlem dikkate alınmadığında bile ithalat
fiyatlarının fiyat kırılmasına yol açacak düzeylerde olmadığı tespit
edilmiştir.
(4) Yerli üretim
dalının 2002–2005 döneminde, 2004 yılı istisna teşkil etmek üzere, maliyetin
altında gerçekleştirdiği satışlar göz önünde bulundurularak fiyat baskısı da
hesaplanmıştır.
(5) Bu
hesaplamada, fiyat kırılmasından farklı olarak yerli üretim dalının ticari
maliyetlerine makul kar eklenmiş ve yerli üretim dalının olması gereken yurtiçi
satış fiyatları tespit edilmiştir. Saptanan değerler, soruşturma konusu
maddenin CIF değerine gümrük vergisi ve masrafları
eklenerek dampinge karşı önlem dikkate alınmaksızın tespit edilen Türk pazarına
giriş fiyatıyla karşılaştırılmıştır.
(6)
Gerçekleştirilen karşılaştırma neticesinde Ukrayna menşeli ithalat fiyatlarının
yerli üretim dalı fiyatlarını 2002 yılında CIF
değerinin %13’ü oranında altında olduğu görülmekle beraber, 2003 yılından sonra
tespit edilen değerler sırasıyla %-9, %-23 ve %-0,6 oranlarında
gerçekleşmiştir.
(7) Rusya
Federasyonu menşeli soruşturma konusu maddenin CIF
ithalat fiyatları ise yerli üretim dalının 2002 yılı fiyatlarının %14’ü
oranında altında oluştuğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan 2003–2005 döneminde
ortaya çıkan değerlerin sırasıyla %-7 , %-16 ve %-0,6 olduğu görülmüştür.
(8) Moldova menşeli ithalatın 2004 yılı fiyatları ile yerli
üretim dalı fiyatlarının fiyatları mukayese edildiğinde ise oluşan değerin %-33
düzeyinde olduğu tespit edilmiştir.
(9) Bu
çerçevede tespit edildiği üzere 2002 yılında açık olan fiyat baskısının, önlem
konusu ülkelerden gerçekleşen ithalatın Türkiye piyasasında oluşan fiyatlarının,
yerli üretim dalının olması gereken yurtiçi satış fiyatlarının üzerinde olması
nedeniyle 2003, 2004 ve 2005 yıllarında ortadan kalktığı görülmüştür.
(10)
2002–2005 döneminde fiyat kırılmasının ve 2002 yılı istisna teşkil etmek üzere,
fiyat baskısının mevcut olmayışının nedenleri arasında Türkiye ve dünya
piyasalarındaki canlanmanın ve artan hammadde fiyatlarına paralel biçimde
yükselen satış fiyatlarının etkili olduğu düşünülmekle beraber, soruşturma
konusu maddenin Türkiye piyasasında oluşan fiyatının, yerli üretim dalı yurtiçi
satış fiyatlarından yüksek olmasındaki temel etkenin soruşturma konusu
kütüklere yönelik yürürlükte bulunan %22,4 oranındaki gümrük vergisi olduğu
görülmektedir.
(11) Nihai
Bildirme yönelik bazı üreticilerden alınan görüşlerde soruşturma konusu ülkeler
menşeli kütüklerin gümrük vergisi, dampinge karşı önlem ve sair ithalat
masrafları eklenmemiş fiyatlarının yerli üretim dalı fiyatlarından az olduğu ve
Dahilde İşleme Rejimi kapsamında Türkiye’ye giren soruşturma konusu ürünün
Türkiye piyasasında fiyat beklentilerinin düşmesine sebebiyet verdiği
belirtilmektedir. Bu konu soruşturma boyunca dikkate alınmış olup, soruşturmaya
konu ülkelerin ihraç fiyatları ile yerli üretim dalının fiyatları arasındaki
farkın iddia edilen oranın da üzerine çıkmasının muhtemel olduğu ortaya konulan
değerlendirmeler arasında bulunmaktadır. Bununla birlikte, fiyat kırılması ve
fiyat baskısına yönelik hesaplamalar DİR kapsamında
ithal edilen ürünün sadece ihracata yönelik üretimde kullanılmasının esas
olduğu ve ithal edilen maddeye ilişkin gümrük vergileri dikkate alınarak
yapılmıştır.
İKİNCİ BÖLÜM
Yerli Üretim Dalının Durumu
MADDE 16- (1) Önlem konusu
ithalatın yerli üretim dalı üzerindeki etkisinin belirlenmesinde, yerli üretim
dalını oluşturan Çolakoğlu Metalürji Anonim Şirketi
(A.Ş.), İskenderun Demir ve Çelik A.Ş, İzmir Demir Çelik Sanayi A.Ş. , İçdaş Çelik Enerji Tersane ve Ulaşım Sanayi A.Ş. , Diler
Demir Çelik Endüstrisi ve Ticaret A.Ş. ve Yazıcı Demir Çelik Sanayi ve Ticaret
A.Ş. firmalarının verileri değerlendirilmiştir.
