Tebliğler · Resmî Gazete: 2013-11-21
Resmî kaynak: https://kms.kaysis.gov.tr/Home/Goster/42894
İTHALATTA HAKSIZ REKABETİN ÖNLENMESİNE İLİŞKİN TEBLİĞ
(TEBLİĞ NO: 2013/23)
BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Bilgi ve İşlemler
MADDE 1
– (1) Anadolu Motor Üretim ve Pazarlama A.Ş. (Anadolu Motor) tarafından yapılan
başvuru üzerine, Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) ve Hindistan menşeli gücü 15kW’ı
geçmeyen dizel motorlar için 3/8/2012 tarihli ve 28373 sayılı Resmî Gazete’de
yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No:
2012/18) ile başlatılan damping soruşturması, T.C. Ekonomi Bakanlığı (Bakanlık)
İthalat Genel Müdürlüğü (Genel Müdürlük) tarafından yürütülerek tamamlanmıştır.
MADDE 2
– (1) Bu Tebliğ, 14/6/1989 tarihli ve 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin
Önlenmesi Hakkında Kanun, 20/10/1999 tarihli ve 99/13482 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı ile yürürlüğe konulan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında
Karar ve 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan
İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmelikten oluşan ithalatta
haksız rekabetin önlenmesi hakkında mevzuat hükümleri çerçevesinde yürütülen
damping soruşturması sonuçlarını içermektedir.
MADDE 3
– (1) Başvuru sahibi Anadolu Motor firması, soruşturma dönemi olarak belirlenen
2011 yılında soruşturma konusu ürünün Türkiye’deki üretiminin %85’ini
gerçekleştirmektedir. Bu nedenle, Yönetmeliğin 20 nci maddesi çerçevesinde
yerli üretim dalını temsil niteliğini haiz olduğu tespit edilmiştir. Soruşturma
sürecinde bu tespiti değiştirecek herhangi bir somut bilgi alınmamıştır.
MADDE 4
– (1) Soruşturma açılmasını müteakip, başvuruda belirtilen ve Bakanlıkça tespit
edilen soruşturmaya konu ürünün ithalatçılarına, soruşturma konusu ülkelerde
yerleşik bilinen üretici/ihracatçılarına ve soruşturmaya konu ülkelerin
Ankara’daki Büyükelçiliklerine soruşturmanın açılışına ilişkin bildirimde
bulunulmuştur.
(2) Bildirimde,
soruşturma açılış Tebliğine, başvurunun gizli olmayan metnine ve soru
formlarına nereden erişileceği hususunda bilgi verilmiştir.
(3) Taraflara
soru formunu yanıtlamaları için posta süresi dahil 37 gün süre tanınmıştır.
İthalatçı ve soruşturma konusu ülkelerdeki üretici/ihracatçıların süre uzatımı
yönündeki makul talepleri karşılanmıştır.
(4) Yerli
üretim dalı soruşturma süresi boyunca Bakanlık ile işbirliği içinde olmuş ve
gerektiğinde talep edilen ilave bilgi ve belgeleri temin etmiştir.
(5) Soruşturma
konusu ürünün ithalatını yaptığı tespit edilen ve kendilerine soru formu
gönderilen firmalardan 18 tanesi ithalatçı soru formunu tam ve eksiksiz
cevaplandırmıştır.
(6)
Hindistan’da yerleşik üretici/ihracatçılardan Greaves Cotton Limited (Greaves)
firması ile ÇHC’de yerleşik Changzhou Changfa Imp. & Exp. Co., Ltd.
(Changfa) firmaları üretici-ihracatçı soru formlarına usulüne uygun olarak
cevap vermiş ve soruşturma süresince işbirliği içinde bulunmuşlardır.
Firmaların soru formlarına verdikleri cevapların incelenmesi neticesinde tespit
edilen eksiklikler firmalara bildirilmiş, her iki firma da bu eksikliklere
ilişkin cevaplarını kendilerine tanınan süreler içerisinde Bakanlığa
iletmiştir.
(7) Soruşturma
sonucunda alınacak karara esas teşkil edecek bilgi, bulgu, tespit ve
değerlendirmeleri içeren nihai bildirim, 27/6/2013 tarihinde ÇHC ve
Hindistan’ın Ankara’daki Büyükelçilikleri ile soruşturma sırasında işbirliğinde
bulunan ithalatçılara, soruşturmaya konu ülkelerde yerleşik işbirliğinde
bulunan üretici/ihracatçılara ve yerli üretim dalına iletilmiştir. Adı geçen tüm
taraflara nihai bildirime ilişkin görüş bildirmeleri için uygun bir süre
tanınmış, nihai bildirime cevap verme süresinin uzatılması yönündeki makul
talepler karşılanmıştır.
(8) Nihai
bildirim sonrasında soruşturma konusu ürünün ithalatçıları ile yerli üretim
dalından gelen dinleme toplantısı talepleri kabul edilmiştir. Bu çerçevede,
talep eden ithalatçı firmalar ile yerli üretim dalının katılımı ile 15/7/2013
tarihinde kamu dinleme toplantısı düzenlenmiştir.
(9) Tarafların
soruşturma boyunca ve nihai bildirim sonrasında ortaya koyduğu tüm bilgi, belge
ve görüşler incelenmiş, mezkûr görüşlerden soruşturma kapsamında
değerlendirilebilecek olanlara bu Tebliğin ilgili bölümlerinde yer verilmiştir.
Ayrıca, ilgili taraflardan alınan bilgi ve belgelerin gizli olmayan nüshaları,
talep eden bütün ilgili tarafların bilgisine sunulmak üzere hazır tutulmuştur.
MADDE 5
– (1) Yönetmeliğin 21 inci maddesi çerçevesinde yerli üretici Anadolu Motor
firmasının İstanbul Kartal’daki idari ofisleri ve üretim tesislerinde
26-27/2/2013 tarihlerinde, Hindistan’da yerleşik bulunan Greaves firmasının
Mumbai ve Aurangabad’da bulunan idari ofisleri ile üretim tesislerinde ise
20-25/5/2013 tarihlerinde yerinde doğrulama soruşturmaları gerçekleştirilmiştir.
MADDE 6
– (1) Damping belirlemesi için 1/1/2011–31/12/2011 tarihleri arası soruşturma
dönemi (SD) olarak kabul edilmiştir. Zarar belirlemelerinde ise veri toplama ve
analiz için 1/1/2009-31/12/2011 arasındaki dönem esas alınmıştır.
İKİNCİ BÖLÜM
Soruşturma Konusu Ürün ve Benzer Ürün
MADDE 7
– (1) Soruşturma konusu ürün, 8408.90.41.90.00 Gümrük Tarife İstatistik
Pozisyonu (GTİP) altında yer alan “(dizel veya yarı dizel) sıkıştırmayla ateşlemeli
içten yanmalı pistonlu motorların, diğerlerinden gücü 15kW’ı geçmeyenler”dir.
(2) Başvuruya
konu motorlar güçleri 8,5 ila 17 beygir arasında değişen, marşlı veya iple
çalıştırmalı, dört zamanlı, hava soğutmalı ve tek silindirli motorlar olup çapa
makinelerinde ve hafif inşaat makineleri ile motopomp ve jeneratörlerde
kullanılabilmektedir.
(3) Soruşturma
kapsamında işbirliğinde bulunan ithalatçılar tarafından yerli üretim dalının
ithalata konu olan motor tiplerinin tamamını üretemediği; bu bağlamda ithalata
konu olan 4.7, 5, 6.7, 9, 10 ve 11 beygir gücündeki motorların yerli üretiminin
bulunmadığı ifade edilmiştir. Bu iddiaya ilişkin olarak yerli üretim dalından
alınan yanıtta, 8.5, 12, 13 ve 17 beygir gücündeki motorların yerli üretim dalı
tarafından üretildiği ve 6.8 beygir gücündeki motorların da pazara sunulma
aşamasına geldiği ifade edilmiştir. Üretilen motorların dahil olduğu güç
serisinin ihtiyaç duyulan güç taleplerini karşılamak için yeterli olduğu da
belirtilmiştir.
(4) İthalatçı
firmaların bazıları tarafından ayrıca, yerli üretim dalı tarafından üretilen
muadil motorların ithal ürünlere göre daha ağır ve gürültülü olduğu ve
ergonomik yapısı nedeniyle bazı uygulamalar için uygun olmadığı iddia
edilmiştir. Yerli üretim dalı konuya ilişkin olarak verdiği yanıtta Hindistan
menşeli motorların yerli motorlar ile birebir aynı olduğu, buna karşılık ÇHC
menşeli motorlarda farklılıklar görülebildiğini ifade etmiştir.
(5) İthalatçı
firmaların bazıları yerli üretim dalı tarafından üretilen motorların eski
teknolojiye sahip olduğunu öne sürmüştür. Yerli üretim dalının bu iddiaya
ilişkin yanıtında çoğunlukla çapa makinesi üretiminde kullanılan dizel
motorların İtalyan-Lombardini tarafından geliştirilen motorlar olduğu,
kendileri gibi Hindistan’da yerleşik Greaves firması tarafından da bu motor
tiplerinin üretimine devam edildiği ifade edilmiştir. Buna ilaveten, yerli
üretim dalının halihazırda araştırma ve geliştirme faaliyetlerine devam ettiği
ve bu faaliyetler sonucunda 6.8 beygir gücündeki motorların da ürün yelpazesine
ilave edileceği belirtilmiştir.
