Tebliğler · No: 2016/7 · Resmî Gazete: 2016-04-17
Resmî kaynak: https://kms.kaysis.gov.tr/Home/Goster/73510
17 Nisan 2016 PAZAR Resmî Gazete Sayı : 29687
TEBLİĞ
Ekonomi Bakanlığından:
İTHALATTA HAKSIZ REKABETİN ÖNLENMESİNE İLİŞKİN TEBLİĞ
(TEBLİĞ NO: 2016/7)
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, 18/10/2014 tarihli ve 29149 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız
Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2014/33) ile başlatılan ve Ekonomi Bakanlığı tarafından
yürütülen dampingsoruşturması sonucunda alınan kesin önlem kararının yürürlüğe konulmasıdır.
MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 14/6/1989 tarihli ve 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun,
20/10/1999 tarihli ve 99/13482 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi
Hakkında Karar ve 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmî G azete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi
Hakkında Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanmıştır.
MADDE 3 – (1) Bu Tebliğde geçen;
a) ABD: Amerika Birleşik Devletlerini,
b) Bakanlık: Ekonomi Bakanlığını,
c) Cargill: Cargill Cotton Business Unit of Cargill Inc firmasını,
ç) CFTC: ABD Emtia Vadeli Kontratları Takas Kurumunu,
d) DTÖ ADA: Dünya Ticaret Örgütü Anti-Damping Anlaşmasını,
e) Genel Müdürlük: Bakanlık İthalat Genel Müdürlüğünü,
f) GTP: Gümrük tarife pozisyonunu,
g) IFRS: Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarını,
ğ) Kanun: 14/6/1989 tarihli ve 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanunu,
h) LDC: LD Commodities Cotton LLC firmasını,
ı) NCC: Amerikan Ulusal Pamuk Konseyini,
i) Noble: Noble Americas Resouces Corporation firmasını,
j) Staple: Staple Cotton Cooperative Association firmasını,
k) TEPGE: Tarımsal Ekonomi ve Politika Geliştirme Enstitüsü Müdürlüğünü,
l) TÜİK: Türkiye İstatistik Kurumunu,
m) US GAAP: ABD’nin Genel Olarak Kabul Edilmiş Muhasebe Kurallarını,
n) Yönetmelik: 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin
Önlenmesi Hakkında Yönetmeliği,
o) YÜD: Yerli üretim dalını,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Genel Bilgi ve İşlemler
MADDE 4 – (1) ABD menşeli “ karde edilmemiş veya penyelenmemiş pamuk” için 18/10/2014 tarihli ve 29149
sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2014/3 3) ile
Bakanlık tarafındanre’sen başlatılan damping soruşturması tamamlanmıştır.
(2) ABD Tarım Bakanlığı ve ABD Ulusal Pamuk Konseyi nihai bildirime sunmuş oldukları görüşlerde,
DTÖ ADA’nın5.6 ncı maddesi hükümlerince soruşturmaların sadece özel durumlarda damping, zarar ve illiyet bağı ile
alakalı yeterli belge ve bulgular olması halinde re’sen açılabileceğini; ancak, soruşturmanın açılmasına temel teşkil eden
inceleme raporunun gizli olmayan özetinde bu anlamda bir değerlendirmenin olmadığını iddia etmişlerdir.
(3) Damping soruşturmaları, normal şartlarda şikâyetçi yerli üreticiler tarafından usulüne uygun bir başvuru sonucu
yapılan değerlendirme neticesinde açılmaktadır. Ancak, ticarete konu olan lifli pamuk piyasasının çok küçük firmalar
tarafından teşekkül eden parçalı ve dağınık yapısı Genel Müdürlüğün re’sen bir değerlendirme yapmasına yol açmıştır.
Piyasanın bu yapısı DTÖ ADA’nın öngördüğü özel durum şartını sağlamaktadır. Nitekim soruşturma açıldıktan sonra Genel
Müdürlük pamuk piyasasının parçalı ya pısına rağmen YÜD verilerinin derlenmesi adına “Yerli Üretici Soru Formu”
hazırlamış ve YÜD firmalarıyla paylaşmıştır. Ancak, buna rağmen sınırlı sayıda firma Genel Müdürlük ile işbirliğine
gelmiştir. Bu şekilde yapılan değerlendirme sonucu damping, zarar ve illiyet bağına yönelik soruşturma açılmasına
elverecek ölçüde tespitler yapılmıştır. Söz konusu tespitlerin yer aldığı inceleme raporunun damping, zarar ve illiyet bağı
hakkındaki tespitlerinin makul ölçüde anlaşılmasına olanak sağlayacak ayrıntıda hazı rlanan gizli olmayan özeti ise
soruşturmanın açılmasını müteakip tüm ilgili taraflarla paylaşılmıştır.
MADDE 5 – (1) Soruşturma açılmasını müteakip, söz konusu ürünün Bakanlıkça tespit edilen ithalatçılarına,
soruşturma konusu ülkede yerleşik bilinen üretici/ihracatçılarına ve anılan ülkede yerleşik diğer üretici/ihracatçılarına
iletilebilmesini teminen soruşturmaya konu ülkenin Ankara’daki Büyükelçiliğine soruşturmanın açılışına ilişkin bildirimde
bulunulmuştur.
(2) Bildirimde, soruşturma açılış Tebliğine, Genel Müdürlük tarafından yapılan incelemenin gizli olmayan özetine
ve soru formlarına nereden erişilebileceği hususunda bilgi verilmiştir.
(3) Taraflara görüş bildirme ve soru formunu yanıtlamaları için posta süresi dâhil 37 gün süre tanınmıştır. Ayrıca,
ilgili tarafların süre uzatımı yönündeki makul talepleri karşılanmıştır.
(4) Soruşturma konusu ürünün ithalatını yapan ithalatçı firmalardan 75’i soru formunu cevaplandırmış olup yanıtları
incelenmiştir.
(5) Soruşturma konusu ülkede yerleşik üretici/ihracatçı firmalardan hiçbiri kendilerine gönderilmiş olan soru
formuna cevap vermemiştir. Buna mukabil, soruşturma ko nusu ürünün ticaretini yapan 25 adet tacir firma, kendilerine
gönderilmiş olan tacir soru formunu cevaplayarak Genel Müdürlüğe göndermişlerdir.
(6) Soruşturma konusu ürünün ABD’de yerleşik hiçbir üretici ihracatçısının soru formuna yanıt vermemesi ve tacir
firmaların damping marjı hesaplaması için yeterli bilgi ve belge sunmadıkları anlaşıldığından soru formuna cevap vermiş
tacir firmalardan ek bilgi ve belgeler talep edilmiştir. Buna yönelik hazırlanan soru formu, 10/4/2015 tarihinde taraflarla
paylaşılmış ve tarafların soru formunu yanıtlamaları için posta süresi dâhil 37 gün süre tanınmıştır. Ayrıca, ilgili tarafların
süre uzatımı yönündeki makul talepleri karşılanmıştır.
(7) Ek soru formuna 25 adet tacir firma yanıt vermiştir. Bu firmalardan Memtex Cotton Marketing LLC
firması dampingmarjı hesabı için gerekli verileri süresi içinde sunmamıştır.
San Joaquin Valley Cotton Growers Association firması ise süresi içinde soru formu cevaplarını göndermemiştir. Her iki
firma da Yönetmeliğin 26 ncı maddesi uyarınca işbirliğine gelmemiş olarak addedilmiştir.
(8) Öte yandan, ek soru formuna cevaplarını gönderen Olam Cotton (USA)
ve Olam International Limited firmalarının ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Benzer bir ilişki ek soru formuna cevaplarını
gönderen LD Commodities Cotton LLC ve LouisDreyfus Commodities Suisse S.A. firmaları arasında da tespit edilmiştir.
(9) Ek soru formuna cevap veren tacir firmaların sayısının çok fazla olması nedeniyle damping marjı hesabında
Yönetmeliğin 27 nci maddesi hükümlerince örnekleme yoluna gidilmiştir. Örneklemeye, soru formuna cevap veren tacir
firmalar arasından Türkiye’ye ihracatı miktar bazında sırasıyla en çok olan LDC, Noble, Cargill ve Staple firmaları dâhil
edilmiştir. Bahse konu örneklemeye ilişkin bildirim ilgili taraflara 8/7/2015 tarihinde gönderilmiş ve tarafların mutabakatı
sağlanarak örnekleme yoluna gidilmiştir.