(2) Öte yandan,
eğilimin sağlıklı bir şekilde incelenmesi amacıyla Türk Lirası bazındaki veriler
için yıllık ortalama TEFE kullanılarak enflasyondan arındırılmış reel değerler esas alınmıştır.
a) Üretim
(1) 2002 yılı endeksi 100 kabul
edildiğinde 2003–2005 yılları arasında soruşturma konusu maddenin üretiminin
sırasıyla 108, 129 ve 126 olduğu görülmüştür.
b) İç Satışlar, İhracat ve Fiyatlar
(1) Yurt içi satışlarda miktar temelinde
2002 yılında 100 olan endeksin 2003–2005 döneminde sırasıyla 101, 128 ve 137
düzeyinde gerçekleştiği; diğer taraftan yurtdışı satışların, 2002 yılında 100
olan miktar endeksinin 2003’te 91, 2004’te 198 ve 2005’te 76 olduğu
görülmüştür.
(2) 2002 yılında 100 olan toplam
yurtiçi satış hasılası endeksinin 2003’te 99, 2004’te 166 ve 2005’te 155 olduğu
tespit edilmiştir.
(3) 2002’de 100 olan yurtiçi satış birim
fiyatları endeksinin 2003’te 98, 2004’te 130 ve 2005’te 113 olduğu
saptanmıştır.
c) Dikey Kullanım Oranı
(1) Yerli üretim dalını oluşturan
firmaların imal ettikleri kütüklerin ne kadarını nihai ürün üretiminde
kullandıklarını gösteren dikey kullanım oranı endeksi 2002 yılında 100 iken
2005 yılında 135 seviyesinde gerçekleşmiştir.
(2) Bu çerçevede şikayetçi yerli üreticilerin, 2002–2005 döneminde Türkiye ve
dünya piyasalarındaki gereklilikler çerçevesinde daha çok nihai ürün imalatına
önem verdikleri ve bu durumun dikey kullanım oranlarına yansıyarak dikey
kullanımın artış kaydettiği görülmüştür.
d) Pazar Payı
(1) Önceki bölümde incelenen yerli
üretim dalının Türkiye pazarından aldığı pay dikkate alındığında 2003 yılında
100 olan değerin 2004’te 112; 2005’te ise 101 seviyesine oluştuğu tespit
edilmiştir. Öte yandan 2002–2005 döneminde özellikle uzun ürüne olan talepteki
artışla beraber pazarın da büyüdüğü ve 2002 yılında 100 olan tüketim endeksinin
2005 yılında 153 olduğu görülmektedir.
e) Maliyetler
(1) 2002–2005 döneminde yerli üretim
dalının birim maliyetleri göz önüne alındığında 2002 yılında 100 olan sınai maliyet
endeksinin 2003–2005 döneminde sırasıyla 90, 107 ve 111 olarak gerçekleştiği;
birim ticari maliyet endeksinin ise 2002’de 100, 2003’te 89 seviyesinde
oluşurken 2004’te 105 ve 2005’te 108 olduğu tespit edilmiştir.
f) Ürün Karı
(1) 2002 yılında yerli üretim dalının maliyetin altında satışlar
gerçekleştirmesi nedeniyle endeks eksi değer ile başlatılmıştır. Bu çerçevede
2002 yılında -100 olan ürün toplam karı endeksin 2003’te -11, 2004’te 117, ve
2005’te -97; birim ürün karı endeksinin ise 2003’te -11, 2004’te 92 ve
2005’te -71 seviyelerinde oluştuğu görülmüştür.
g) Kapasite ve Kapasite Kullanım Oranı (KK0 %)
(1) Yerli üretim dalı
bakımından 2002 yılında 100 olan kapasite endeksinin 2003–2005 döneminde sırasıyla
100, 118 ve 110 olduğu tespit edilmiştir. 2005 yılında kapasitede görülen
düşüş, yerli üretim dalını oluşturan firmalardan bir tanesinin bir üretim
ocağını kapatması neticesinde ortaya çıkmıştır.