(6) Soruşturma
kapsamında işbirliğinde bulunan ithalatçı firmaların bazıları yerli üretim dalı
tarafından üretilen motorlarda motor titreşim engelleyici balans mili
olmadığını; tüm ekipmanlara uyarlanabilecek kadar çok sayıda krank mili tipi
olmadığını; sessizlik sağlamaya yönelik susturucu bulunmadığını veya ithal
üründeki susturucudan küçük susturucunun kullanıldığını; manuel motor
tiplerinde dekomprasyon mandalının bulunmadığını; silindir ve motor gövdesinin
tek parça olmayıp birbirinden ayrılabildiğini; sadece emme subapında yağ
keçesinin bulunduğunu; hassas ayar yapmaya uygun şekilde subap ayar şiminin
olmadığını ve son olarak soğutma sisteminde ithal üründeki gibi iki değil beş
parçalı davlumbaz kullanıldığını öne sürmüştür.
(7) Soruşturma
kapsamında işbirliğine gelen ithalatçıların yukarıda özetlenen iddiaları gerek
yerinde doğrulama soruşturması sırasında gerek yazılı olarak yerli üretim
dalına iletilmiş, bu iddialara ilişkin açıklama talep edilmiştir.
(8) Yerli
üretim dalı tarafından yukarıda sayılan iddialara ilişkin olarak verilen
yanıtta;
a) Hindistan
menşeli motorlarda da titreşim engelleyici balans milinin kullanılmadığı ancak
araştırma geliştirme faaliyetleri sonucunda titreşim engelleyici balans miline
sahip yerli üretim motorun 2013 yılı içinde pazara sunulacağı,
b) Yurt içi ve
yurtdışından bugüne kadar talep gelmediği için beş model krank mili alternatifi
sunulduğu, ancak krank çıkışına bağlanmak üzere tasarlanmış farklı çıkışlar
için adaptör parçaların mevcut olduğu ve bu bağlamda farklı müşteri taleplerine
yanıt verebilecek durumda oldukları,
c) Motor
gürültüsü için ulusal veya uluslararası bir standardın bulunmadığı; bununla
beraber 2013 yılında pazara sunulacak olan yeni motor tipinde ses düzeyinin %50
oranında azaltıldığı,
ç) Dekomprasyon
mandalının tüm ürün tiplerine uygulanabilen bir özellik olduğu, nitekim
dekomprasyonlu motor tiplerinin de halen üretildiği; bunun müşteri talebine
bağlı olarak uygulanabilen bir özellik olduğu,
d) Silindir ve
motor gövdesinin tek parçadan müteşekkil olmasının avantajlı bir durum
yaratmadığı; hatta silindir bölgesinin motorun en çok aşınan ve en pahalı
parçası olması nedeniyle tek parça halinde olması durumunda bakım ve değişim
masrafının yüksek olacağı; parçalı üretimin zor ve maliyetli olması nedeniyle
diğer üreticilerce tercih edilmediği,
e) Subap
keçelerinin görevinin emme zamanında silindir içine subap saplarının
çevresinden sızan yağın emilmesini engellemek olduğu; emme subabındaki
boşluktan yağın silindir içine girmesini engellemek için subap keçesi
kullanıldığı; buna karşılık egzos için keçe kullanımına ihtiyaç duyulmadığı;
egzos subabına keçe koymanın teorik olarak motor performansına fayda
sağlayabileceğinin iddia edilebileceği; ancak bu güç sınıfındaki motorlarda
faydanın ölçülebilecek düzeyde olmayacağı,
f) Yerli üretim
dalı tarafından üretilen motorların subap ayarlarının subap ayar vidası ile
yapılmak üzere tasarlandığı; bu tip motorlarda küçük değişikliklerin motor
performansını etkilemediği,
g) Soğutma
sisteminde kullanılan davlumbazın parça sayısının kullanıcı açısından bir
farklılık oluşturmadığı, bu durumun sadece üretici için önem taşıyabileceği,
buna karşılık yerli üretim dalı tarafından yeni geliştirilen AD510BS motorunun
davlumbazının iki parçadan oluştuğu,
ifade
edilmiştir.
(9) Soruşturma
konusu ürün ile ilgili açıklamalar genel içerikli olup, uygulamaya esas olan
GTİP ve karşılığı eşya tanımıdır. Bununla beraber, soruşturma konusu eşyanın
Türk Gümrük Tarife Cetvelinde yer alan tarife pozisyonunda ve/veya tanımında
yapılacak değişiklikler bu Tebliğ hükümlerinin uygulanmasına halel getirmez.
MADDE 8
– (1) Soruşturma konusu ürün ile soruşturmaya konu ülkelerin iç piyasasında
satılan dizel motorlar ve yerli sanayi tarafından üretilen ve Türkiye
piyasasında satılan dizel motorların teknik ve fiziki özellikleri ve temel
kullanım alanı itibariyle benzer özelliklere sahip olduğu anlaşılmıştır. Bu
nedenle söz konusu ürünler Yönetmeliğin 4 üncü maddesi çerçevesinde benzer ürün
olarak kabul edilmiştir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Dampinge İlişkin Belirlemeler
MADDE 9
– (1) Damping belirlemesi için, 1/1/2011-31/12/2011 tarihleri arası soruşturma
dönemi olarak kabul edilmiştir.
(2)
Hindistan’da yerleşik Greaves firması için yapılan damping belirlemelerinde,
firmanın soru formuna verdiği cevaplar ile yerinde inceleme esnasında firma
tarafından sağlanan veriler esas alınmıştır.
(3) İşbirliğine
gelen ve piyasa ekonomisi koşullarında faaliyet gösterdiği kabul edilen Greaves
firmasına gönderilen özel bildirimde normal değer, ihraç fiyatı ve damping
marjı tespitinin nasıl yapıldığı detaylı olarak açıklanmıştır.
(4) ÇHC’den
işbirliğine gelen ancak piyasa ekonomisi koşullarında faaliyet göstermediği kabul
edilen üretici/ihracatçı firma için normal değer, Yönetmeliğin 7 nci maddesi
hükümleri çerçevesinde belirlenmiştir.
MADDE 10
– (1) Yönetmeliğin 5 inci maddesi hükmü gereğince, işbirliğine gelen
üretici/ihracatçı firmaların menşe ülkedeki iç piyasa satışlarının normal değer
tespitinde kullanılıp kullanılmayacağının belirlenmesi için genel ve ürün
tipleri bazında temsil testi uygulanmaktadır. Buna göre, benzer mal
satışlarının miktar bazında Türkiye’ye gerçekleştirilen satışların %5’ini veya
daha fazlasını oluşturması halinde normal değer, normal ticari işlem
çerçevesinde kabul edilen iç piyasa satışları esasında, aksi halde oluşturulmuş
normal değer esasında belirlenmektedir.
MADDE 11
– (1) Yönetmeliğin 5 inci maddesi hükümleri gereğince, işbirliğine gelen
üretici/ihracatçı firmaların menşe ülkedeki iç piyasa satışlarının normal değer
tespitinde kullanılıp kullanılmayacağının belirlenmesi için ürün tipleri
bazında normal ticari işlem testi uygulanmaktadır. Buna göre;
a) Benzer
ürünün tip bazında ağırlıklı ortalama net satış fiyatının (indirimler, vergiler
ve iadeler düşülerek hesaplanmış) ağırlıklı ortalama birim maliyetinin üzerinde
olduğu durumlarda normal değer;
1) Birim
maliyetin üzerindeki satış miktarının ürün tipinin toplam satış miktarının
%80’ini veya daha fazlasını oluşturması halinde, soruşturma dönemi boyunca
gerçekleşen tüm iç piyasa satış işlemlerinin (kârlı ya da kârsız) ağırlıklı
ortalaması esasında,
2) Birim
maliyetin üzerindeki satış miktarının ürün tipinin toplam satış miktarının
%80’inden daha azını oluşturması halinde ise soruşturma dönemi boyunca
gerçekleşen yalnızca kârlı iç piyasa satış işlemlerinin ağırlıklı ortalaması
esasında,
belirlenmektedir.
b) Benzer
ürünün tip bazında ağırlıklı ortalama net satış fiyatının, ağırlıklı ortalama
birim maliyetinin altında olması halinde normal değer, soruşturma dönemi
boyunca kârlı iç piyasa satış işlemlerinin ağırlıklı ortalaması esasında
belirlenmektedir.
c) Benzer
ürününün tip bazında kârlı satış işlemi olmaması halinde normal değer,
oluşturulmuş normal değer esasında belirlenmektedir.
MADDE 12
– (1) İşbirliğine gelen üretici/ihracatçı firma için Yönetmeliğin 5 inci
maddesi hükmü gereğince iç piyasa satışlarının esas alındığı hallerde normal
değer, menşe ülkenin iç pazarında benzer ürün için normal ticari işlemler
çerçevesinde bağımsız alıcılar tarafından ödenmiş olan veya ödenmesi gereken
fiyatlar esasında belirlenmektedir.
MADDE 13
– (1) Oluşturulmuş normal değer, işbirliğine gelen üretici/ihracatçı firmadan
temin edilen benzer ürünün tip bazındaki imalat maliyeti ile satış, genel ve
idari giderlerine makul oranda bir kârın eklenmesi suretiyle hesaplanmıştır.