(10) Yönetmeliğin 23 üncü maddesi uyarınca ilgili taraf kabul edilen soruşturma konusu ürünün üretici veya
ihracatçılarından olu şan meslek kuruluşlarından Adana Sanayi Odası, Akdeniz Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları
Birliği, Denizli Sanayi Odası, Denizli Sanayici, Tüccar ve İşadamları Platformu, Denizli İhracatçılar Birliği, Ege İhracatçı
Birlikleri, Gaziantep Sanayi Odası, Gü neydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri, İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon
İhracatçıları Birliği, İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği, Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon
İhracatçıları Birliği ve Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği soruştu rma ile ilgili görüşlerini Genel Müdürlüğe yazılı olarak
iletmişlerdir. İlaveten, ABD’de yerleşik ihracatçıları temsilen NCC ve ABD Tarım Bakanlığı soruşturmaya ilişkin
görüşlerini yazılı olarak Genel Müdürlüğe iletmişlerdir.
(11) Soruşturma konusu ürünün yerli üreticilerini tespit etmek amacıyla Antbirlik Pamuk ve Narenciye Tarım Satış
Kooperatifleri Birliği Genel Müdürlüğü, S.S. Çukurova Pamuk, Yerfıstığı ve Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri
Birliği,Tariş Pamuk ve Yağlı Tohumlar Tarım Satış Koope ratifleri Birliği gibi çiftçi kooperatifleriyle İzmir Ticaret
Borsası’na bildirimde bulunulmuştur. Söz konusu kurumlardan gelen geri dönüşlere göre Akdeniz’de bulunan 5 adet pamuk
kooperatifi ve Ege’de bulunan 7 büyük çırçır tesisine YÜD’ün ekonomik göstergelerini temin etmek üzere “Yerli Üretici
Soru Formu” gönderilmiştir. Ancak, bahse konu firmalardan yalnızca biri soru formuna cevap göndermiştir. 1 üreticinin
verileri, Yönetmeliğin 18 inci maddesinde geçen YÜD tanımına uymadığından, YÜD’e ilişkin veriler TÜİK, Uluslararası
Pamuk Danışma Kurulu, TEPGE, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü ve Türkiye Ulusal Pamuk
Konseyi raporlarından derlenmiştir. İncelemede kütlü pamuk üretimine ilişkin veriler yerine dış ticarete konu olan pamuk
lifi verileri kullanılmıştır.
(12) Soruşturma sonucunda alınacak karara esas teşkil edecek bilgi, bulgu, tespit ve değerlendirmeleri içeren nihai
bildirim raporu 9/2/2016 tarihinde ABD’nin Ankara’daki Büyükelçiliği ile soruşturma sırasında işbirliğinde bulun an tacir
firmalara, ithalatçı/kullanıcılara, ithalatçı/kullanıcıları temsil eden meslek kuruluşlarına ve yerli üreticileri temsil eden
kooperatifler ve meslek kuruluşları ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına iletilmiştir. Tüm ilgili taraflara nihai
bildirime ilişkin görüş bildirmeleri için yeterli süre tanınmıştır.
(13) Nihai bildirim sonrasında, tarafların nihai bildirime ilişkin görüş ve savlarını sözlü olarak da sunmalarına imkân
tanımak amacıyla tüm ilgili tarafların katılımı ile 24/2/2016 tarihinde kamu dinleme toplantısı ve 25/2/2016 tarihinde firma
özel dinleme toplantıları düzenlenmiştir.
(14) Yönetmeliğin 24 üncü maddesi hükümlerince ilgili taraflarca sözlü olarak paylaşılan bilgiler, yazılı olarak
sunulmaları halinde Genel Müdürlükçe dikkate alınmaktadır. Bu kapsamda, tüm ilgili taraflardan 18 ithalatçı/kullanıcı
firma, 7 tacir firma, ABD Tarım Bakanlığı, NCC, ABD Tarım Ürünleri (Tütün, Pamuk ve Yer Fıstığı Ticareti) Teknik
Danışma Kurulu, ABD Kuzey Karolayna Tarım ve Tüketici Hizmetleri Bakan lığı, Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon
İhracatçıları Birliği, Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası, İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları
Birlikleri, Antbirlik Pamuk ve Narenciye Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Genel Müdürlüğü, S.S. Çukurova Pamuk,
Yerfıstığı ve Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri Birliği, Tariş Pamuk ve Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri
Birliği ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı nihai bildirim ve dinleme toplantılarına yönelik görüşlerini yazılı olarak
Genel Müdürlüğe iletmişlerdir.
(15) Tarafların soruşturma boyunca ortaya koyduğu tüm bilgi, belge ve görüşler incelenmiş, mezkûr görüşlerden
soruşturma kapsamında değerlendirilebilecek olanlara 9/2/2016 tarihinde yayımlanan nihai bildirim raporunda yer
verilmiştir.NCC’nin nihai bildirime sunmuş olduğu görüşlerde, nihai bildirim raporunda NCC’nin Bakanlığa daha önce
sunmuş olduğu iddiaların yer almadığı ve bu durumun DTÖ ADA’nın 6.9 uncu maddesine aykırı bir şekilde kendilerine
savunma fırsatının sunulmadığı sonucunu doğurduğu iddia edilmiştir. DTÖ ADA’nın 6.9 uncu maddesinde soruşturmayı
yürüten yetkili idarelerin nihai bir belirleme yapılmadan önce, kesin önlemlerin uygulanıp uygula nmayacağı kararının
esasını oluşturan ve incelenmekte olan birinci derecede önemli gerçekleri ilgili tüm taraflara bildirmesi gerektiği ve bu
bildirimin tarafların menfaatlerini savunmalarına olanak tanıyacak şekilde yeterli süre içinde yapılması gerektiği hükmü
amirdir. Genel Müdürlük ise bu şekilde hazırlamış olduğu nihai bildirimi tüm ilgili taraflara kendilerini savunması için
yeterli olanak sağlayacak şekilde gerekli süreleri gözeterek yayımlamış DTÖ ADA’nın 6.9 uncu maddesinde yer alan
yükümlülüğünü yerine getirmiştir. Söz konusu nihai bildirimde, NCC’nin ve diğer tüm ilgili tarafların soruşturmaya ilişkin
görüşlerinden soruşturma kapsamında değerlendirilebilecek olanlarına yer verilmiştir.
(16) Bu Tebliğde ise nihai bildirimde ele alınan görüş ve iddialara ek olarak tarafların nihai bildirim sonrasında
Genel Müdürlüğe iletmiş olduğu görüşlerin soruşturma kapsamında değerlendirilebilecek olanlarına da yer verilmiştir.
(17) İlgili taraflardan alınan bilgi ve belgelerin gizli olmayan nüshaları, talep eden bütün ilgili tarafların bilgisine
sunulmak üzere hazır tutulmuş ve talep geldiğinde ilgili taraflarla paylaşılmıştır. ABD Tarım Bakanlığı ve NCC nihai
bildirime sunmuş oldukları görüşlerde, ilg ili tarafların soruşturma kapsamında sunduğu bilgi ve belgelerin gizli olmayan
nüshalarının diğer ilgili taraflarla Bakanlık tarafından paylaşılmadığı, taraflarla paylaşılan gizli olmayan özetlerin ise
tarafların savunma yapmasını kolaylaştıracak nitelikte yeterli ölçüde ve anlaşılır şekilde bilgi içermediğini iddia etmişlerdir.