(2) Kapasite kullanım oranlarının ise 2002 yılında %82 iken 2003’te %88,
2004’te %90 ve 2005’te %94 olduğu görülmüştür.
h) Stoklar
(1) 2002–2005 dönemin üretim artışıyla
birlikte yerli üretim dalının stoklarında artış tespit edilmiş olup 2002
yılında 100 olan endeksin 2003’te 216, 2004’te 222 ve 2005’te 240 düzeyinde
olduğu görülmüştür. Yerli üretim dalının stok miktarının, üretim miktarının
belirli bir düzeyini aşmadığı görülmüştür.
i) İstihdam ve Verimlilik
(1) Zarar inceleme döneminde 2002
yılında 100 olan direkt/doğrudan işçi istihdam endeksinin 2003’te 106, 2004’te
109 ve 2005’te 104 seviyesinde gerçekleştiği tespit edilmiş; verimliliğin ise
2002’de 100, 2003’te 101, 2004’te 118 ve 2005’te 121 olduğu saptanmıştır.
j) Nakit Akışı
(1) 2002 yılında maliyet altında yapılan
satışlar nedeniyle -100 olan nakit akışı endeksinin, 2003’te 131, 2004’te 459
düzeyinde gerçekleştiği 2005’te ise gerileyerek -141’e düştüğü görülmüştür.
k) Aktif Toplamı
(1) Yerli üretim dalını oluşturan firmaların
tüm ürünlerdeki üretim faaliyetlerine yönelik toplam aktifler için 2002’de 100
olan endeks 2003’te 113, 2004’te 178 ve 2005’te yine 178 seviyelerinde
oluşmuştur.
l) Özsermaye Artışı
(1) 2002–2005 yılları arasında özsermaye endeksi 100, 138, 249 ve 248 seviyelerinde
gerçekleşmiştir.
m) Yatırımlardaki Artış
(1) 2002–2005 yılları arasında yerli
üretim dalının yenileme ve tevsi yatırımları incelendiğinde 2002 yılı için 100
olan endeksin 2003–2005 arasında tevsi yatırımlarında sırasıyla 193, 328 ve
785, yenileme yatırımları içinse 40, 162 ve 224 olduğu görülmüştür.
n) Net Satış Toplamı
(1) Yerli üretim dalının soruşturma konusu ürün de dahil olmak üzere ürettiği
tüm maddelere yönelik olarak sunulan net satış toplamı endeksinin 2002 yılında
100 olan değerinin 2003–2005 yılları arasında sırasıyla 108, 161 ve 134 olduğu
görülmüştür.
n) Dönem
Net Karı
(1) Yerli üretim dalının üretimini
gerçekleştirdiği tüm ürünlere yönelik sunulan dönem net karı endeksinin 2002
yılında 100 olan değerinin 2003’te 1.701, 2004’te 5.590 olduğu 2005 yılında ise
gerileyerek 93’e düştüğü tespit edilmiştir.
MADDE 17- (1) 2002–2005 yılları arasında yerli üretim dalının
üretim, iç satışlar, kapasite, kapasite kullanım oranı, verimlilik, yatırımlar,
öz sermaye, net satış toplamı ve dönem net karı gibi göstergelerindeki iyileşme
dikkati çekmektedir.
(2) Diğer taraftan hammadde fiyatlarında
gözlemlenen artışın da etkisiyle 2002’de 100 olan birim sınai maliyetin 2005’te
111’e çıktığı görülmektedir. Birim ticari maliyetteki artışlar ise birim sınai
maliyetin gerisinde kalmıştır. Genel giderlerdeki olumlu seyir, artan
satışların yanı sıra yerli üretim dalını oluşturan firmaların maliyetlerini
sağlıklı bir biçimde kontrol altında tuttuklarını da göstermektedir.
(3) Yurtiçi satış fiyatlarının,
maliyetlerden daha fazla arttığı göz önüne alındığında ise toplam ve birim ürün
karlılığında 2002 yılından 2005 yılına iyileşme olduğu saptanmaktadır.
(4) Öte yandan 2004 ve 2005 yılları
birlikte değerlendirildiğinde 2005 yılında yerli üretim dalının bazı ekonomik
göstergelerinde bozulmaların mevcut olduğu görülmektedir. Bu çerçevede üretim
ve yurtiçi satışlarda gerilemenin yanı sıra; artan maliyetler nedeniyle ürün
karlılığında da bozulmalar tespit edilmiştir. Ürün karlılığındaki azalma nakit
akışının da tekrar negatife dönmesine neden olmuş ve yerli üretim dalı net
dönem karı azalmıştır.
(5) Yerli üretim dalı göstergelerinde
2005 yılında gözlemlenen bozulmaya karşın yerli üretim dalının net dönem
karında ortaya çıkan pozitif değerler net dönem karının yerli üretim dalının
ürettiği tüm ürünlere yönelik olmasından kaynaklanmaktadır. Bu itibarla,
soruşturma konusu kütüklere ilişkin 2005 yılı ekonomik göstergelerinde
gözlemlenen gerilemeye rağmen yerli üretim dalının nihai ürünlerdeki karlı
satışları tüm ürünlerdeki toplam karlılığın devamını sağlamıştır.