MADDE 14
– (1) Yönetmeliğin ek 1 inci maddesi uyarınca, piyasa ekonomisi uygulamayan
ülkelerden yapılan ithalata yönelik damping soruşturmalarında, ilgili ülkedeki
soruşturmaya tabi üreticilerin soruşturma konusu ürünün üretiminde ve satışında
bahse konu maddede belirtilen ölçütler çerçevesinde piyasa ekonomisi
koşullarının geçerli olduğunu yeterli delillerle göstermesi halinde bu
üreticiler için normal değerin tespitinde Yönetmeliğin 5 inci maddesi; aksi
durumda ise Yönetmeliğin 7 nci maddesi uygulanmaktadır.
(2) Bu
itibarla, soruşturma kapsamında işbirliğinde bulunan ÇHC’de yerleşik Changfa
firması piyasa ekonomisi koşullarında faaliyet gösterdiğini öne sürerek kendisi
için normal değerin tespitinde Yönetmeliğin 5 inci maddesinin uygulanmasını
talep etmiştir.
(3) Yerli
üretim dalı tarafından yapılan başvurunun incelenmesi neticesinde, soruşturmaya
konu olan ürünün üretiminde alüminyum, demir ve çelikten mamul girdilerin
toplam maliyetler içerisinde büyük pay sahibi olduğu anlaşılmıştır. Nitekim
yerli üretim dalının en çok ürettiği motor tipinin toplam ağırlığı içerisinde
alüminyum parçaların %18 oranında pay sahibi olduğu tespit edilmiştir.
(4) Soruşturma
konusu dizel motorların gövdesi, ön ana yatak flanşı, ilk hareket kasnağı,
pistonu, silindir kafası ve külbütör kapağı gibi parçaları alüminyum alaşımdan
imal edildiğinden bu parçaların üretiminde kullanılan girdilerin maliyetlerinin
piyasa koşullarında oluşup oluşmadığı incelenmiştir.
(5) Bir emtia
ürünü olan alüminyumun dünya fiyatları Londra Metal Borsası’ndaki (LMB) cari
fiyatlarla oluşmaktadır. Buna karşılık, ÇHC’de alüminyumun yurt içi fiyatları
Şangay Metal Piyasası - ŞMP (Shanghai Metals Market)’nda oluşmakta; buradaki
fiyatlar ise büyük ölçüde Şangay Vadeli İşlemler Borsası - ŞVİB (Shanghai
Futures Exchange)’nda oluşan fiyatları izlemektedir. Söz konusu girdinin
ÇHC’deki fiyatları incelendiğinde fiyatların LMB’deki fiyatlardan önemli ölçüde
farklılaştığı görülmektedir. Soruşturma döneminde alüminyumun LMB’deki ortalama
cari fiyatları ŞVİB’deki fiyatların yaklaşık olarak aylık ortalama %9 üzerinde
seyretmiş, bazı aylarda fiyat farkı %24’e kadar yükselmiştir. Ağustos 2011’den
itibaren dünya fiyatlarında toplam talepteki gerilemeye bağlı olarak düşüş
yaşanmış ancak bu dönemde ŞVİB’deki cari fiyat düzeyi LMB’deki fiyat düzeyinin
üzerinde kalmıştır. Bu durum da ÇHC’deki alüminyum piyasasında oluşan
fiyatların dünya piyasasından önemli ölçüde farklılaştığını göstermektedir.
(6) ÇHC’deki
alüminyum fiyatları ile dünya alüminyum fiyatları arasındaki farklılaşmanın en
önemli nedeninin, ÇHC iç piyasasına çeşitli araçlarla yapılan devlet müdahalesi
olduğu, bu müdahale nedeniyle dünya piyasalarından izole edilmiş bir iç piyasa
oluştuğu düşünülmektedir.
(7) ŞVİB Çin
Menkul Kıymetler Düzenleme Komisyonu (ÇMKDK) (China Securities Regulatory
Commission) tarafından kontrol edilmektedir. ŞVİB faaliyetlerini Vadeli
İşlemler Ticareti İdaresi Yönetmeliği, Vadeli İşlemler Borsası İdaresi
Önlemleri ve kendi kuruluş sözleşmesi çerçevesinde yürütmektedir. Borsanın faaliyetlerini
düzenleyen ve devlet organlarınca uygulanan kurallar çarpık fiyatlara ve düşük
düzeyli fiyat hareketliliğine neden olmaktadır. Günlük fiyat hareketlerinin bir
önceki günün fiyatlarının %4’ünden daha yüksek oranda yukarı veya aşağı yönlü
hareketine izin verilmemektedir. Her ayın 15 inci gününe kadar alım satıma izin
verilmekte, vadeli işlemlerin en çok on iki aylık dönemler için yapılmasına
müsaade edilmektedir.
(8) Borsada
sadece ÇHC vatandaşları işlem yapabilmekte, işlem yapma iznini ise ÇMKDK
vermektedir. Borsada alım-satımı yapılan maddelerin fiziksel teslimi sadece ÇHC
içinde onaylanmış belirli bir antrepodan gerçekleşmektedir. Tüm bu
düzenlemelerin sonucu olarak LMB ile arbitraj yapmak mümkün olmadığından ÇHC
alüminyum piyasası dünya piyasalarından izole hale gelmektedir. Bu nedenle ÇHC
piyasa fiyatları ile dünya fiyatları eşitlenememektedir.
(9) Öte yandan,
devletin hem birincil bir alüminyum satıcısı olması hem de Devlet Rezervleri
Bürosu ve diğer devlet kurumları aracılığıyla yaptığı alımlar nedeniyle
ŞVİB’deki fiyat oluşumuna doğrudan müdahalesi söz konusudur. 2008 finansal
krizi sonrasında ÇHC Hükümeti tarafından çıkarılan teşvik paketi ile Devlet
Rezervleri Bürosu’nun diğer işletmelerden alüminyum satın alması ve böylece iç
talebi yapay bir şekilde canlı tutarak iç piyasada alüminyum fiyatlarının
düşmesini engellemesi mümkün hale gelmiştir. Devlet eliyle yapılan satın alma
işlemlerinin sonucu olarak soruşturma dönemi olan 2011 yılının son çeyreğinde
ÇHC iç piyasa fiyatlarının dünya fiyatlarının tersine bir eğilim gösterdiği
görülmektedir.
(10) ÇHC
Hükümeti tarafından alüminyum için hazırlanan 12. Beş Yıllık Kalkınma Planı
“birincil nitelikteki ürünlerde vergi ve ihracat vergisi iadelerinin ve diğer
ekonomik kaldıraçların ayarlanmasını ve bu ürünlerde büyüme ve ihracatın sıkı
şekilde kontrolünü” hedeflemektedir. Bu bağlamda bir takım vergi programları
ile alüminyum sanayinin teşvik edilmesi amaçlanmaktadır. Alınan önlemlerle ham
haldeki alüminyumun ihracatı zorlaştırılırken alüminyumdan mamul ürünlerin
ihracatı teşvik edilmektedir. Bu hedefe uygun olarak, ham alüminyumun
ihracatında %17 oranında ihracat vergisi uygulanmaktadır. Ham alüminyum
ihracatına KDV iadesi verilmemekte, ithalatında ise %5 oranındaki gümrük
vergisi tahsil edilmemektedir.
(11) Bu
önlemlerin sonucu olarak, ham alüminyumun ihracatı engellenmekte, bu durum da
yurt içinde alüminyum arzını artırarak hammadde fiyatının düşmesine neden
olmaktadır. ÇHC’deki alüminyum üreticilerinin büyük çoğunluğu da devletin
kontrolü altındadır.
(12) Bu
açıklamalar çerçevesinde, ÇHC devletinin, soruşturma konusu ürünün üretiminde
kullanılan bir hammaddenin iç piyasa fiyatlarına doğrudan etki ettiği ve bu
durumun firmaların üretim maliyetleri ile fiyatlandırma kararlarını doğrudan
etkilediği düşünülmektedir.
(13) Öte
yandan, yapılan reformlara rağmen Hukou veya Huji olarak bilinen daimi ikamet
izin sisteminin halen yürürlükte olduğu ve ÇHC merkezi ve yerel idaresinin
üretimin temel girdilerinden biri olan işgücünün serbest dolaşımını kısıtladığı
ve işçi ücretlerinin piyasa koşullarında oluşmasını engellediği tespit
edilmiştir. Hukou sisteminde son dönemde yapılan reformların mevcut sistemi tam
olarak ortadan kaldırmadığı, buna karşılık sistemin işleyişine ilişkin
yetkilerin bir kısmının merkezi idareden yerel otoritelere devredildiği ve
uygulamada işgücü üzerindeki baskının devam ettiği anlaşılmaktadır.
(14) Changfa
firması soru formunda verdiği yanıtlarda ihtiyaç duyduğu hammaddeleri yurt
dışından veya yurt içinden herhangi bir kısıtlamaya maruz kalmaksızın tedarik
edebildiğini belirtmiştir. Adı geçen firma bu iddiasına dayanak olarak
“Çin-Yabancı Sermaye Ortak Girişimlerine İlişkin Kanun”un 10 uncu maddesinde
geçen “Onaylanan operasyonlar çerçevesinde, Ortak Girişim, ihtiyaç duyduğu
hammadde, yakıt ve diğer maddeleri adillik ilkelerine uygun olarak ve gerekçe
göstererek, ÇHC içinden veya yurt dışından tedarik edebilir” ifadesine atıf
yapmıştır.