Tarafların soruşturma boyunca sunmuş olduğu tüm bilgi ve belgelerin gizli olmayan nüshaları taraflardan talep edenlerle
paylaşılmıştır. Nitekim soruşturma kapsamında ihracatçı firmaları yasal olarak temsil eden avukatlık/danışmanlık firmaları
ile gizli olmayan özetler paylaşılmıştır. Paylaşımlara ilişkin tutanaklar soruşturma dosyasında muhafaza edilmektedir. Gizli
olmayan özetlerin bir kopyasını tedarik eden söz konusu avukatlık firmalarından bir tanesinin NCC’yi de temsil ettiği Genel
Müdürlüğe resmi olarak bildirilmiştir. ABD Tarım Bakanlığı yetkilileri ise soruşturma boyunca gizli olmayan özetleri
görmek istediklerine ilişkin herhangi bir talebi Genel Müdürlüğe iletmemiştir. DTÖ ADA’nın 6.5 inci maddesinde
soruşturmayı yürüten yetkili idarelerin gizli bilgi veren ilgili taraflardan bu bilgilerin gizli olmayan özetlerini vermeleri ni
istemeleri gerektiği hükmü amirdir. Benzer bir ifade de Yönetmeliğin 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası nda şu şekilde
geçmektedir: “Gizlilik kaydıyla bilgi veren tarafın, bu bilgilerin gizli olmayan bir özetini vermesi gerekir. Gizli olmayan
özet, esas bilginin makul ölçüde anlaşılmasına olanak sağlayacak ayrıntıda olmalıdır”. Genel Müdürlük tüm ilgili tara flara
konuya ilişkin bildirimi soruşturmanın açılışına yönelik İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No:
2014/33)’in 6 ncı maddesinin yedinci fıkrasında şu şekilde duyurmuş ve DTÖ ADA’nın6.5 inci maddesi gereği
yükümlülüğünü yerine getirmiştir:
“Soruşturma süresince, Yönetmeliğin 22 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde gizlilik kaydıyla verilen her tür
bilgi, belge ve görüşün gizli olmayan bir özeti sunulur. Gizli olmayan özet, esas bilginin makul ölçüde anlaşılmasına olanak
sağlayacak ayrıntıda olmalıdır. İlgili taraflar, istisnai hallerde bu bilgilerin özetlenemeyecek nitelikte olduklarını
belirtebilirler. Bu gibi istisnai durumlarda, bilgilerin özetlenemeyecek nitelikte olmasının nedenlerinin belirtilmesi gerekir.”
MADDE 6 – (1) Yönetmeliğin 21 inci maddesi çerçevesinde ABD’de yerleşik örneklemeye dâhil edilen tacir
firmalar nezdinde 12-18/11/2015 tarihlerinde yerinde doğrulama soruşturmaları gerçekleştirilmiştir.
MADDE 7 – (1) Damping belirlemesi için 1/1/2014-30/9/2014 tarihleri arası soruşturma dönemi olarak kabul
edilmiştir. Zarar belirlemelerinde ise veri toplama ve değerlendirme için 1/1/2012-31/12/2014 arasındaki dönem zarar
inceleme dönemi olarak belirlenmiştir.
(2) ABD Tarım Bakanlığı ve NCC, zarar inceleme döneminin inceleme raporunda 1/1/2011-31/12/2013 dönemi
olarak tanımlandığını; ancak, nihai bildirim raporunda söz konusu dönemin bilinçli bir şekilde 1/1/2012-31/12/2014 dönemi
olarak belirlendiğini ve 2011 yılının zarar inceleme döneminden çıkarılması sonucunda ABD menşeli ithalattaki mutlak ve
nispi artış oranının olması gerekenden daha yüksek çıktığını iddia etmişlerdir. Anti -Damping Uygulamaları
Komitesinin dampingsoruşturmalarında veri toplama dönemine ilişkin 5/5/2000 tarihli tavsiye kararının 1(a) maddesinde,
damping soruşturmalarına ilişkin veri toplama döneminin en az 6 aylık normalde ise 12 aylık ve soruşturmanın açılışına
mümkün olan en yakın verileri içermesi gerektiği; 1(c) maddes inde ise zarara ilişkin verilerin normal şartlarda en az üç
yıllık dönemi içermesi gerektiği tavsiye edilmiştir. Soruşturmanın açılış aşamasında her ne kadar 2011 -2013 dönemi zarar
incelemesinde kullanılmış olsa da tüm ilgili taraflara gönderilen soru form larında 2012-2014 dönemine ilişkin veri talep
edilmiştir. Soruşturmanın nihai bildirim aşamasına gelene kadar da tacir veya ithalatçı/kullanıcı firmalardan soru
formlarında yer alan dönemlere ilişkin herhangi bir şikâyet ve/veya öneri gelmemiştir. Soruştur ma dönemi belirlenirken
mevzuat çerçevesinde ve bahsi geçen tavsiye kararı dikkate alınarak soruşturmanın açılış tarihine en yakın dönem
olan 1/1/2014-30/9/2014 dönemi esas alınmıştır. Zarar inceleme döneminde ise mevzuat hükümleri ve söz konusu tavsiye
kararı dikkate alınarak eğilim analizi yapılmasına da imkân tanıyacak şekilde soruşturma dönemini de kapsayan üç yıllık
bir dönem esas alınmıştır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Soruşturma Konusu Ürün ve Benzer Ürün
MADDE 8 – (1) Soruşturma konusu ürün, 52.01 GTP altında sınıflandırılan “ karde edilmemiş
veya penyelenmemişpamuk”tur.
(2) Pamuk, hasat edilen ürünü işleyen çırçır sanayii, lifi ile teksti l sanayii, çekirdeği ile yağ ve
yem sanayii ve linteri ile de kâğıt sanayii için stratejik önem taşıyan bir ürün konumundadır. Pamuk çekirdeğinden elde
edilen yağ, petrole alternatif olarakbiyodizel üretiminde de hammadde olarak kullanılmaktadır. Bunların yanında nüfus artışı
ve yaşam standardının yükselmesi, pamuk bitkisine olan talebi de artırmaktadır. Dünyada az sayıda ülke ekolojisinin pamuk
tarımına elverişli olması nedeniyle, dünya üretiminin büyük bölümü Türkiye’nin de içinde bulunduğu az sayıda ülke
tarafından üretilmektedir.
(3) Pamuk bitkisinin kozasının içinde bulunan çekirdekler pamuk lifleriyle kaplıdır. Bu liflerin esas unsuru selüloz
olup üzerleri mumlu bir madde ile kaplıdır. Bunların dış yüzeyleri düzgün ve doğal; renkleri beyaz, sarımtırak veya hatta
kahverengimsi veya kırmızımsıdır. Kozalar olgunlaşıp az veya çok genişçe açıldığında hasat edilirler.
(4) Pamuk bitkisi esas olarak tekstil sanayiinin temel hammaddelerinden olan pamuk lifi elde etmek için
üretilmektedir. Bununla beraber, yukarı da da izah edildiği üzere, tarladan toplanan ham ürün, içerisinde çekirdekleri ve
çekirdeklerin dışını kaplayan lifi bulunduran koza halindedir. Pamuğun bu hali “kütlü pamuk” olarak tanımlanmaktadır.
Kütlü pamuğun tekstilde kullanılabilir hale gelmeden önce çekirdeklerinden ve toprak, bitki sapı gibi diğer dışsal atıklardan
arındırılması gerekmektedir. Bu amaçla kütlü pamuk çırçırlama işlemine tabi tutulmaktadır. Çırçır tesislerinde çekirdeklerin
etrafındaki lifler ayıklanırken, bu işlemin sonucunda çiğit olarak da bilinen pamuk tohumu ve çırçır atığı ortaya çıkmaktadır.
Pamuk çekirdeklerinin etrafındaki nispeten kısa lifler ise linter olarak bilinen ve kâğıt endüstrisinden
savunma sanayiine kadar kullanım alanı olan ürünün üretilmesinde kullanılmaktadır.
(5) Sahip olduğu lifin fiziki özelliklerine göre pamuklar çeşitli kategorilerde sınıflandırılmaktadır. Lif uzunluğu 19
ila 24,6 mm arasında değişen pamuklar kısa lifli olarak adlandırılmaktadır. Kısa boylu ve sert liflere sahip olduklarından ve
yaylanma (eski haline gelme) özellikleri fazla olduğundan daha çok yatak, yorgan ve şilte gibi ürünlerin dolgu malzemesi
olarak kullanılmaktadır. Lif uzunluğu 24,6 ila 28,5 mm arasında değişen pamuklar orta lifli olarak sınıflandırılmaktadır. Lif
uzunluğu 28,5 ila 34,9 mm arasında değişen pamuklar ise uzun lifli pamuklardır. Yerli üretimi yapılan tescilli pamuk
çeşitlerinin %98’ini orta uzun lifli Gossypium Hirsutum türü çeşitler, %2’sini ise yerli olarak tanımlanan kapalı koza
tipindeki çeşitler teşkil etmektedir. Lif uzunluğu 34,9 mm’den fazla olan pamuklar ise çok uzun lifli pamuklar olup dünyada
çok sınırlı olarak üretilebilmektedir. Lif uzunluğu pamuğun sınıflandırılmasındaki en önemli ölçüttür. Lif uzunluğu
haricinde pamuğun rengi, su geçirgenliği, elyaf mukavemeti ve elyafın içindeki yabancı madde oranı da pamuğun kalitesini
ve fiyatını etkileyebilen unsurlar arasındadır.