(6) Yerli üretim dalının kapasite ve kapasite kullanım oranına ilişkin veriler
incelendiğinde bilhassa kütükten mamul nihai ürünlerin ihracatında ve iç
talebindeki artışla beraber artan ihtiyacı karşılama yönünde kapasite kullanım
oranının yükseldiği fakat yeterli olamayan kapasite neticesinde doğan arz
açığının ithalat ile kapatıldığı düşünülmektedir. Öte yandan, anılan
firmalardan bazıları gelecek iki ila üç yıl içerisinde kütük ve uzun ürün
üretimini ikinci plana alarak, slab ve yassı ürün
imalatına ağırlık verecek yatırımlar gerçekleştirdiklerini ifade etmişlerdir.
Bu çerçevede söz konusu yatırımların hayata geçmesi
halinde kütük üretiminde kapasite düşüşünü söz konusu olacaktır.
(7) Nihai Bildirime ilişkin
yerli üretim dalı tarafından bildirilen görüşlerde bazı firmaların uzun üründen
yassı ürüne geçişte bir takvimi olsa dahi bunun ne
zaman ve nasıl gerçekleşeceğinin bilinmediği ifade edilmektedir. Bu konuda
yerli üretim dalına mensup ilgili firmalardan temin edilen bilgiler
çerçevesinde yassı ürüne yönelik geçişin hangi
takvime göre nasıl işleyeceği ve yatırımların olası faaliyete geçme tarihlerine ilişkin bilgiler Müsteşarlığın uhdesinde
bulunmakta olup bu durum konuya ilişkin yapılan değerlendirmelerde dikkate
alınmıştır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Zararın Devamı veya Yeniden Meydana
MADDE 18- (1) Yönetmelik’in 35’inci maddesi hükümleri
gereğince, bu bölümde önlemin sona ermesi halinde zararın devamı veya yeniden
meydana gelmesinin muhtemel olup olmadığı değerlendirilmektedir. Bu kapsamda,
taraflarca ortaya konulan ve yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen veriler
çerçevesinde; soruşturmaya konu ithalatın muhtemel seviyesi ve fiyatları ile
bunun yerli üretim dalının fiyatları üzerindeki beklenen etkisi, önlem konusu
ülkelerdeki sektörün durumu ve Türkiye’ye yönlendirebilecekleri kapasitelerinin
bulunup bulunmadığı ve önlemin yürürlükten kalkması durumunda soruşturmaya konu
ithalatın yerli üretim dalı üzerindeki muhtemel etkileri incelenmektedir.
(a)
Soruşturmaya konu ithalatın
muhtemel seviyesi
(1) Soruşturmaya konu Rusya
Federasyonu, Ukrayna ve Moldova menşeli soruşturma
konusu ürün ithalatının 2002–2005 döneminde miktar itibariyle ortaya koyduğu
artış eğilimi 2006 yılında da devam etmiş ve ithalat bir önceki yıla kıyasla
%61 artarak 1.500.058 ton düzeyine ulaşmıştır.
(2) Nitekim 2007 yılında
soruşturma konusu ürünün tüm ülkelerden gerçekleştirilen ithalat 2.234.810 ton
seviyesine, soruşturma konusu ülkeler menşeli ithalatı ise 2.061.931 tona
ulaşmıştır.
(b)
Önleme tabi ülkelerdeki sektörün
durumu, mevcut kapasitenin Türkiye’ye yönlendirilebilme olasılığı
(1) Önceki bölümlerde incelendiği üzere soruşturma konusu ülkelerde gerek
soruşturma konusu kütüklerin gerekse diğer nihai ürünlerin üretimine ilişkin
yerleşik kapasitenin artırılması yönünde yatırımlar sürmekte ve bu durumun
görünen etkisi artan ihracat rakamlarına da yansımaktadır.
(2) Daha önce incelendiği üzere soruşturma konusu ülkelerdeki üretimin önemli
bir kısmı bu ülkelerde iç pazarın sınırlı olması nedeniyle ihracata
hasredilmektedir.
(3) Öte yandan soruşturma konusu ülkeler bakımından önemi haiz pazarlara giriş
olanaklarının ticaret politikası önlemleri nedeniyle kısıtlı olmasının bahse
konu ülkeleri gelişme yolundaki ülke pazarlarına yönlendirdiği görülmektedir.
(4) Bu çerçevede Türkiye’nin büyüyen bir pazar olması, coğrafi açıdan
yakın olması, Türkiye’de yerleşik haddehane kapasitesinin yüksek oluşu ve soruşturmaya
tabi ülkelerde yerleşik üretici/ihracatçıların yerleşik ticari bağlantıları ve
dağıtım kanallarıyla Türkiye piyasasına hızlı bir biçimde nüfuz edebilmeleri
nedeniyle soruşturma konusu ülkeler için Türkiye önemli bir ihracat pazarı
durumundadır.