(15) Atıf
yapılan madde hükmünde de açık bir şekilde ifade edildiği üzere, ÇHC’de kurulu
ortak iştiraklerin yurt dışından ihtiyaç duydukları girdileri temin edebilmesi
için uygulamada iki koşul bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre ilgili ortak
iştirakin ithal girdi tedarik edebilmesi bu tedarikin (i) onaylanmış bir
operasyona ilişkin olmasına ve (ii) gerekçelendirilmesine bağlı bulunmaktadır.
Buna karşılık serbest piyasa koşullarında, mevcut yasalara uygun olarak
faaliyet gösteren bir işletmenin, kuruluş sözleşmesinde belirtilen
faaliyetlerini yerine getirirken ihtiyaç duyduğu tüm girdileri kârını maksimize
edecek şekilde en düşük maliyetli kaynaktan tedarik etmesi beklenmelidir.
Nitekim serbest piyasa rejimlerinde her firmanın bu ilke çerçevesinde hareket
edeceği varsayıldığından girdi tedarikinin hangi kaynaktan
gerçekleştirileceğine ilişkin düzenleyici hükümlere rastlanması kural değil
istisnai bir duruma işaret etmektedir. Bu bağlamda, ÇHC’de faaliyet gösteren
bir işletmenin girdi tedarikinde yabancı bir kaynağa yönelmesi durumunda ilgili
otoritelere gerekçe göstermek durumunda bırakılması firmaların maliyetlerine ve
girdi teminine ilişkin kararlarını serbestçe veremediklerini göstermektedir.
(16) Buna
ilaveten, Changfa firmasının soru formuna verdiği yanıtlarda herhangi bir
sübvansiyon programından yararlanmadığını belirtmiş olmasına rağmen soruşturma
döneminde kamu otoritelerinden çeşitli miktarlarda sübvansiyon aldığı firmanın
sunduğu faaliyet raporlarından tespit edilmiştir.
(17) Son
olarak, firmanın tesislerinin bulunduğu arazinin firmaya ait olmadığı, Wujin
yerel idaresi tarafından arazinin kullanım hakkının firmaya verildiği firma
tarafından sunulan belgelerden anlaşılmaktadır. Nitekim firma, söz konusu
araziye ilişkin muhasebe kayıtlarını “maddi olmayan varlıklar” kalemi altında
tutmaktadır. ÇHC’de kamu idaresi tarafından gerçek veya tüzel kişilere toprak
edinme hakkı tanınmamakta, bu durum devletin temel üretim girdilerinden biri
olan arazi üzerinde mutlak söz sahibi olduğunu göstermektedir. Diğer bir
ifadeyle, üretimin temel girdilerinden birisi olan arazinin değerinin piyasa
koşullarında oluşmadığı anlaşılmaktadır.
(18) Tüm bu
değerlendirmeler ışığında, Changfa firmasının piyasa ekonomisi koşulları
altında faaliyet gösterdiği iddiası kabul edilmemiş, bu nedenle firma için
normal değerin tespitinde Yönetmeliğin 7 nci maddesi hükmüne uygun olarak
oluşturulmuş normal değer yöntemine başvurulmuştur.
MADDE 15
– (1) Yönetmeliğin 7 nci maddesi çerçevesinde ve yukarıdaki açıklamalar
ışığında, ÇHC'de yerleşik işbirliğinde bulunan Changfa firmasının piyasa
ekonomisinde faaliyet göstermediği kabul edildiğinden normal değer, Türkiye'de
benzer malın birim imalat maliyetine genel, idari ve satış giderleri ile makul
bir kârın eklenmesiyle oluşturulmuştur.
(2) Normal
değer tespiti yapılırken Türkiye’deki veriler olduğu gibi alınmamış, uluslararası
piyasa koşulları göz önüne alınarak, ÇHC’de yerleşik Changfa firmasının lehine
olacak şekilde hammadde, işgücü, enerji, amortisman ve genel, idari ve satış
giderlerinde çeşitli ayarlamalar yapılmıştır.
MADDE 16
– (1) İşbirliği yapan üretici-ihracatçı firmalar için ihraç fiyatı kural olarak
Türkiye’ye satışlarında bağımsız alıcılarca fiilen ödenen fiyat esasında
belirlenmiştir.
(2) Greaves
firmasının yanıtları incelendiğinde birbirine benzer nitelikte olan soruşturma
konusu ürün tiplerinin fiyatlarının Türkiye’deki farklı alıcılara yapılan
satışlarda ciddi değişkenlik gösterdiği tespit edilmiştir. Bu durumun makul bir
şekilde açıklanabilmesi için öncelikle ürün tiplerinin özellikleri ve birim
üretim maliyetleri incelenmiştir. Yapılan bu inceleme sonucunda, farklı
müşterilere satılan ürün tiplerinin büyük benzerlikler taşıdığı, nitekim birim
üretim maliyetlerinin de ihmal edilebilir düzeyde farklılıklar gösterdiği ve
fiyatlar arasındaki değişkenliği açıklamak için yetersiz olduğu tespit
edilmiştir.
(3) Tespit
edilen fiyat farklılığına ilişkin olarak yerinde doğrulama soruşturması
sırasında firmadan açıklama talep edilmiştir. Firma yetkilileri, Türkiye’deki
alıcılar arasındaki fiyat farklılaşmasının bu alıcılarla olan iş ilişkisinin
niteliğinden kaynaklandığını, daha uzun süre iş yapılan alıcılar için farklı
fiyatlandırma politikası belirlendiğini ifade etmişlerdir.
(4) Yapılan bu
açıklama da firmanın Türkiye’deki alıcılara göre farklı fiyat politikası
benimsemiş olduğunu doğrular niteliktedir. Bu tespit ışığında, aynı ürün
tipleri için farklı fiyat politikası uyguladığı ve belirli bir müşteriye daha
düşük fiyatlı satış gerçekleştirmek suretiyle müşteriler arasında önemli fiyat
farklılaşmasına gittiği ve söz konusu müşteri özelinde daha yüksek oranda
damping yaptığı tespit edilmiştir.
(5) Firma nihai
bildirime ilişkin olarak sunduğu yanıtta müşteriler arasında görülen fiyat
farklılaştırmasının satış hacimlerine bağlı olarak yapılan bir indirimden
kaynaklandığını iddia etmiştir. Bu bağlamda, yüksek miktarlarda alım yapan
müşterilere daha uygun fiyatlarla ürün tedarik edildiği belirtilerek, bu
uygulamanın çok miktarda alım yapan müşteriler için üretim bandının
hazırlanması gibi maliyetlerin daha düşük olması nedeniyle makul kabul edilmesi
gerektiğini belirtmiştir.
(6) Bununla
beraber, bahse konu müşterilere satışı yapılan ürün tiplerinin özellikleri
incelendiğinde bu ürün tiplerinin üretim maliyetlerinin büyük oranda aynı
olduğu ve aynı üretim bandında üretilmelerinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, indirimli satışlar ile diğer satışların işlem bazında
karşılaştırılması sonucunda ilgili ürün tiplerinde daha az miktarda satış
yapılmasına rağmen daha düşük fiyatlardan satış yapıldığı görülmüştür. Bu
tespitler ışığında, firmanın bu konudaki itirazı kabul edilmemiştir.
MADDE 17
– (1) Adil bir karşılaştırmanın yapılabilmesini teminen, normal değer ile ihraç
fiyatı mümkün olduğu ölçüde fabrika çıkış aşamasına getirilerek aynı aşamada
karşılaştırılmıştır.
(2) Yönetmeliğin
10 uncu maddesi hükmü gereğince, ilgili taraflarca fiyat karşılaştırmasını
etkilediği ileri sürülen hususlar değerlendirilmiş ve kalite sınıflandırması,
taşıma, sigorta, yükleme ve bindirme masrafları, paketleme giderleri, ödeme
koşulları, ticarî aşama farklılığı, indirim, geri ödeme, banka masrafları,
vergi iadesi gibi belgelendirilen, uygulanabilir ve haklı görülen ayarlamalar
yapılmıştır.
(3)
Hindistan’da yerleşik Greaves firması, kendisine gönderilen soru formuna
verdiği yanıtta yurt içinde satışını gerçekleştirdiği motor tiplerinin
Türkiye’ye ihraç edilen motor tiplerinden farklı olduğunu ifade ederek gerek
ürün kodu açısından gerekse ürün özellikleri bakımından ihraç edilen ürün
tipleri ile yurt içi satışlara konu olan ürün tipleri arasında birebir
eşleştirme yapılmasının mümkün olmadığını belirtmiştir.
(4) Buna
karşılık, firma Türkiye’ye ihraç edilen ürün tiplerine en yakın ürün tiplerini
belirlemeye çalışarak fiyat karşılaştırmasının bu tipler arasında yapılmasını,
ürün tipleri arasındaki fiziksel farklardan kaynaklanan maliyet farklarının da
fiyat ayarlaması aşamasında dikkate alınmasını talep etmiştir.