MADDE 9 – (1) Soruşturma konusu ürün ile YÜD tarafından üretilen ve Türkiye piyasasında satılan pamuğun
teknik ve fiziki özellikleri ve temel kullanım alanı itibariyle benzer özelliklere sahip olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle, söz
konusu ürünler Yönetmeliğin 4 üncü maddesi çerçevesinde benzer ürün olarak kabul edilmiştir.
(2) NCC nihai bildirime sunmuş olduğu görüşlerde, inceleme raporunda yer alan bilgilerde ABD menşeli upland tipi
pamukların orta lifli pamuk olarak, Türkiye’de yetişen pamukların ise uzun lifli pamuklar olarak beyan edildiğini; ancak,
nihai bildirim raporunda Türkiye’de yetişen pamukların orta -uzun lifli olarak sınıflandırıldığını, bu durumun tutarsızlık
olarak algılandığını iddia etmiştir. Bilindiği üzere inceleme raporundaki tespitler soruşturma açılışından önce yapılmaktadır.
Soruşturma açılışında eldeki verilere göre yapılan değerlendirme, soruşturma esnasında tüm taraflardan toplanarak
doğrulanan bilgi ve bu lgularla desteklenen değerlendirmeler nihai bildirim raporunda ilgili taraflara ve kamuoyuna ilan
edilmektedir. Yapılan değerlendirmeler neticesinde, nihai bildirim raporunda, soruşturma esnasında yapılan tespitlere
dayanarak Türkiye’de üretilen pamukların orta-uzun elyaflı olduğu bilgisi tüm ilgili taraflarla paylaşılmıştır. Aynı şekilde,
soruşturma esnasında işbirliğinde bulunan tacir firmaların verilerinden ABD menşeli pamuğun elyaf uzunluğunun ağırlıklı
olarak orta-uzun lifli şeklinde sınıflandırıldığı görülmüştür. Öte yandan, pamuğun lif uzunluğu önemli bir kıstas olmasına
rağmen benzer ürün tespiti için tek başına yeterli değildir. Nihai bildirimin 7 nci maddesinde ifade edildiği üzere soruşturma
konusu ürün ile YÜD tarafından üretilen ve iç piyasada s atışı yapılan ürünün teknik ve fiziki özellikleri ile temel kullanım
alanı itibariyle benzer özelliklere sahip olduğu anlaşılmış ve benzer ürün tespiti DTÖ ADA’nın 2.6 ile Yönetmeliğin 4 üncü
maddesine uygun şekilde yapılmıştır. Nihai bildirim sonrası dile getirilen yeni iddialar da Yönetmeliğin 4 üncü maddesi
kapsamında yapılan benzer ürün değerlendirmesine halel getirmemektedir.
(3) Soruşturma konusu ürün ve benzer ürün ile ilgili açıklamalar genel içerikli olup uygulamaya esas olan bilgi,
yürürlükteki Türk Gümrük Tarife Cetvelinde bulunan ilgili GTP ve karşılığı eşya tanımıdır.
(4) Önleme tabi ürünün Türk Gümrük Tarife Cetvelinde yer alan tarife pozisyonunda yapılacak değişiklikler bu
Tebliğ hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Dampinge İlişkin Belirlemeler
MADDE 10 – (1) 5 inci maddenin dokuzuncu fıkrasında ek soru formuna cevap veren tacir firmaların sayısının çok
fazla olması nedeniyle damping marjı hesabında Yönetmeliğin 27 nci maddesi hükümlerince örnekleme yoluna gidildiği
ifade edilmiştir. Bu kapsamda, örneklemeye dahil edilen LDC, Noble, Cargill ve Staple firmaları için soruşturma dönemine
yönelikdamping marjı hesabı yapılmıştır.
(2) Örnekleme içinde yer alan tacir firmalar i çin yapılan damping marjı hesaplarında soruşturma konusu ürünün
tacir firmalar tarafından yapılan iç piyasa satış fiyatları ile Türkiye’ye olan ihracat fiyatları karşılaştırılmış; üretim maliyeti
de ürünün ambar çıkış maliyeti olarak esas alınmıştır.
MADDE 11 – (1) Yönetmeliğin 5 inci maddesi hükmü gereğince, örneklemeye dâhil işbirliğine gelen tacir
firmaların menşe ülkedeki iç piyasa satışlarının normal değer tespitinde kullanılıp kullanılmayacağının belirlenmesi için
genel ve ürün tipleri b azında temsil testi uygulanmıştır. Buna göre, benzer mal satışlarının miktar bazında Türkiye’ye
satışlarının %5’ini veya daha fazlasını oluşturması halinde normal değer, normal ticari işlem çerçevesinde kabul edilen iç
piyasa satışları esasında, aksi halde oluşturulmuş normal değer esasında belirlenmiştir.
MADDE 12 – (1) Yönetmeliğin 5 inci maddesi hükümleri gereğince, örneklemeye dâhil işbirliğine gelen tacir
firmaların menşe ülkedeki iç piyasa satışlarının normal değer tespitinde kullanılıp kullanılmayacağının belirlenmesi için
ürün tipleri bazında normal ticari işlem testi uygulanmıştır.
(2) Buna göre normal değer;
a) Benzer ürünün tip bazında ağırlıklı ortalama net satış fiyatının ağırlıklı ortalama birim maliyetinin üzerinde
olduğu durumlarda;
1) Birim maliyetin üzerindeki satış miktarının ürün tipinin toplam satış miktarının %80’ini veya daha fazlasını
oluşturması halinde, soruşturma dönemi boyunca gerçekleşen tüm iç piyasa satış işlemlerinin (kârlı ya da kârsız) ağırlıklı
ortalaması esasında,
2) Birim maliyetin üzerindeki satış miktarının ürün tipinin toplam satış miktarının %80’inden daha azını oluşturması
halinde ise soruşturma dönemi boyunca gerçekleşen yalnızca kârlı iç piyasa satış işlemlerinin ağırlıklı ortalaması esasında,
belirlenmiştir.
b) Benzer ürünün tip bazında ağırlıklı ortalama net satış fiyatının, ağırlıklı ortalama birim maliyetinin altında olması
halinde, soruşturma dönemi boyunca kârlı iç piyasa satış işlemlerinin ağırlıklı ortalaması esasında belirlenmiştir.
c) Benzer ürününün tip bazında kârlı satış işlemi olmaması halinde, oluşturulmuş normal değer esasında
belirlenmiştir.
MADDE 13 – (1) Örneklemeye dâhil işbirliğine gelen tacir firmalar için Yönetmeliğin 5 inci mad desi hükmü
gereğince iç piyasa satışlarının esas alındığı hallerde normal değer, menşe ülkenin iç pazarında benzer ürün için normal
ticari işlemler çerçevesinde bağımsız alıcılar tarafından ödenmiş olan veya ödenmesi gereken fiyatlar esasında
belirlenmiştir.
MADDE 14 – (1) Oluşturulmuş normal değer, firmalardan temin edilen benzer ürünün tedarik maliyeti ile satış,
genel ve idari giderler ve finansman giderine, Yönetmeliğin 6 ncı maddesi hükmüne göre, normal ticari işlemler
çerçevesinde benzer ürün satışlarından elde edilen ağırlıklı ortalama kâr oranının eklenmesi suretiyle hesaplanmıştır.
(2) NCC ile tacir firmalardan LDC, Noble ve Staple nihai bildirim raporuna sunmuş oldukları görüşlerde vadeli
işlem piyasaları aracılığıyla fiyat riskinden korunma aracının (hedging) tacir firmaların pamuk satış maliyetini etkileyen bir
unsur olduğunu, maliyetleri etkileyen bir unsur olarak firmaların gelir tablosu, bilanço ve benzeri finansal tablolarında bu
işlemlerin etkisinin gösterildiğini, b unun gerek IFRS gerekse de U.S. GAAP gereğince finansal tablolarda yer alması
gereken bir maliyet unsuru olduğunu, DTÖ ADA’nın 2.2.1.1 inci maddesi ile Yönetmeliğin 6 ncı maddesi
gereği damping marjı hesabında kullanılacak olan maliyetlerin normal olarak i hracatçı ülkenin kabul görmüş muhasebe
ilkelerine uygun olması hükmünce bu tür maliyetlerin yani vadeli işlem piyasaları yoluyla fiyat riskinden korunma aracından
elde edilen net gelirlerin soruşturma konusu ürünün satış maliyetini düşürücü bir unsur olara k dikkate alınması gerektiğini
iddia etmişlerdir.