(c)
İthalatın muhtemel fiyatları ve
damping
(1) Soruşturma konusu ülkelerden gerçekleşen soruşturma konusu ürün ithalatının
fiyatları incelenirken iki yönlü bir değerlendirmeye gidilmiş olup, yıllar
itibariyle yerli üretim dalı üzerindeki fiyat baskısı ve fiyat kırılması
bulunup bulunmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır.
(2) 2004 yılı istisna teşkil etmek üzere soruşturma konusu ülkeler menşeli
ithalatın gümrük vergisi ve sair masraflar eklenmemiş CIF
temelindeki fiyatlarının yerli üretim dalının ticari maliyetlerinin altında
olduğu tespit edilmekle birlikte yürürlükteki %22,4 oranındaki gümrük
vergisinin etkisiyle soruşturma konusu ithalatın Türkiye piyasasında oluşan
birim fiyatı yerli üretim dalının olması gereken yurtiçi satış fiyatlarının
üzerinde gerçekleşmektedir.
(3) Diğer taraftan Raporun önceki bölümlerinde incelendiği üzere şikayete konu
ülkelerde kütüklere yönelik oluşan fiyat uygulamaları dampingin devamı veya
tekrarı konusunda önemli bir gösterge niteliği taşımaktadır.
(d) Mevcut önlemin etkinliği, yerli üretim dalının durumu ve soruşturma konusu
ithalatın muhtemel etkileri
(1) 2007 yılı verileri itibariyle ton başına yaklaşık 500 Doları düzeyinde olan
soruşturma konusu ülkeler menşeli kütüklerin ihraç fiyatı dikkate alındığında
mevcut önlemin yerli üretim dalını koruma özelliğinin CIF
ihraç fiyatının % 1’i civarında kaldığı tespit edilmiştir. Mevcut önlemin artan
kütük fiyatlarıyla önlemin koruma sağlayacak düzeyde olmadığı saptanmıştır.
(2) Meri önlemin etkinliği konusunda
Nihai Bildirime yönelik görüşlerde soruşturma konusu ülkeler menşeli kütüklerin
bu ülkelerdeki maliyet avantajı nedeniyle yerli üretim iç piyasa satış
fiyatlarından daha düşük bir fiyata ihraç edilebildiği ve yerleşik kapasite
nedeniyle büyük miktarlarda soruşturma konusu ürünün Türkiye’ye
yönlendirilebileceği ve böyle bir ortamda mevcut önlemin koruma özelliğinin
önem arz ettiği belirtilmiştir.
(3) Yerli üretim dalı tarafından Nihai Bildirme yönelik verilen bu görüşler
dikkate alınmıştır. Öte yandan ithal fiyatları ile yerli üretim dalının yurtiçi
satış fiyatları arasındaki farkın görüşlerde ortaya konulan orandan daha fazla
olabileceği; bu durumun önlemin koruma düzeyiyle doğrudan bağlantılı olmadığı;
ton başına 4 ve 7 ABD Doları seviyesinde bulunan önlemin muhtemel damping
düzeyine karşı etkin olmadığının sunulan görüşlerle de teyit edildiği; bununla
birlikte halihazırda yürürlükte olan gümrük vergisi dikkate alındığında yerli
üretim dalını koruyacak bir enstrümanın mevcut olduğu; yerli üretim dalının
gümrük vergisi ile dampinge karşı önlemi karıştırarak gümrük vergisinin
yürürlükten kaldırılacağı yönünde yanlış bir yargıya kapılmış olabileceği
mütalaa edilmektedir.
(4) Yerli üretim dalının ekonomik göstergeleri bir bütün olarak
değerlendirildiğinde ise 2002–2005 yılları arasında göstergelerde iyileşme
tespit edilmektedir. Bu çerçevede soruşturma konusu kütüklerden mamul nihai mal
fiyatlarının kütük fiyatlarının önemli ölçüde üzerinde olmasının ve bu ürünlerde
gerçekleştirilen satışların yerli üretim dalını oluşturan firmaların
karlılığını artırdığı ve bu durumun yerli üretim dalının göstergelerine olumlu
yansıdığı görülmektedir.
(5) Bu çerçevede 2000’li yılların başından bu yana Çin Halk Cumhuriyeti başta
olmak üzere dünya genelinde büyüyen talep ve hammadde piyasasında karşılaşılan
darboğaz gibi etkenlerle gerek kütüklerin gerekse kütükten mamul nihai
ürünlerin fiyatında gözlemlenen artış, Türkiye’de ve dünyada demir-çelik
sektöründe canlanmaya sebebiyet vermiş ve 2004 yılı bu eğilimin en güçlü
hissedildiği yıl olmuştur. 2004 yılında gözlemlenen fiyat artışlarının anılan
etkenlerin yanı sıra ABD Dolarının 2004 yılında değer kaybına uğraması gibi
tali nedenlerden kaynaklandığı görülmektedir.