(5) Bununla
beraber, firma tarafından gönderilen yanıtlar incelendiğinde, birbirinin
muadili olduğu öne sürülen ürünler arasında ciddi maliyet farklarının bulunduğu
tespit edilmiştir. Özellikle bahse konu ürün tiplerinin hammadde maliyetleri
arasında ciddi farklılıklar bulunması nedeniyle muadil olduğu iddia edilen ürün
tiplerinin birbirinden farklı ürünler olduğu ve söz konusu farklılıkların aynı
ürün modelleri arasındaki fiziksel farktan değil farklı ürün tipleri olmasından
kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle firmanın fiziksel farklılıklara
ilişkin ayarlama yapılması talebi uygun görülmemiştir.
(6) Greaves
firması nihai bildirime ilişkin yanıtlarında fiziksel farklılık ayarlaması
talebinin kabul edilmemesine itiraz etmiş, Türkiye’ye satılan ürün tipleri ile
yurt içine satılan ürün tiplerinin arasında marş motoru gibi farklı aksamların
kullanılmasından kaynaklanan farklar bulunduğunu öne sürmüştür. Firma
yanıtında, iç piyasada satılan ürün tiplerinin marş motoruna sahip olmadığını,
bu motor tiplerinin iple çalıştırılan motorlardan oluştuğunu belirtmiştir.
Türkiye’ye satılan motor tiplerinin de iple çalıştırılabileceği ve bu nedenle her
iki piyasaya satılan motor tiplerinin birbirinin muadili olarak kabul edilmesi
gerektiği savunulmuştur.
(7) Daha önce
de ifade edildiği gibi Türkiye’ye satılan ürün tipleri ile Hindistan iç
piyasasına satılan ürün tiplerinin üretim maliyetleri, müşteri algılaması ve
tercihi ile sahip oldukları işlevler bakımından farklı ürünler olduğu gerek
sunulan verilerin incelenmesinden gerekse yerinde doğrulama esnasında firma
yetkilileri ile yapılan görüşmelerden anlaşılmaktadır. Bu nedenle, firmanın
nihai bildirim sonrasında yaptığı bu itirazın kabulü uygun görülmemiştir.
MADDE 18
– (1) Yönetmeliğin 11 inci maddesi hükmü çerçevesinde damping marjları, normal
değer ile ihraç fiyatlarının ağırlıklı ortalamalarının karşılaştırılması
suretiyle hesaplanmıştır. Damping marjının belirlenmesinde kullanılan yöntem
ile yapılan hesaplamalar, firma özel bildirimlerinde ayrıntılı olarak
gösterilmektedir. İşbirliğine gelmeyen firmalar için ise Yönetmeliğin 26 ncı
maddesi hükmü uyarınca damping marjı tespiti yapılmıştır.
(2) Buna göre,
soru formuna cevap veren üretici/ihracatçı firmalar ile işbirliğinde bulunmayan
diğer firmalar için CIF bedelin yüzdesi olarak hesaplanan damping marjları
aşağıda yer almaktadır.
Hindistan
Greaves Cotton Limited……..……..…………………………….….…...
% 5,71
Hindistan’da
yerleşik diğer firmalar………………………………… % 14,38
ÇHC
Changzhou
Changfa Imp. & Exp. Co., Ltd…………………………. % 152,48
ÇHC’de yerleşik
diğer firmalar….……………………………………... % 165,18
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Zarar Tehdidine İlişkin Belirlemeler
MADDE 19
– (1) Yönetmeliğin 17 nci maddesi çerçevesinde, soruşturma konusu ülkeler
menşeli ithalatın hacminde mutlak anlamda ya da Türkiye tüketimine oranla
önemli ölçüde bir artış olup olmadığı incelenmiştir. Bu inceleme, zarar incelemesine
esas olarak kabul edilen 2009-2011 yılları arasındaki dönem için yapılmıştır.
Bununla beraber, aynı dönem için genel ithalatın gelişimi ile soruşturmaya konu
olmayan üçüncü ülkelerden gerçekleştirilen ithalatın seyri de incelenmiştir.
MADDE 20
– (1) Soruşturma konusu ürünün genel ithalatı 2009 yılında 8.544 adet iken 2010
yılında ciddi şekilde artış göstererek 22.763 adede, 2011 yılında ise 36.389
adede yükselmiştir.
(2) Genel
ithalatın ortalama birim fiyatları incelendiğinde ise 2009 ve 2010 yıllarında
sırasıyla 538 ABD Doları/Adet ve 546 ABD Doları/Adet olan birim fiyatların 2011
yılında 609 ABD Doları/Adede yükseldiği görülmektedir.
MADDE 21
– (1) ÇHC menşeli ithalatın gelişimi incelendiğinde, 2009 yılında 6.223 adet
olarak gözlenen ithalat miktarının 2010 yılında %138 oranında artarak 14.806
adede ulaştığı, 2011 yılında ise 2010 yılındaki miktarla karşılaştırıldığında
%48 oranında artış göstererek 21.936 adede ulaştığı görülmektedir. ÇHC menşeli
ithalatın 2011 yılı ile 2009 arasındaki toplam artış oranı %252, ortalama
yıllık artış oranı ise %88 olarak gerçekleşmiştir.
(2) ÇHC menşeli
ithalatın soruşturma konusu ürün ithalatı içerisindeki payına bakıldığında ise
2009 yılında %73 seviyesinde olan ithalat içindeki payın 2010 ve 2011
yıllarında sırasıyla %65 ve %60 olarak gerçekleştiği görülmektedir. ÇHC menşeli
ithalat 2009-2011 yılları arasında ciddi düzeyde artmasına rağmen genel
ithalatta görülen artış nedeniyle toplam ithalat içerisindeki payını
koruyamamıştır.
(3) ÇHC’den
gerçekleştirilen ithalatın ortalama birim fiyatları 2009 ve 2010 yıllarında
sırasıyla 291 ABD Doları/Adet ve 282 ABD Doları/Adet iken 2011 yılında 289 ABD
Doları/Adet olarak kaydedilmiştir.
(4) 2009
yılında 416 adet olan Hindistan menşeli ithalat miktarı 2010 yılında 35 adede
gerilemiş, 2011 yılında ise 1.802 adede ulaşmıştır. Bu dönemde Hindistan
menşeli ithalatın ithalat içerisindeki payı incelendiğinde ise 2009 ve 2010
yıllarında sırasıyla %5 ve %0,2 olan ithalat içi payın 2011 yılında tekrar %5’e
ulaştığı görülmektedir.
(5)
Hindistan’dan gerçekleştirilen ithalatın ortalama birim fiyatlarına
bakıldığında 2009 ve 2010 yıllarında sırasıyla 574 ABD Doları/Adet ve 695 ABD
Doları/Adet olan birim fiyatların 2011 yılında 616 ABD Doları/Adet seviyesine
gerilediği görülmektedir.
(6)
Soruşturmaya konu her iki ülkeden gerçekleştirilen ithalatın gelişimi toplu
olarak incelendiğinde 2009 yılında 6.639 adet olan ithalat miktarının 2010 yılında
%124 oranında artış göstererek 14.841 adede yükseldiği, 2011 yılında ise 2010
yılına göre %60 oranında artarak 23.738 adede ulaştığı görülmektedir. 2009-2011
yılları arasındaki artış oranı %258, bu dönemdeki yıllık ortalama artış oranı
ise %89 olarak gerçekleşmiştir.
MADDE 22 –
(1) Üçüncü ülkelerden gerçekleştirilen ithalata bakıldığında 2009 yılında 1.905
adet olan ithalat miktarının 2010 ve 2011 yıllarında sırasıyla 7.922 ve 12.651
adet olarak gerçekleştiği görülmektedir. Üçüncü ülkeler menşeli ithalatın genel
ithalat içerisindeki payı ise 2009 yılında %22, 2010 ve 2011 yıllarında ise %35
düzeyindedir.
(2)
Soruşturmaya konu olmayan üçüncü ülkelerden gerçekleştirilen ithalatın ortalama
birim fiyatlarına bakıldığında da 2009 yılında 1.337 ABD Doları/Adet olan
ortalama birim fiyatın 2010 yılında 1.041 ABD Doları/Adede gerilediği, 2011
yılında ise 1.163 ABD Doları/Adet olarak gerçekleştiği görülmektedir.
MADDE 23
– (1) Türkiye toplam benzer mal tüketiminin hesaplanmasında başvuru sahibi
yerli üretici ile daha önce üretim yapan diğer bir yerli üreticinin yurt içi
satışları genel ithalat miktarı ile toplanmıştır. Yerli üretim dalının yurtiçi
satışlarının ve soruşturma konusu ülkelerden gerçekleştirilen ithalatın toplam
tüketime oranlanmasıyla pazar payları hesaplanmıştır.
(2) Buna göre
yurt içi tüketim endeksi 2009’da 100 iken 2010 yılında 202 birime yükselmiş,
2011 yılında ise 322 birime ulaşmıştır. 2009-2011 yılları arasında tüketimde
görülen artış oranı %222, aynı dönemde görülen yıllık ortalama artış oranı ise
%79 seviyesindedir.
(3) ÇHC’nin
2009 yılında 100 birim olan pazar payı endeksi, 2010 yılında 118 birime
yükselmiş, 2011 yılında ise 110 birim olarak gerçekleşmiştir.
(4)
Hindistan’ın 2009 yılında 100 birim olan pazar payı endeksi 2010 yılında 4
birime gerilemiş, 2011 yılında ise 135 birime yükselmiştir.