(3) Noble firması nihai bildirime sunmuş olduğu görüşte fiyat riskinden korunma aracının yüksek miktarlarda
fiziksel satışların ise nispeten düşük miktarlarda yapıldığını, bir vadeli kontratın birden fazla fiziksel satışla ilgisi
olabileceğini, fiziksel karşılığı olmayan spekülatif alım ve satımlarla fiziksel karşılığı olan fiyat riskinden korunma amaçlı
alım ve satımların birbirinden ayrılmasının mümkün olmayacağını belirtmiştir. LDC ve Staple firmaları ise kendi
firmalarının ABD Emtia Vadeli Kontratları Takas Kurumu tarafından bona fide tacir olarak sınıflandırıldıklarını, bu tür
tacirlerin vadeli işlem piyasalarında fiziksel pamuk pozisyonlarını aşamayacak şekilde takas yapabileceklerini ve fiziksel
pozisyon ile takas durumunun CFTC tarafından sıkı bir şekilde denetlendiğini ifade etmiştir. LDC firması fiziksel pamuk
satışlarıyla vadeli kontrat alım -satımlarının birbiriyle eşleştirilemeyeceğini, gün içinde gerçekleştirilen fiziksel alım -
satımların ilk giren ilk çıkar yöntemiyle vadeli kontratlarla dengelendiğini, dolayısıyla fiziksel pamuk satışlarıyla vadeli
kontratların eşleştirilmesinin gerekli olmadığını zaten mümkün de olmadığını ifade etmiştir.
(4) Tacir firmalardan Cargill’in nihai bildirim sonrası Genel Müdürlüğe sunmuş olduğu görüşlerde ise vadeli işlem
piyasaları yoluyla fiyat riskinden korunma aracı nedeniyle elde edilen fayda veya zararın damping marjı hesaplamalarıyla
ilişkisiz olmasından dolayı firmanın bu tür bir ayarlama talep etmediği; fizik sel pamuk ticaretindeki fiyatlandırmanın
firmalar tarafından piyasa koşullarına göre kararlaştırıldığı; vadeli piyasalardaki işlemlerin tamamen finansal işlemler
olduğu; bu tür işlemlerin pamuk ihracatçılarının ana faaliyetlerinden tamamen farklı, ancak bu faaliyetlerin riskini azaltmaya
dönük işlemler olduğu; bu tür işlemlerden elde edilen kârları fiziksel pamuk satışının bir maliyet unsuruymuş gibi
göstermenin maliyetleri gerçek olmayan bir şekilde düşüreceği, bu durumun da mevcut dampingi gizleyebileceği ; vadeli
işlem piyasalarından elde edilen net kâr ya da zararın IFRS ya da US GAAP kurallarınca firmaların mali tablolarında
kaydedilmesinin bu unsurların damping hesaplamalarında kullanılmasını gerektirmediği ifade edilmiştir.
(5) Genel müdürlükçe damping marjı hesabı yapılmış olan firmalara gönderilen firma özel nihai bildirimlerinde, bu
tür maliyetlerin damping marjı hesaplamalarında kullanılmadığı ve bunun nedenleri olarak vadeli kontratların fiziksel
pamuk satışlarıyla eşleştirilememesi ve finansal tab lolarda gösterilen fiyat riskinden korunmaya ilişkin net fayda veya
zararın fiziksel pamuk satışlarıyla ilişkisi olmayan ve sadece finansal bazı spekülatif hareketler sonucu elde edilmiş fayda
veya zararları da kapsayabilecek olması gösterilmiştir. Nihai b ildirim sonrası yapılan değerlendirme sonucu, pamuk
fiyatındaki dalgalanmadan kaynaklanan fiyat riskinden korunma amacıyla vadeli işlemler piyasasında yapılan işlemlerin
fiziksel pamuk alım-satımındaki maliyetleri ya da fiyatlandırmayı etkilemediği; bu tür işlemlerin fiziksel pamuk satışıyla
ilintili olmasına rağmen doğrudan işlem bazında satışlarla ilişkilendirilemediği; bu tür işlemlerin fiziksel pamuk
pozisyonunun dışına da çıkılabilerek spekülatif ve takas kârı amaçlı bir şekilde de gerçekleştirilebildi ği anlaşılmıştır. Bu
çerçevede, her ne kadar tacir firmaların genel finansal durumunu yansıtması bakımından bu tür işlemlerden elde edilen net
kâr firmaların mali tabloları içerisinde IFRS ve US GAAP kuralları gereği gösterilse de DTÖ ADA’nın 2.2.1.1 ve
Yönetmeliğin 6 ncı maddesi hükümlerince bu tür işlemlerden elde edilen fayda fiziksel pamuk satışının bir maliyet unsuru
olarak değerlendirilmemiş ve damping marjı hesaplamalarında vadeli işlem piyasalarında fiyat riskinden korunmaya yönelik
işlemlerden elde edilen fayda dikkate alınmamıştır.
MADDE 15 – (1) Yönetmeliğin 9 uncu maddesi uyarınca, ihraç fiyatı, örnekleme dâhilindeki ta cir firmaların
Türkiye’ye satışlarında ilk bağımsız alıcıya fiilen ödenen fiyat esasında belirlenmiştir.
MADDE 16 – (1) Adil bir karşılaştırmanın yapılabilmesini teminen, normal değer ile ihraç fiyatı mümkün olduğu
ölçüde ambardan çıkış aşamasına getirilerek aynı ticari aşamada karşılaştırılmıştır.
(2) Yönetmeliğin 10 uncu maddesi hükmü gereğince, ilgili taraflarca fiyat karşılaştırmasını etkilediği ileri sürülen
hususlar değerlendirilmiş ve taşıma, sigorta, yükleme ve bindirme masrafları, paketleme giderleri, ödeme koşulları, indirim,
geri ödeme, banka masrafları, fiziksel farklılıklar gibi belgelendirilen, uygulanabilir ve haklı görülen ayarlamalar
yapılmıştır.
(3) Cargill firması nihai bildirim raporu sonrası Genel Müdürlüğe sunmuş olduğu görüşlerde, oluşturulmuş normal
değer hesabında ihracat satışlarını yansıtan bir oranın kullanılması gerektiğini iddia etmiştir. İlaveten, firma damping marjı
hesabında dikkate alınan kalite farklılıklarını yansıtan bir ayarlamanın iç piyasa satışlarında dikkate alındığını ancak ihracat
satışlarında dikkate alınmadığını ifade etmiştir. Yapılan inceleme sonucu, nihai bildirim aşamasında
hesaplanan Cargill firmasına ait damping marjında ayarlama olarak kabul edilen kalite farklarını yansıtan ayarlama, n ihai
damping marjı hesabında kabul edilmemiş ve konuya ilişkin gerekçeleri içeren firma özel nihai bildirimi firmaya
gönderilmiştir. İlaveten, firmanın yerinde doğrulama esnasında Genel Müdürlüğe sunduğu maliyet tablolarında sadece
Türkiye’ye satışları olan ürün tiplerinin satış, genel ve idari giderlerinin iç piyasada oluşan maliyetleri yansıtması gerektiği
gerek firmaya gönderilen soru formlarında gerekse de yerinde doğrulama esnasında firmaya iletilmiştir. Firma tarafından
bu şekilde hazırlandığı kabul edilen ve Genel Müdürlük tarafından yerinde doğrulama esnasında doğrulaması yapılan veriler
kullanılarak damping marjı hesaplanmıştır. Firmanın bu şekilde temin edilen verilerle hesaplanan damping marjına ilişkin
değişiklik yapılması talebi DTÖ ADA’nın 6.14 üncü maddesi de göz önüne alınarak uygun görülmemiştir.
(4) LDC firması nihai bildirim raporu son rası Genel Müdürlüğe sunmuş olduğu görüşlerde, oluşturulmuş normal
değer hesabında sadece Türkiye’ye satışı olan ürün tiplerinde kullanılan satış, genel ve idari giderlerin iç piyasa şartların ı
yansıtması gerektiğini iddia etmiştir. Firmanın maliyet tablol arı Genel Müdürlüğe sunulmadan önce sadece Türkiye’ye
satışları olan ürün tiplerinin satış, genel ve idari giderlerinde iç piyasayı yansıtan bir değer kullanılması gerektiği gerek
firmaya gönderilen soru formlarında gerekse de yerinde doğrulama esnasında G enel Müdürlük tarafından firmaya
iletilmiştir. Firma tarafından bu şekilde hazırlandığı kabul edilen ve Genel Müdürlük tarafından yerinde doğrulama
esnasında doğrulaması yapılan veriler kullanılarakdamping marjı hesaplanmıştır. Firmanın bu şekilde temin edilen verilerle
hesaplanan damping marjına ilişkin değişiklik yapılması talebi DTÖ ADA’nın 6.14 üncü maddesi de göz önüne alınarak
uygun görülmemiştir.