(6) Öte yandan, 2005 yılında 2000’in başından bu yana gözlemlenen eğilimin
aksine fiyat artışları kaydedilmemiştir. Bu çerçevede, demir üretiminde
kullanılan kömür fiyatlarındaki düşüş, fiyatların yüksek olduğu 2004 döneminde
ortaya çıkan arz fazlası ve Çin’de demir-çelik ihracatı üzerinde söz konusu
olan %13 oranındaki vergi iadesinin ortadan kalkması sonucu iadeden istifade
eden firmaların hammadde piyasasında yaratıkları tesir ve buna benzer sebepler
2005 yılında demir-çelik ürünlerinin fiyatlarında bir gerileme yaşanmasına
neden olmuştur. Dünya çapında yaşanan bu gerileme yerli üretim dalı üzerinde de
etkisini göstermiş ve yerli üretim dalının gerek yurtiçi gerekse yurtdışı satış
fiyatları düşerken ortaya çıkan piyasa şartları neticesinde ekonomik
göstergelerde bazı bozulmalar yaşanmıştır.
(7) Netice itibariyle yerli üretim dalında 2005 yılında yerli üretim dalında
gözlemlenen durumun mutlak zarar halini işaret etmediği ancak dünya
piyasalarında özellikle fiyatlarda yaşanan nispi gerilemeye paralel şekilde
göreceli bir bozulmayı gösterdiği düşünülmektedir. Nitekim yerli üretim dalını
oluşturan bazı şikayetçi yerli üreticilerce sunulan 2006 yılına ait verilerde
firmaların yurtiçi satış fiyatlarındaki artışın, ticari maliyetlerdeki artıştan
fazla olduğu ve gerek soruşturma konusu kütüklerde gerekse diğer nihai
ürünlerde gerçekleştirilen karlı satışların veri sunan firmaların genel
karlılığını artırdığı görülmektedir. Bu kapsamda önlem konusu ülkeler menşeli
ithalatın yerli üretim dalı üzerinde fiyat kırılması ve baskısına neden
olmadığı da dikkate alındığında bahse konu ithalatın, yerli üretim dalının
ekonomik göstergelerinde 2005 yılında ortaya çıkan bozulmanın kaynağı olmadığı
mütalaa edilmektedir.
(8) OECD’nin gerçekleştirdiği öngörülerde halihazırda 1,231 milyar ton
seviyesinde bulunan dünya çelik tüketiminin 2011 yılında 1,500 milyar ton 2015
yılında ise 1,820 milyar ton olacağı belirtilmektedir. Yerli üretim dalının
kütükler ve inşaat demirlerindeki ana ihraç pazarı olan Ortadoğu ve Kuzey
Afrika ülkeleri incelendiğinde ise Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan,
Mısır gibi ülkelerde, yüksek petrol gelirleriyle desteklenen ekonomik büyümenin
devam edecekleri tahmin edilmektedir. Söz konusu ülkelerdeki ekonomik büyümenin
2009 yılı itibariyle yıllık %5,6 ila %8,2 arasında değişen oranlarda olacağı
öngörülmektedir.
(9) Ekonomik büyümeyle yakından ilişkili olan çelik tüketiminin bu ülkelerdeki
kütük ve uzun ürün talebini artıracağı ve bu durumun yerli üretim dalının dış
satışlarına olumlu yansıyacağı düşünülmektedir. Nitekim, Uluslararası Uzun
Çelik Ürünleri Üreticileri Birliği (IREPAS) 2007
toplantısında sunulan veriler 2002 yılında 361 milyon ton olan dünya uzun ürün
tüketiminin %57 nispetinde artışla 2007 yılı sonunda 567 milyon tona
ulaşacağını öngörmüştür. Diğer taraftan 2002 yılında 133 milyon ton olan dünya
inşaat demiri tüketiminin ise IREPAS öngörüleri
çerçevesinde 2007’de 212 milyon ton ve 2009 yılında ise 224 milyon ton
seviyelerinde gerçekleşmesi beklenmektedir.
(10) Bu bağlamda Türkiye İstatistik Kurumu verileri incelendiğinde 2006 yılında
Türkiye’den gerçekleştirilen demir-çelik mamulleri ihracatında uzun ürünlerin
4,66 milyar dolar ile birinci sırada geldiği ve bu grup içinde yer alan inşaat
demirlerinin ihracat miktarının ise 2005 yılıyla kıyaslandığında %29,7
oranında arttığı görülmektedir.