(5) Başvuru
konusu ÇHC ve Hindistan menşeli ithalatın toplam pazar payları endeksi ise 2009
yılı 100 kabul edildiğinde 2010 ve 2011 yıllarında 111 birim olarak
gerçekleşmiştir.
(6) Diğer
ülkelerin toplam pazar payı 2009 yılında 100 kabul edildiğinde, 2010 ve 2011
yıllarında 206 birim olarak gerçekleşmiştir.
(7) Son olarak
yerli üretim dalının pazar payı 2009 yılında 100 birim kabul edildiğinde 2010
yılında 47 birime gerilemiş, 2011 yılında ise 46 birim olarak gerçekleşmiştir.
MADDE 24
– (1) Yönetmeliğin 17 nci maddesinin ilgili hükümleri çerçevesinde dampingli
ithalatın yerli üretim dalının satış fiyatları üzerindeki etkisi
değerlendirilirken işbirliğine gelen ihracatçıların sunduğu fiyatlar ile
ithalatın fiyatları kullanılarak fiyat kırılması hesaplanmış; ayrıca, yerli
üretim dalının yurt içi birim fiyatlarının reel gelişimini göstermek üzere
fiyat yıpranması tespiti yapılmıştır.
MADDE 25
– (1) Fiyat kırılması, ithal ürün fiyatlarının Türkiye piyasasında yerli üretim
dalının yurt içi satış fiyatlarının yüzde olarak ne kadar altında kaldığını
gösterir.
(2) Fiyat
kırılması analizinde soruşturma konusu ülkelerin CIF ithal fiyatlarının üzerine
gümrük vergisi ve diğer ithalat masrafları ilave edilerek bulunan soruşturma
konusu ürünün Türkiye piyasasına giriş fiyatları, yerli üretim dalının ortalama
yurtiçi satış fiyatları ile karşılaştırılmıştır. Soruşturma konusu ülkeler
menşeli ithalatın yurtiçi pazara giriş fiyatı bulunurken CIF ithal fiyatlarına
gümrüklerde gerçekleşen diğer masraflar için %2 oranında ilave yapılmıştır.
Soruşturma konusu ürünün Hindistan menşeli olanları gümrük vergisinden muaf
olup, ÇHC menşeli ithalat için %4,2 oranında gümrük vergisi uygulanmaktadır.
(3) Buna göre
ÇHC menşeli ithalatın yerli üretim dalının fiyatlarını CIF ihraç fiyatına göre
2009 yılında %336, 2010 yılında %401, 2011 yılında ise %369 düzeyinde kırdığı
tespit edilmiştir. ÇHC’de yerleşik işbirliğine gelen Changfa firmasının
soruşturma dönemi olan 2011 yılında Türkiye’ye gerçekleştirdiği satışlar
içerisinde en büyük paya sahip olan motor tipinin ortalama piyasaya giriş
fiyatı ile yerli üretim dalının muadil ürününün ortalama yurt içi satış fiyatı
karşılaştırıldığında tespit edilen fiyat kırılması oranı ise %319
seviyesindedir.
(4) Hindistan
menşeli ithalat için yapılan hesaplamalarda ise fiyat kırılması düzeyinin 2009
yılında %122, 2010 yılında %103, 2011 yılında ise %121 seviyesinde olduğu
tespit edilmiştir. Hindistan’da yerleşik Greaves firmasının soruşturma
döneminde Türkiye’ye gerçekleştirdiği satışlar içerisinde en büyük paya sahip olan
motor tipinin ortalama piyasaya giriş fiyatı ile yerli üretim dalının muadil
ürününün ortalama yurt içi satış fiyatı karşılaştırıldığında tespit edilen
fiyat kırılması oranı ise %117 seviyesindedir.
MADDE 26
– (1) Fiyat yıpranması yerli üretim dalının birim fiyatlarında dampingli
ithalat nedeniyle yaşanan reel gerilemedir. Yerli üretim dalının yurt içi birim
satış fiyatlarında gerileme olup olmadığı enflasyondan arındırılarak
incelendiğinde, 2009 yılında 100 birim olan fiyatların 2010 yılında 99, 2011
yılında ise 94 birime gerilediği görülmüştür. Bu bağlamda, yerli üretim dalının
yurt içi birim fiyatlarında 2009-2011 yılları arasındaki dönemde %6 oranında
fiyat yıpranması tespit edilmiştir.
MADDE 27
– (1) Yerli üretim dalının ekonomik göstergelerinin incelenmesinde başvuru
sahibi Anadolu Motor firmasının soruşturma konusu ürüne ait 2009-2011 yılları
arasındaki verileri esas alınmıştır. Yönetmeliğin 17 nci maddesi hükümleri
çerçevesinde, dampingli ithalatın yerli üretim dalının ekonomik göstergeleri
üzerindeki etkisinin tespiti amacıyla, zarar dönemi içerisinde yerli üretim
dalının üretim, satış, pazar payı, yurtiçi fiyatlar, kapasite, kapasite
kullanımı, maliyetler, stoklar, istihdam, ücretler, verimlilik, nakit akışı,
yatırımlardaki artış, kârlılık, büyüme, sermaye artışı, net dönem kârı/zararı
göstergeleri analiz edilmiştir.
(2) Söz konusu
dönem için yapılan zarar analizinde eğilimi görebilmek amacıyla TL bazındaki
veriler TÜİK tarafından hesaplanan yıllık ortalama üretici fiyatları endeksi
kullanılarak enflasyondan arındırılmış, reel hale getirilmiş ve 2009 yılı esas
alınarak endekslenmiştir.
a) Üretim,
yerli üretim dalının soruşturmaya konu üründeki üretim miktarı endeksi 2009
yılında 100 birim kabul edildiğinde 2010 yılında artarak 118 birime
yükselmiştir. 2011 yılı endeks değeri ise 137 birim olarak gerçekleşmiştir.
b) Yurt içi
satışlar:
1) Yerli üretim
dalının 2009 yılında 100 birim olan yurt içi satış miktarı endeksi ise 2010
yılında 89 birime gerilemiş, 2011 yılında ise 144 birim olarak gerçekleşmiştir.
2) Yerli üretim
dalının yurt içi satış hâsılatı incelendiğinde ise 2009 yılında 100 birim olan
endeks değerinin 2010 yılında 88 birime gerilediği, 2011 yılında ise 135 birime
yükseldiği görülmektedir.
c) İhracat,
yerli üretim dalının 2009 yılında 100 birim olan ihracat miktar endeksi ise
2010 ve 2011 yıllarında 114 birim olarak gerçekleşmiştir.
ç) Pazar Payı:
1) Soruşturma
konusu ürünün yurt içi tüketiminin 2009 yılı 100 olarak alındığında takip eden
dönemde ciddi şekilde artarak 2010 yılında 202, 2011 yılında ise 322 birime
ulaştığı görülmektedir. Bu artış, soruşturma konusu üründe Türkiye pazarının
2009-2011 arasında %222 oranında büyümüş olduğunu göstermektedir.
2) Soruşturma
konusu ürünün toplam Türkiye pazarında görülen bu ciddi artışa karşılık yerli
üretim dalının büyüyen pazardan pay alamadığı, 2009 yılındaki pazar payının
ciddi oranda düştüğü tespit edilmiştir. Buna göre, 2009 yılında 100 birim olan
pazar payının, 2010 yılında ciddi düzeyde azalarak 47 birime gerilediği, 2011
yılında ise 46 birim olarak gerçekleştiği görülmektedir. Bu veriler, 2009-2011
arasındaki dönemde toplam Türkiye pazarı %222 oranında büyürken yerli üretim
dalının pazar payının aynı dönemde %54 oranında gerilediğine işaret etmektedir.
d) Yurtiçi
fiyatlar, yerli üretim dalının ilgili üründe ağırlıklı ortalama yurtiçi birim
satış fiyatı endeksinin, 2009 yılı verileri 100 olarak alındığında, 2010 ve
2011 yıllarında sırasıyla 99 ve 94 birim olarak gerçekleştiği görülmektedir.
e) Maliyetler,
yerli üretim dalının ilgili üründe ağırlıklı ortalama birim ticari maliyet
endeksi 2009 yılında 100 iken, takip eden dönemde düşüş göstererek 2010 yılında
84’e, 2011 yılında ise 78 birime gerilemiştir.
f) Stoklar,
yerli üretim dalının ilgili üründeki stok verileri incelendiğinde 2009 yılında
100 birim olan stok düzeyi endeksinin, 2010 yılında 157 birime yükseldiği, 2011
yılında ise 124 birim olarak gerçekleştiği görülmektedir.
g) Kapasite ve
kapasite kullanım oranı (KKO), yerli üretim dalının üretim kapasitesinde
incelenen dönem boyunca herhangi bir değişiklik olmamıştır. Buna karşılık 2009
yılında 100 birim kabul edilen KKO’nun 2010 yılında 118 birime, 2011 yılında
ise 137 birime yükseldiği görülmektedir.
ğ) İstihdam, yerli
üretim dalının ilgili üründeki çalışan toplam işçi sayısı endeksi 2009 yılında
100 kabul edildiğinde, 2010 yılında 103 birime, 2011 yılında ise 111 birime
yükselmiştir.
h) Ücretler:
1) Yerli üretim
dalı nihai bildirim sonrasında sunduğu görüşlerinde ücret endeksinde düzeltme
yapılmasını talep ederek sadece soruşturma konusu ürün üretiminde çalışan
işçilerin ücret endeksinin dikkate alınmasını istemiştir. Bahse konu talep
kabul edilerek ücret endeksinde düzeltme yapılmıştır.