(5) Noble firmasının nihai bildirim raporu sonrası Genel Müdürlüğe sunmuş olduğu görüşlerde, fiziksel farklılıkları
yansıtan bir ayarlamanın damping marjı hesabında dikkate alınması gerektiği ile oluşturulmuş normal değer hesabında
sadece Türkiye’ye satışı olan ürün tiplerinde kullanılan satış, genel ve idari giderlerin iç piyasa şartlarını yansıtması gerektiği
iddia edilmiştir. Firmanın fiziksel farklılıkları yansıttığı ayarlamadaki yönteme ilişkin doğrulanabilir nitelikte bir belge
sunulamadığından, söz konusu ayarlama damping marjı hesabında kullanılmamıştır. İlaveten, firmanın maliyet tabloları
Genel Müdür lüğe sunulmadan önce sadece Türkiye’ye satışları olan ürün tiplerinin satış, genel ve idari giderlerinde iç
piyasayı yansıtan bir değer kullanılması gerektiği gerek firmaya gönderilen soru formlarında gerekse de yerinde doğrulama
esnasında Genel Müdürlük t arafından firmaya iletilmiştir. Firma tarafından bu şekilde hazırlandığı kabul edilen ve Genel
Müdürlük tarafından yerinde doğrulama esnasında doğrulaması yapılan veriler kullanılarak damping marjı hesaplanmıştır.
Firmanın bu şekilde temin edilen verilerle hesaplanan damping marjına ilişkin değişiklik yapılması talebi
DTÖ ADA’nın 6.14 üncü maddesi de göz önüne alınarak uygun görülmemiştir.
(6) Staple firmasının nihai bildirim raporu sonrası Genel Müdürlüğe sunmuş olduğu görüşlerde kendilerine sunulan
firma özel nihai bildirimde vadeli piyasalar aracılığıyla fiyat riskinden korunma aracına ilişkin ayarlamaların marj hesabında
dikkate alınmadığının ifade edildiğini; ancak, bu tür bir ayarlamanın maliyette dikkate alındığını, bu ayarlamanın dikkate
alınmayarak tutarlılık sağlanabileceği iddia edilmiştir. Yapılan inceleme sonucu, Staple firmasının bu görüşünü destekleyici
doğrulanabilir belgeler sunması ned eniyle söz konusu ayarlama talebi haklı görülmüş ve fiyat riskinden korunma aracına
ilişkin ayarlamalar marj hesabından çıkarılmıştır. İlaveten, Staple firması, firmanın iç piyasa satışları ile Türkiye’ye satışları
arasındaki borsanın ağırlıklı ortalama fi yat tabanı farkları, ambarlama maliyetleri arasındaki farklar ve kalite farklarını
yansıtan ayarlamalar talep etmiştir. Ancak, soruşturmanın bu aşamasında firma bu ayarlamalara ilişkin doğrulanabilir
nitelikte destekleyici belgeler sunmamıştır. Bu ayarlama talepleri DTÖ ADA’nın 6.14 üncü maddesi göz önüne
alınarak damping marjı hesabında kullanılmamıştır.
MADDE 17 – (1) Yönetmeliğin 11 inci maddesi çerçevesinde damping marjları, normal değer ile ihraç fiyatlarının
ağırlıklı ortalamalarının karşılaştırılması suretiyle hesaplanmıştır. Damping marjının belirlenmesinde kullanılan yöntem ile
yapılan hesaplamalar, firma özel nihai bildirimlerinde kapsamlı ve ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
(2) Soru formuna cevap veren ancak örnekleme içinde yer al mayan firmalar için damping marjı, örnekleme içinde
yer alan firmalara hesaplanan damping marjının ağırlıklı ortalamasının alınması suretiyle bulunmuştur.
(3) Buna göre, soru formuna cevap veren ve örnekleme içinde yer alan tacir firmalar ile soru formuna cevap veren
ancak örnekleme içinde yer almayan firmalar için CIF bedelin yüzdesi olarak hesaplanan damping marjları aşağıdaki gibidir.
Firma Adı Damping Marjı
(CIF %)
Cargill 3,16%
LDC 7,91%
Noble 5,89%
Staple 5,84%
Örnekleme Dışı Soru Formuna Cevap Vermiş Firmalar 5,83%
BEŞİNCİ BÖLÜM
Zarara İlişkin Belirlemeler
MADDE 18 – (1) Yönetmeliğin 17 nci maddesi çerçevesinde, soruşturma konusu ülke menşeli ithalatın hacminde
mutlak veya nispi olarak artış olup olmadığı incelenmiştir. Söz konusu inceleme 6 ncı maddede belirtilen zarar inceleme
dönemi için yapılmıştır.
(2) ABD Tarım Bakanlığının nihai bildir im sonrası sunmuş olduğu görüşlerde, nihai bildirimde 2014 yılına ilişkin
zarar analizinde 9 aylık verilerin herhangi bir sebep gösterilmeden yıllıklandırıldığı ve bu şekilde oluşturulan değerlerin
2012 ve 2013 yıllarında fiili olarak gerçekleşen değerlerl e kıyaslandığı, bu durumun ise Genel Müdürlüğün soruşturma
kapsamında nesnel bir değerlendirme yapma yükümlülüğünü zedelediği iddia edilmiştir. Gerek nihai bildirim raporunda
gerekse de bu Tebliğdeki zarar analizi, 6 ncı maddede belirtilen zarar inceleme d önemi esas alınarak yapılmıştır. Zarar
analizinde kullanılan 2014 yılı yıllık verileri ise tıpkı 2012 ve 2013 yıllarındaki veriler gibi fiili olarak gerçekleşmiş TÜ İK
verileri olup herhangi bir yıllıklandırmayapılmamıştır.
MADDE 19 – (1) Soruşturma konusu ürünün genel ithalatı incelendiğinde, 2012 yılında 613.661 ton olan ithalatın,
2013 yılında 869.174 ton, 2014 yılının ilk dokuz ayında 695.455 ton, 2014 yılı genelinde ise 913.088 ton olarak gerçekleştiği
görülmektedir.
(2) Genel itha latın değer olarak gelişimine bakıldığında, 2012 yılında 1.274.928.744 ABD Doları olan ithalatın,
2013 yılında 1.681.401.741 ABD Dolarına yükseldiği, 2014 yılının ilk dokuz ayında 1.385.436.158 ABD Doları olarak
gerçekleştiği ve yıl genelinde ise 1.750.111.914 ABD Doları seviyesine yükseldiği tespit edilmiştir.
(3) Ürünün genel ithalatı 2012 -2014 döneminde miktar olarak %48,8, değer olarak ise %37,3 oranında artış
göstermiştir.
MADDE 20 – (1) Soruşturma konusu ürünün ABD menşeli ithalatı incelendiğinde, 2012 yılında 295.956 ton olan
ithalatın, 2013 yılında 444.266 tona yükseldiği, 2014 yılının ilk dokuz ayında 406.858 ton olarak gerçekleştiği, 2014 yılı
genelinde ise 450.226 ton seviyesine çıktığı görülmektedir.
(2) ABD menşeli pamuğun değer olarak ithalatına bakıldığında, 2012 yılında 653.664.870 ABD Doları olan
ithalatın, 2013 yılında 869.367.705 ABD Dolarına yükseldiği, 2014 yılının ilk dokuz ayında 834.135.027 ABD Doları olarak
gerçekleştiği, 2014 yılı genelinde ise 914.956.709 ABD Doları seviyesine yükseldiği tespit edilmiştir.
(3) ABD menşeli soruşturma konusu dampingli ithalat 2012-2014 döneminde miktar olarak %52,1, değer olarak ise
%40 oranında artış göstermiştir.