(11) Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri’nde ortaya
çıkan finansal dalgalanmanın, dünya ekonomik büyüme
öngörülerini nasıl etkileyeceği belirsiz olduğundan, halihazırdaki durumun
demir/çelik talebine ne zaman ve ne şekilde tesir edeceği müphem bir konudur.
Buna karşılık Uluslararası Demir Çelik Enstitüsü’nün öngörülerine göre Amerika
Birleşik Devletleri’nde ekonomik bir gerilemenin yaşanmayacağı ve Türkiye yerli
üretim dalının ana ihraç pazarı olan Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki güçlü
büyümenin devam etmesi beklenmektedir.
(12) Türkiye iç pazarına yönelik inceleme çerçevesinde, 2006 yılının ilk altı
aylık verileri ile karşılaştırıldığında 2007 yılının Ocak-Haziran döneminde
Türkiye pazarında uzun ürün tüketiminde görülen %14,8 oranındaki artışın
devamlılık arz etmesi halinde mevcut talep artışının soruşturma konusu
kütüklere iç talebi artıracağı öngörülmektedir. Bu çerçevede Türk inşaat
sektörünün 2005 ve 2006 yıllarında kaydettiği %20 nispetindeki büyümenin
gelecek dönemde de devam etmesi halinde uzun ürüne olan talebin 2007
verileriyle ortaya konulduğu üzere artacağı düşünülmektedir.
(13) Diğer taraftan, soruşturma konusu ülkelerden 2007 yılında Türkiye’ye
gerçekleştirilen ihracatın fiyatlarının 2005 yılına kıyasla %48; inşaat
demirlerinin dünya fiyatlarının ise 2007 yılının ilk üç ayında 2006 yılının
aynı dönemine nazaran %18 daha yüksek olduğu görülmektedir. Yerli üretim dalı
tarafından sağlanan veriler esas alındığında kütüklerin ağırlıklı yurt içi
birim satış fiyatının ise 2002–2005 döneminde %67, 2006 yılında ise bir
önceki yıla nazaran %21 oranında artış kaydettiği görülmektedir.
(14) Gerek Türkiye piyasasında gerekse uluslararası piyasalarda mevcut ve
beklenen fiyat artışlarının önemli ölçüde talebin halihazırdaki arzla
karşılanamadığı hammadde piyasasında oluşan fiyatlar neticesinde meydana
geldiği düşünülmektedir. Nitekim demir cevheri fiyatlarının 2002 yılıyla
kıyaslandığında %189 daha pahalı olduğu görülmekte olup demir/çelik
hurdasındaki arz açığının gelecek dönemde hurda fiyatlarını daha da yükseltmesi
yönünde beklenti mevcuttur. Bu bağlamda bilhassa Rusya Federasyonu ve
Ukrayna’da yerleşik ark ocaklı işletmelerin üretimlerinde ve kapasitelerindeki
artışla beraber bu ülkeler menşeli demir/çelik hurdasının ihracatında
gözlemlenen düşüşünün devamlılık göstereceği ve bu durumun hurda piyasasındaki
arz sıkıntısını artıracağı öngörülmektedir.
(15) Önleme konu ülkelerde kütük fiyatlarının tespitinde da dünya
piyasalarındaki gelişmelerin dikkate alındığı ve 2003 sonrasında ihraç
fiyatlarının yerli üretim dalı fiyatlarını baskı altında tutacak düzeylere
inmediği; bu ülkelerden gerçekleştirilen ithalatın neredeyse tamamının dahilde
işleme rejimi kapsamında gerçekleştirildiği görülmüştür. Bu durum bir yandan
%22,4 düzeyindeki gümrük vergisinin yalnız dahilde işleme rejimi ile mezkur
ülkelerden gerçekleştirilen ithalatı cazip kılması öte yandan dünya
piyasalarındaki olumlu gelişmelerden faydalanmayı hedefleyen haddehanelerin de
ihracat amacıyla dahilde işleme rejimi kapsamındaki ithalatlarının önemli derecede
arttırmalarından kaynaklanmaktadır.
(16) Sonuç olarak, demir-çelik iç piyasasının dünya piyasalarındaki
gelişmelerden etkilenmekte olduğu; gerek Türkiye gerekse dünya pazarında bir
büyüme sürecinin yaşanmakta olduğu ve bu durumun bir yandan arz kapasitelerinin
artmasına neden olurken diğer yandan hammadde ve ara/nihai ürün fiyatlarını
ciddi bir biçimde yukarı çektiği; bir şikayetçi yerli üretici dışında kütük
üretiminin önemli bir bölümünü nihai ürün üretiminde kullanan yerli üretim dalının
bu gelişmelerden olumlu etkilendiği anlaşılmaktadır.