2) Buna göre,
yerli üretim dalının ilgili ürün üretiminde çalışan işçilerinin aylık
giydirilmiş brüt ücret endeksi 2009 yılında 100 olarak alındığında, 2010
yılında 99 birim, 2011 yılında ise 91 birim olarak gerçekleşmiştir.
ı) Verimlilik,
yerli üretim dalının ilgili ürün üretiminde çalışan işçi başına verimlilik
endeksi 2009 yılında 100 iken, 2010 yılında 115’e, 2011 yılında ise 123 birime
ulaşmıştır.
i) Kârlılık,
yerli üretim dalının ilgili üründe ticari maliyetleri ve ortalama yurt içi
satış fiyatları dikkate alınarak hesaplanan yurt içi ürün birim kârlılık
endeksi 2009 yılında 100 birim kabul edildiğinde 2010 yılında 233, 2011 yılında
ise 238 birime yükselmiştir. Yurt içi satış fiyatlarında reel olarak düşük de
olsa gerileme yaşanırken yurt içi satış kârlılığında bu seviyede artış
görülmesinin nedeni firmanın ortalama birim ticari maliyetlerinde görülen
düşüştür.
j) Nakit akışı,
yerli üretim dalının ilgili ürün satışları ile yarattığı nakit akışı endeksi
toplam kârlılıkta görülen iyileşme nedeniyle ürün amortismanındaki gerilemeye rağmen
olumlu seyretmiştir. Buna göre, 2009 yılında 100 birim olan ürün nakit akışı
endeksi 2010 yılında 152 birime yükselmiş, 2011 yılını ise 295 birim olarak
tamamlamıştır.
k) Net
kârlılık, özkaynakların kârlılığı:
1) Yerli üretim
dalının bütün faaliyetleri ile ilgili olarak, 2009 yılı itibariyle 100 birim
olan yatırımların geri dönüş oranı (Kâr/Özkaynak), 2010 yılında 317 birime
yükselmiş, 2011 yılında ise 233 birim olarak gerçekleşmiştir.
2) Yatırım
hâsılatı (Kâr/Aktif Toplamı) oranına bakıldığında ise 2009 yılında 100 birim
kabul edilen oran, 2010 ve 2011 yıllarında sırasıyla 268 ve 227 birim olarak
gerçekleşmiştir.
l) Büyüme,
yerli üretim dalının bütün faaliyetleri ile ilgili olarak, aktif büyüklüğü reel
olarak 2009 yılında 100 iken, takip eden iki yılda sırasıyla 117 ve 109 birim
olarak gerçekleşmiştir.
m) Sermaye
artışı, yerli üretim dalının sermaye artırma yeteneğini görebilmek amacıyla
yerli üretim dalının bütün faaliyetlerinde kullanılan öz sermayesinin gelişimi
incelenmiştir. Buna göre, 2009 yılında 100 birim olan öz sermaye endeksi, 2010
yılında 98 birime gerilemiş, 2011 yılında tekrar yükselerek 106 birime
ulaşmıştır.
n)
Yatırımlardaki artış, yerli üretim dalı incelenen dönem boyunca herhangi bir
tevsi yatırımı yapmamıştır. Firmanın 2009 yılında 100 birim olan yenileme
yatırım tutarı 2010 yılında 68 birime, 2011 yılında ise 24 birime gerilemiştir.
MADDE 28
– (1) Yerli üretim dalının ekonomik göstergeleri dampingli ithalattan
kaynaklanan maddi zararın henüz oluşmadığını göstermektedir. Nitekim üretim ve
kârlılık göstergelerinin incelenen dönemde olumlu bir seyir gösterdiği,
bilhassa ürün kârlılığının devam etmesi nedeniyle bilanço zararı şeklinde bir
zararın oluşmadığı anlaşılmaktadır. Bununla beraber kârlılıktaki artışın artan
satış miktarları ve birim fiyatlardan ziyade düşen ticari maliyetlerden
kaynaklandığı görülmektedir.
(2) Öte yandan,
yerli üretim dalının yurt içi satış miktarı, stokları, stok çevrim hızı ve
pazar payı gibi ekonomik göstergeleri, soruşturmaya konu ithalatın bir önceki
yıla göre %60 oranında artış göstererek en yüksek seviyesine ulaştığı 2011 yılı
için detaylı bir şekilde incelendiğinde maddi zarar tehdidinin söz konusu
olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim bu dönemde yurt içi satış miktarları üretim
artışına paralel bir seyir izleyememiş, ihracat miktarının da sabit kalması
nedeniyle soruşturmaya konu ürün stoklarında artışlar yaşanmıştır. Bu durum,
yerli üretim dalının stok çevrim hızının da düşmesine yol açmıştır.
(3) Yerli
üretim dalının, dampingli ithalattan kaynaklanan maddi zarar tehdidi ile karşı
karşıya olduğunu gösteren bir diğer gösterge de pazar paylarındaki değişimdir.
Soruşturmaya konu üründe toplam Türkiye pazarı 2009-2011 döneminde büyük
gelişim gösterirken dampingli ithalatın da bu büyüyen pazardan giderek daha
fazla pay almaya başladığı görülmektedir. 2009-2011 yılları arasında toplam
Türkiye pazarı %222 oranında büyürken soruşturmaya konu ÇHC menşeli ithalat
aynı dönemde %252, Hindistan menşeli ithalat ise %333 oranında artış göstermiştir.
Dampingli ithalattaki bu artışa paralel olarak her iki ülkenin pazar paylarının
da önemli ölçüde artış gösterdiği; ÇHC menşeli dampingli ithalatın pazar
payında %10, Hindistan menşeli dampingli ithalatın pazar payında ise %35
oranında artış yaşandığı tespit edilmiştir. Aynı dönemde yerli üretim dalının
pazar payı ise önemli ölçüde gerilemiştir. Diğer bir ifadeyle, yerli üretim
dalı büyüyen pazardan daha fazla pay almayı başaramadığı gibi mevcut pazar
payını da koruyamamıştır.
(4) Dampingli
ithalatın ağırlıklı ortalama birim fiyatlarının yerli üretim dalının ortalama
yurt içi fiyatlarının büyük ölçüde altında olduğu da dikkate alındığında,
önümüzdeki dönemde pazardaki mevcut koşullar altında dampingli ithalattaki
artışın ve buna paralel pazardaki büyümeden daha fazla pay alma eğiliminin
sürebileceği ve bu nedenle yerli üretim dalının pazar payının daha da
daralacağı ve ekonomik göstergelerinin kötüleşeceği beklenmektedir. Bu durumda
dampingli ithalatın maddi zarar tehdidinin ötesine geçerek yerli üretim dalı
üzerinde maddi zarara neden olabileceği değerlendirilmektedir.
MADDE 29
– (1) Yönetmeliğin 17 nci maddesi hükmü çerçevesinde maddi zarar tehdidinin
belirlenmesinde dikkate alınması gereken unsurlar incelenmiştir. Buna göre;
a) ÇHC’den
gerçekleştirilen dampingli ithalatın zarara ilişkin değerlendirmelerin
yapıldığı 2009-2011 yılları arasındaki dönemde yıllık ortalama %88 oranında;
Hindistan menşeli ithalatın ise aynı dönemde yıllık ortalama %108 oranında
artış gösterdiği tespit edilmiştir. 2009 ile 2011 yılları arasındaki ithalat
artış oranları ise ÇHC için %252, Hindistan için ise %333 oranındadır ve
dampingli ithalatta önemli ölçüde artış olduğuna işaret etmektedir.
b) ÇHC ve
Hindistan’da yerleşik işbirliğine gelen üretici/ihracatçı firmaların soru
formlarına verdikleri yanıtların incelenmesi neticesinde, bahse konu firmaların
üretim kapasitelerinin tamamını kullanmadıkları, Türkiye’ye gerçekleştirdikleri
ihracat miktarına nispetle ciddi üretim kapasitelerinin bulunduğu ve ihtiyaç
halinde Türkiye’ye yönlendirilebilecek fazla üretim kapasiteleri bulunduğu
anlaşılmaktadır. Bu husus, yakın bir gelecekte dampingli ithalatta önemli bir
artış ihtimalinin var olduğunu göstermektedir.
c) Soruşturmaya
konu ülkelerden gerçekleştirilen dampingli ithalatın birim fiyatlarının gerek
yerli üretim dalının fiyatlarına gerekse üçüncü ülkelerden gerçekleştirilen
ithalatın birim fiyatlarına göre önemli ölçüde düşük seyrettiği ve yerli üretim
dalının yurt içi birim fiyatları üzerinde önemli ölçüde fiyat kırılmasına neden
olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle dampingli ithalat, yurt içi fiyatları önemli
ölçüde düşürecek veya fiyatların artışını engelleyecek ve ithalata olan talebi
artırabilecektir.
ç) Yerli üretim
dalının soruşturma konusu üründeki stok miktarının normal şartlar altında düşük
stok miktarlarıyla çalışan bu sektör için önemli düzeylerde artış gösterdiği ve
2009-2011 döneminde %24 oranında yükseldiği görülmüştür.