MADDE 21 – (1) Soruşturma konusu ürünün üçüncü ülkeler kaynaklı ithalatı incelendiğinde 2012 yılında 317.705
ton olan ithalatın, 2013 yılında 424.908 tona yükseldiği, 2014 yılının ilk dokuz ayında 288.597 olarak gerçekleştiği, 2014
yılı genelinde ise 462.862 ton seviyesine yükseldiği görülmektedir.
(2) Üçüncü ülkeler kaynaklı ithalatın değer olarak gelişimi incelendiğinde, 2012 yılında 621.263.874 ABD Doları
olan ithalatın, 2013 yılında 812.034.036 ABD Dolarına yükseldiği, 2014 yılının ilk dokuz ayında 551.301.131 ABD Doları
olarak gerçekleştiği, 2014 yılı genelinde ise 835.155.205 ABD Doları seviyesine yükseldiği tespit edilmiştir.
(3) Üçüncü ülkeler kaynaklı ithalat 2012 -2014 döneminde miktar olarak %45,7, değer olarak ise %34,4 oranında
artış göstermiştir.
MADDE 22 – (1) Türkiye’deki toplam benzer mal tüketiminin hesaplanmasında pamuk lifine ilişkin TÜİK
tarafından sağlanan üretim verilerine TEPGE pamuk raporlarından derlenmiş dönem başı stok miktarı eklenmiş, b ulunan
miktardan inceleme konusu GTP altında gerçekleştirilen ihracat miktarı ile dönem sonu stok miktarları çıkarılmış ve
hesaplanan bu rakam yerli üreticilerin net yurt içi satış miktarı olarak kabul edilmiştir. Bu şekilde hesaplanan yurt içi satış
miktarına toplam ithalat miktarının eklenmesi suretiyle toplam Türkiye pazarının büyüklüğü tespit edilmiştir. YÜD’ün yurt
içi satışları ve inceleme konusu ülkeden gerçekleştirilen ithalatın toplam tüketime oranlanmasıyla pazar payları
hesaplanmıştır. 2014 yılı için önceki yıllarla sağlıklı bir karşılaştırma yapılabilmesini teminen 9 aylık veriler yerine fiili
olarak gerçekleşmiş yıllık veriler kullanılmıştır.
(2) Buna göre, yurt içi tüketim miktarı 2012 yılında 1.559.523 ton iken 2013 yılında 1.576.868 tona yükselmiş, 2014
yılında ise 1.530.002 ton olarak gerçekleşmiştir.
(3) ABD’nin toplam tüketim içerisindeki payı incelendiğinde 2012 yılında %19 seviyesinde olan pazar payının 2013
yılında %28’e, 2014 yılında ise %29 seviyesine yükseldiği görülmektedir. Yerli ol mayan tedarik kaynakları arasında en
büyük pazar payına sahip ülke ABD’dir. 2012 -2014 döneminde soruşturma konusu ülke olan ABD, Türkiye piyasasından
ilave %10’luk bir pazar payı edinmiştir.
(4) Diğer ülkeler menşeli ithalatın tamamının toplam Türkiye paza rından aldığı pay ise 2012 yılında %20, 2013
yılında %27, 2014 yılında ise %30 olarak gerçekleşmiştir.
(5) YÜD’ün toplam Türkiye pazarından aldığı pay 2012 yılında %61 iken 2013 yılında %45’e, 2014 yılında ise
%40’a gerilemiştir. 2012-2014 yılları arasında YÜD’deki pazar payı kaybının temel kaynağı ABD menşeli dampingli ithalat
olmuştur. Yerli üreticilerin pazar payı kaybının %47’si ABD menşeli dampingli ithalattan, %44’ü diğer ülkeler menşeli
ithalattan, %9’u ise toplam Türkiye pazarının küçülmesinden kaynaklanmıştır.
MADDE 23 – (1) Toplam ithalatın ağırlıklı ortalama birim fiyatlarına bakıldığında 2012 yılında 2.078 ABD
Doları/ton olan birim fiyatın, 2013 yılında 1.934 ABD Doları/ton’a düştüğü, 2014 yılının ilk dokuz ayında 1. 992 ABD
Doları/ton’a yükseldiği, 2014 yılı genelinde ise 1.917 ABD Doları/ton olarak gerçekleştiği görülmektedir.
(2) ABD menşeli soruşturma konusu ürün ithalatının ağırlıklı ortalama birim fiyatlarına bakıldığında ise 2012
yılında 2.209 ABD Doları/ton ola n birim fiyatın, 2013 yılında 1.957 ABD Doları/ton’a düştüğü, 2014 yılının ilk dokuz
ayında 2.050 ABD Doları/ton’a yükseldiği, 2014 yılı genelinde ise 2.032 ABD Doları/ton olarak gerçekleştiği
görülmektedir.
(3) Soruşturma konusu ürünün diğer ülkeler kaynaklı ithalatının ağırlıklı ortalama birim fiyatlarına bakıldığında
2012 yılında 1.955 ABD Doları/ton olan birim fiyatın, 2013 yılında 1.911 ABD Doları/ton’a düştüğü, 2014 yılının ilk dokuz
ayında 1.910 ABD Doları/ton seviyesinde gerçekleştiği, 2014 yılı genelinde ise 1.804 ABD Doları/ton seviyesine düştüğü
görülmektedir.
MADDE 24 – (1) Yönetmeliğin 17 nci maddesinin ilgili hükümleri çerçevesinde dampingli ithalatın YÜD’ün satış
fiyatları üzerindeki etkisi değerlendirilirken örnekleme içinde yer alan ihracatçı firmalar bazında fiyat kırılması ve fiyat
baskısı miktar ve oranları hesaplanmıştır. İhracatçı firmalar için fiyat kırılması ve fiyat baskısı hesabı soruşturma dönemi
için yapılmıştır.
(2) Fiyat kırılması, ithal ürün fiyatlarının Türkiye piyasasında YÜD’ün yurt içi satış fiyatlarının yüzde olarak ne
kadar altında kaldığını gösterir. Fiyat baskısı ise YÜD’ün olması gereken satış fiyatı ile soruşturma konusu ithal ürünlerin
Türkiye pazarına giriş fiyatlarını karşılaştırmaktadır.
(3) Fiyat kırılması ve fiyat baskısı analizinde, örnekleme içinde yer alan ihracatçı firmaların verileri kullanılmıştır.
Analizde YÜD’ün yurtiçi satış fiyatları için soruşturma konusu ABD menşeli pamukla standart açısından en yakın olan
Beyaz Standart-1 tipli pamuğun İzmir Ticaret Borsası’nda soruşturma döneminde gerçekleşmiş ağırlıklı ortalama birim
fiyatı kullanılmıştır. Borsa fiyatları ambar çıkışı teslim şeklinde olduğu için üretici/ihracatçıların lim an çıkış fiyatı
ile YÜD’ün ambar çıkış fiyatı aynı aşamada kabul edilmiştir.
(4) Soruşturma konusu ürünün liman çıkış fiyatları bulunurken ağırlıklı ortalama CIF ihraç fiyatının üzerine
işbirliğinde bulunan ithalatçılardan alınan ithalat masraf bilgileri ç erçevesinde %2 oranında diğer ithalat masrafları ilave
edilmiştir. Soruşturma konusu üründe tüm ülkelere gümrük vergisi muafiyeti uygulanması nedeniyle CIF ithalat fiyatlarına
gümrük vergisi eklenmemiştir.
(5) Fiyat kırılması hesabında, dördüncü fıkrada na sıl bulunduğu ayrıntılı bir şekilde verilen ithalatın liman çıkış
fiyatı ileYÜD’ün ağırlıklı ortalama yurtiçi fiyatı karşılaştırılmıştır. Her iki fiyat arasındaki fark firmaların CIF bazlı ihracat
fiyatlarına oranlanmıştır. Soruşturma döneminde örnekleme d âhilindeki 4 firmadan LDC firması hariç diğer tüm
firmalar YÜD’ünfiyatlarını belirli oranlarda kırmıştır.