(17) Öte yandan, artış gösteren soruşturma konusu kütüklerin satış fiyatlarıyla
karşılaştırıldığında mezkur dampinge karşı önlemin yerli üretim dalını koruma
özelliğini yitirmiş olması; yerli üretim dalını oluşturan firmalardan
bazılarının yatırım planlarının uzun ürün üretiminden yassı ürün üretimine
kaydırmakta olmaları neticesinde kütük imalatında gelecek dönemde kapasite
artışına dönük bir işaretin bulunmaması ve en önemlisi yerli üretim dalının,
mevcut piyasa şartlarının ve gerek kütüklerdeki gerekse nihai mallardaki fiyat
ve talep artışının öngörüldüğü biçimde bir yön takip etmesi durumunda
karlılığını devam ettireceği beklentisi dikkate alındığında mevcut önlemin
ortadan kalkması halinde dahi mevcut gümrük vergisi oranlarıyla yerli üretim
dalının soruşturmaya konu ülkeler menşeli damping nedeniyle iç piyasada zarar
haliyle karşı karşıya kalmayacağı mütalaa edilmektedir.
BEŞİNCİ KISIM
Diğer Unsurlar
MADDE 19-(1) Yerli üretim
dalının durumuna ilişkin dile getirilen görüşlerde inceleme dönemi sonrasında
kapalı olan veya düşük kapasiteyle çalışan bazı firmaların tekrar faaliyete
geçmiş veya kapasitelerini artırmış oldukları vurgulanmamıştır. Bu çerçevede
İdarenin bu hususu dikkate almadığı belirtilmiştir. Bu hususta önem arz eden
nokta söz konusu yeniden açılış veya kapasite artırımların görüşlerde de
belirtildiği üzere inceleme döneminden sonra ortaya çıkmış olmasıdır. Kaldı ki
görüşlerde yeniden faaliyete geçtikleri belirtilen
firmalardan bir tanesi hariç olmak hiçbirisi ne şikayetçi ne de şikayeti
destekleyen firma olarak başvuruda bulunmuştur. Öte yandan önceden düşük kapasiteyle
çalışan veya hiç faaliyet göstermeyen üreticilerin tekrar piyasaya girmeleri
sektörde iyileşmenin söz konusu olduğunu da göstermektedir.
(2) Nihai Bildirime ilişkin yerli üretim
dalı tarafından verilen görüşlerde talepte canlanmanın söz konusu olduğuna;
yeni yatırımların mevcudiyetine ve üreticilerin piyasa ihtiyaçlarına cevap
verme yönünde hassasiyetlerinin bulunduğuna dikkat çekilmektedir. Bu görüşler
de aynı şekilde piyasanın arz ve talep yönlerindeki olumlu seyrine örnek teşkil
etmektedir.
MADDE 20-(1) 2002–2005 döneminde miktar itibariyle %71 oranında
artan soruşturma konusu ülkeler menşeli ithalatın dünya demir-çelik talep artışında
ciddi bir bozulma olmaması durumunda gelecek dönemde de artış kaydetmesinin
muhtemel olduğu düşünülmekle beraber bu artışın dahilde işleme rejimiyle
gerçekleştirilen ithalat kapsamında ortaya çıkması beklenmektedir. Bu
çerçevede 2006 ve 2007 yılı verileri bu öngörünün gerçekleştiğini
göstermektedir.
MADDE 21-(1) 2002–2005 yılları arasında soruşturma konusu
üründe üçüncü ülkelerden gerçekleştirilen ithalat incelendiğinde tüm ülkelerin
toplam ithalat içindeki paylarının devamlı düştüğü ve 2005 yılına gelindiğinde
bu payın %3,60 seviyesinde olduğu görülmektedir. Bununla birlikte üçüncü
ülkelerden gerçekleştirilen ithalatın seyrinin mevcut önlemin yürürlükten
kalkması dampingin devam edeceği veya tekrarlanabileceği tespitini ortadan
kaldıracak bir niteliği tespit edilememiştir.
ALTINCI KISIM
Sonuç
MADDE 22-(1) Soruşturma sonucunda, meri önlemin yürürlükten kalkması
halinde dampingin devam etmesinin veya tekrarlanmasının muhtemel olduğu değerlendirilmekle
beraber, yerli üretim dalı üzerinde zararın devam etmesinin veya yeniden
meydana gelmesinin muhtemel olduğuna kanaat getirilmediği için İthalatta Haksız
Rekabeti Değerlendirme Kurulu’nun kararı ve ilgili Devlet Bakanı’nın onayıyla
adı geçen ülkeler menşeli önlem konusu ürüne yönelik 2001/3 sayılı İthalatta
Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ kapsamında yürürlükte olan dampinge
karşı önlemin yürürlükten kaldırılmasına karar verilmiştir.
MADDE 23 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 24 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın bağlı
olduğu Bakan yürütür.