(2) Yukarıdaki
tespit ve değerlendirmeler ışığında, Hindistan ve ÇHC menşeli dampingli
ithalatın yerli üretim dalı üzerinde maddi zarar tehdidine yol açtığı
değerlendirilmektedir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Dampingli İthalat ile Zarar Tehdidi Arasındaki
Nedenselliğe İlişkin Belirlemeler
MADDE 30
– (1) Soruşturma konusu ülkeler menşeli ithalatın 2009-2011 yılları arasında
hem miktar hem de değer bazında artış gösterdiği ve bu artışa paralel olarak
yurt içi piyasadan aldığı pazar payının yerli üretim dalı aleyhine yükseldiği
tespit edilmiştir. 2009-2011 yılları arasında toplam Türkiye tüketimi %222
oranında büyürken Hindistan menşeli ithalatın %333, ÇHC menşeli ithalatın ise
%252 oranında arttığı belirlenmiştir. Soruşturmaya konu ülkelerin Türkiye
pazarından aldıkları pay bu dönemde artarken yerli üretim dalının pazar payı
önemli ölçüde gerilemiştir. Bu veriler, yerli üretim dalının dampingli ithalat
nedeniyle Türkiye piyasasındaki nispi konumunun iç piyasadaki toplam
genişlemeye paralel bir seyir izlemediğini göstermektedir.
(2) Öte yandan,
dampingli olduğu tespit edilen ithalatın fiyatlarının yerli üretim dalının
fiyatlarını önemli ölçüde kırdığı tespit edilmiştir. Hâlihazırda, artan
dampingli ithalat nedeniyle büyüyen Türkiye pazarından yeterli pay alamayan,
hatta 2009 yılındaki pazar payını dahi koruyamayan yerli üretim dalının bu
fiyat düzeyleri sabitken dampingli ithalat ile rekabet edebilmesi mümkün
görülmemektedir.
(3) Bu
tespitler ışığında, ÇHC ve Hindistan menşeli ithalatın yerli üretim dalı
üzerinde maddi zarar tehdidine yol açtığı sonucuna ulaşılmıştır.
(4)
Hindistan’da yerleşik Greaves firması nihai bildirime ilişkin yanıtında zarar
tehdidinin varlığına ilişkin olarak yerli üretim dalının büyüyen pazardan pay
alamamasının gerekçe gösterilmesine karşı çıkmış, yerli üretim dalının pazar
payını koruyamamasının nedeninin fiyatlarını düşürmemesi olduğunu iddia
etmiştir. Greaves firması, incelenen dönemde yerli üretim dalının birim
fiyatlarını üretim maliyetlerindeki iyileşmeye rağmen indirmediğini ve bu durumun
kârlılıkta iyileşmeye neden olduğunu savunmuştur. Firma ayrıca, yerli üretim
dalının büyüyen pazardan pay alamamasının nedeninin üçüncü ülkeler menşeli
ithalatta görülen artış olduğunu iddia etmiştir.
(5) Yerli
üretim dalının birim maliyetlerindeki düşüşü fiyatlarına yansıtmamış olması
nihai bildirime ilişkin yanıt gönderen ithalatçı firmalardan birisi tarafından
da gündeme getirilmiştir. Yerli üretim dalının yüksek kârlılık koşullarında
faaliyet göstermeye çalışarak soruşturma konusu ürünü kullanarak imalat yapan
firmaların rekabet koşullarını olumsuz şekilde etkilediği öne sürülmüştür.
(6) Yukarıda da
ifade edildiği üzere, gerek başvuruda sunulan gerek soruşturma sürecinde elde
edilen bulgular yerli üretim dalında maddi zararın varlığına değil maddi zarar
tehdidinin varlığına işaret etmektedir. Maddi zarar tehdidinin söz konusu
olduğu piyasa koşullarında yerli üretim dalının belirli ekonomik
göstergelerinde müspet anlamda maddi zararın varlığını gösteren verilere
ulaşılamaması olağandır.
(7) Öte yandan,
ithalatın mutlak ve pazar payına nispeten gelişiminin incelenmesi tek başına
bir sonuca varmak için yeterli değildir. Bu itibarla, soruşturma konusu
ithalatın birim fiyatlarının gelişiminin ve yerli üretim dalının birim
fiyatları üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Özellikle Greaves firmasının Türkiye’ye satışını gerçekleştirdiği motor tipleri
incelendiğinde, bunların yerli üretim dalı tarafından üretilen motorlarla büyük
benzerlik taşıdığı görülmektedir. Nitekim her iki firma da üretime İtalyan
Lombardini lisansı altında başlamıştır. Bu bağlamda, her ne kadar yerli üretim
dalı birim maliyetlerindeki düşüşü fiyatlarına yansıtmamış olmasına rağmen,
Greaves firması tarafından Türkiye’ye satışı yapılan motor tiplerinin yerli üretim
dalının yurtiçi birim fiyatları üzerinde önemli ölçüde fiyat kırılmasına yol
açtığı tespiti geçerliliğini korumaktadır. Nitekim ürün tipleri bazında %117
oranında olan fiyat kırılmasının yerli üretim dalının maliyetleri oranında
düşürülmeyen birim fiyatları ile açıklanması mümkün görülmemektedir.
MADDE 31
– (1) Yönetmeliğin 17 nci maddesi hükümleri uyarınca, yerli üretim dalında
maddi zarara yol açabileceği düşünülen diğer bilinen unsurlar incelenmiştir.
Yapılan inceleme neticesinde, dampingli ithalat dışında diğer bilinen
unsurlardan herhangi birinin yerli üretim dalında tespit edilen maddi zarar
üzerinde önemli olumsuz etkiye neden olamayacağı belirlenmiştir.
MADDE 32
– (1) 2009-2011 döneminde diğer ülkelerden yapılan ithalat miktarı ve bu
ülkelerden gerçekleştirilen ithalatın toplam pazar payı da artmıştır. Buna
karşılık, üçüncü ülkeler menşeli ithalatın birim fiyatlarının, soruşturma
konusu ülkelerden gerçekleştirilen ithalatın birim fiyatlarının çok üstünde
seyrettiği, bu haliyle üçüncü ülkeler menşeli ithalatın yerli üretim dalında
zarara yol açmasının mümkün olmadığı değerlendirilmektedir. Nitekim, üçüncü
ülkeler menşeli ithalat görece yüksek fiyat düzeylerinin rekabet üzerinde
bozucu etki yaratmaması nedeniyle yerli üretim dalı tarafından şikâyete konu
edilmemiştir.
MADDE 33
– (1) Yapılan incelemede soruşturmaya konu ürünün kullanım alanı ve tüketici
algılanmasının aynı kaldığı ve dolayısıyla tüketim eğiliminde bir değişiklik
olmadığı; soruşturmaya konu ülkelerde üretilen benzer ürün ile yerli üretim
dalı tarafından üretilen benzer ürünün üretim teknolojisinde bir farklılık
gerçekleşmediği belirlenmiştir.
(2) Diğer
taraftan, soruşturmaya konu ürünün ithalatında ve ihracatında ne Türkiye ne de
soruşturmaya konu ülkeler nezdinde ticareti kısıtlayıcı bir gelişmenin
gerçekleşmediği tespit edilmiştir.
(3) İlgili
taraflarca, dampingli ithalat dışında yerli üretim dalında maddi zarara yol
açabilecek herhangi bir unsur iddia edilmemiştir.
ALTINCI BÖLÜM
Sonuç ve Karar
MADDE 34
– (1) Soruşturma sonucunda, soruşturmaya konu ülkeler menşeli ithalatın
dampingli olduğu ve yerli üretim dalında maddi zarar tehdidine yol açtığı ve
her ikisi arasında illiyet bağının mevcut olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle,
İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulunun kararı ve Ekonomi Bakanının
onayı ile aşağıda tanımı ve menşei belirtilen eşyanın Türkiye’ye ithalatında
karşısında belirtilen oranlarda dampinge karşı kesin önlem yürürlüğe
konulmuştur.
(Değişik tablo: RG-25/7/2014-29071)
GTİP
Eşyanın
Tanımı
Menşe
Ülke
Firma
Dampinge
Karşı Önlem (CIF Bedelin %)
8408.90.41.90.00
Diğerleri
(su soğutmalı ve birden fazla silindire sahip motorlar hariç)
Hindistan
Greaves Cotton Limited
5,71
Diğerleri
14,38
Çin
Halk
Cumhuriyeti
Changzhou Changfa Imp. &
Exp. Co., Ltd.
152,48
Diğerleri
165,18
MADDE 35
– (1) Gümrük idareleri, Karar maddesinde gümrük tarife pozisyon numarası,
tanımı ve menşe ülkesi belirtilen eşyanın, diğer mevzuat hükümleri saklı kalmak
kaydıyla, serbest dolaşıma giriş rejimi kapsamındaki ithalatında, karşılarında
gösterilen oranda dampinge karşı kesin önlemi tahsil ederler.
MADDE 36
– (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 37
– (1) Bu Tebliğ hükümlerini Ekonomi Bakanı yürütür.
Tebliğin
Yayımlandığı Resmî Gazete’nin
Tarihi
Sayısı
Tebliğde
Değişiklik Yapan Tebliğlerin Yayımlandığı Resmî Gazetelerin
Tarihi
Sayısı
1.
21/11/2013
28828
2.
25/7/2014
29071