(6) Fiyat baskısı hesabında ise YÜD’ün olması gereken satış fiyatı, YÜD’ün soruşturma döneminde gerçekleşmiş
ağırlıklı ortalama birim ticari maliyetine makul bir kâr oranı eklenerek bulunmuştur. Karşılaştırmanın sağlıklı bir şekilde
yapılabilmesini teminen, ABD menşeli pamuğa en yakın tiplerden biri olan Ege pamuğunun Türkiye Ulusal Pamuk Konseyi
tarafından hesaplanmış soruşturma dönemi maliyetleri, tacir firmaların lehine olacak şekilde YÜD’ün kütlü pamuk maliyeti
olarak kullanılmıştır. Kütlü pamuktan lifli pamuk maliyetine geçiş için ise TEPGE raporlarında yer alan %38 verimlili k
oranı ve yine Türkiye Ulusal Pamuk Konseyi verilerinden derlenen 250 TL/Ton çırçırlama maliyeti eklenmiş ve bulunan bu
değer, ticarete konu olan lifli pamuğun ticari maliyeti olarak kabul edilmiştir. Daha sonra, birim ticari maliyete makul bir
kâr oranı (%5) eklenmiş ve lifli pamuğun yurt içi piyasada olması gereken fiyatı bulunmuştur. Bulunan bu fiyat ile
soruşturma konusu ürün ithalatının liman çıkış fiyatı aynı aşamada kabul edilmiştir. Buna göre, örnekleme içinde yer alan
tüm tacir firmaların soruştur ma döneminde YÜD’ün yurt içi satış fiyatlarını belirli oranlarda baskı altında tuttuğu tespit
edilmiştir. Fiyat kırılması ve fiyat baskısı oranlarına ilişkin detaylar aşağıdaki gibidir.
Fiyat Kırılması (CIF%) Fiyat Baskısı (CIF%)
Cargill 2,80 11,96
LDC -2,24 6,48
Noble 2,90 12,06
Staple 1,06 10,06
(7) NCC’nin nihai bildirim raporuna sunmuş olduğu görüşlerde, İzmir Ticaret Borsası Beyaz Standart -1 pamuk
türünün fiyat kırılması hesabında kullanılmasının arkasında bir dayanak olmadığını iddia etmiştir. Oysa Gümrük ve Ticaret
Bakanlığı Kooperatifçilik Genel Müdürlü ğünün yayımlamış olduğu 2014 Yılı Pamuk Raporunda da vurgulanmaktadır ki
yurtiçinde tip bazında ABD menşeli pamuğa en yakın pamuk türü Ege pamuğudur. Dolayısıyla, fiyat kırılması analizinde
benzer pamuk tiplerinin fiyatları karşılaştırılmıştır.
(8) NCC’nin görüşlerinde ilaveten, fiyat baskısı hesabında kullanılan pamuğun olması gereken fiyatında yer alan
makul kâr oranına herhangi bir dayanak olmadığı, pamuk piyasasında fiyatların maliyet artı kâr şeklinde çiftçiler tarafından
belirlenmediği, dolayısıyla ol ması gereken fiyatın ticari maliyet artı makul kâr şeklinde belirlenemeyeceği; öte yandan
ithalatın liman çıkış fiyatının bulunmasında kullanılan %2’lik ithalat masraflarına ilişkin oranın dayanaksız olduğu,
Bakanlığın farklı soruşturmalarda farklı oranlar kullandığı, bu oranın %3 ya da %4 olarak da kullanılabileceği de iddia
edilmiştir. Pamuğun fiyatı maliyet+kâr şeklinde oluşmamaktadır. Ancak, soruşturma esnasında yapılan tespitler sonucu
ortaya çıkmıştır ki ticarete konu olan pamuğun fiyatı, pamuğun tica ri maliyetinden düşük seviyede değildir. Genel
Müdürlüğün fiyat baskısı hesabında kullandığı makul kâr oranı ise pamuk ticareti içerisinde gerçekleşen ve üreticinin pamuk
üretim faaliyetlerini sürdürmesine olanak tanıyacak normal bir kâr oranıdır. İlaveten, gümrükleme masraflarında kullanılan
oran ithalatçı görüşlerinden derlenmiştir. Bu tür masrafların maliyete oranı ürünün pahasına göre değişebildiğinden, Genel
Müdürlüğün yürüttüğü soruşturmalarda farklı oranların kullanılması doğal bir durumdur.
MADDE 25 – (1) YÜD’ün ekonomik göstergelerine ilişkin veriler TÜİK’ten, Uluslararası Pamuk Danışma Kurulu
raporlarından, TEPGE tarafından hazırlanan sektör raporlarından, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Kooperatifçilik Genel
Müdürlüğü’nün 2014 Yılı Pamuk Raporundan ve Türkiye Ulusal Pamuk Konseyi raporlarından derlenmiştir. İncelemede
kütlü pamuk üretimine ilişkin veriler yerine ticarete konu olan lifli pamuk verileri kullanılmıştır. Parasal göstergelerin
incelenen dönem içerisindeki gelişimini reel olarak yansıtabilmek için bu veriler TÜİK Üretici Fiyatları Endeksi kullanılarak
enflasyondan arındırılmış ve 2012 yılı verileri 100 birim olacak şekilde endekslenmiştir.
a) Üretim, kapasite ve kapasite kullanım oranı
1) Soruşturma konusu ürünün 2012 yılında 858.400 ton olan üretim miktarı, 2013 yılında 877.500 tona yükselmiş,
2014 yılında ise 846.000 tona gerilemiştir. Bu veriler ışığında, 2012-2014 arası dönemde soruşturma konusu ürünün üretim
miktarında %1,5 oranında düşüş gerçekleştiği tespit edilmiştir.
2) Üretim kapasitesinin hesaplanmasında öncelikle pamuk tarımına elverişli arazi büyüklüğü tespit edilmiş, daha
sonra ise ortalama verimlilik değerleri kullanılarak üretim kapasitesi belirlenmiştir. Pamuk tarımına elverişli alan tespiti için
iseTÜİK’ten temin edilen 2000 yılından sonra Türkiye’de pamuk tarımına tahsis edilen arazi istatistikleri incelenmiş, en
yüksek arazi tahsisinin 2002 yılında 721.077 hektar olarak gerçekleştiği tespit edilmiştir. Bu rakam Türkiye’de pamuk
tarımına elverişli arazi stoku olarak kabul edilmiştir. TÜİK’ten temin edilen hektar başına düşen üretim verimliliği verileri
ile 2012-2014 yıllarında bu arazi stoku üzerinde gerçekleştirilebilecek pamuk lifi üretimi hesaplanmıştır. Buna göre üretim
kapasitesi 2012 yılı için 1.126.400 ton, 2013 yılı için 1.248.000 ton, 2014 yılı için ise 1.302.986 olarak hesaplanmıştır.
3) Gerçekleşen fiili üretim miktarlarının yukarıda açıklanan şekilde hesaplanan toplam üretim kapasitesine
oranlanması suretiyle de kapasite kullanım oranları tespit edilmiştir. Buna göre, 2012 yılında %6 8 olan kapasite kullanım
oranı, 2013 yılında %62’ye gerilemiş, 2014 yılında ise %65 seviyesinde gerçekleşmiştir.
4) ABD Tarım Bakanlığı ve NCC nihai bildirim raporuna sunmuş oldukları görüşlerde, kapasite hesabında
kullanılan arazi stoku rakamının zarar inceleme dönemi yerine en fazla arazi tahsisi yapılan yıl olan 2002 yılından alınmış
olmasının nesnel inceleme kıstasına aykırılık teşkil ettiğini iddia etmiştir. Soruşturma konusu ürünün kapasite hesabında iki
değişken dikkate alınmıştır. Bunlardan ilki ola n arazi stoku hesabında veriler 2002 yılından alınmıştır. Pamuk ekim
alanlarında pamuk ekilmediği takdirde başka ürünler ekilebilmekte ve atıl kapasite durumu yaşanmamaktadır. Dolayısıyla,
arazi stoku son yıllarda en çok ekim yapılan yıldan alınmış; ancak kapasite hesabında kullanılan ikinci kıstas olan verimlilik
zarar inceleme dönemindeki her yıl için o yılki durumu yansıtacak şekilde dikkate alınmıştır. Benzer şekilde, imalat
sanayinin kapasite hesabında da yıllar itibariyle büyük oranda sabit seyreden k urulu makine stoku ile yıllar itibariyle
değişiklik gösterebilen verimlilik esas alınmaktadır. Bu çerçevede, dampingli ithalatın YÜD’ün kapasitesi üzerindeki
etkisinin görülebilmesi için nihai bildirim raporunda ilan edilen kapasite hesabı, ABD Tarım Bakanl ığı
ve NCC’nin iddialarının aksine eldeki verilerin nesnel olarak incelenmesi suretiyle yapılmıştır.
b) Yurtiçi satışlar ve ihracat
1) Soruşturma konusu ürüne ilişkin TÜİK tarafından sağlanan üretim verileri ile dönem başı stok miktarları
toplanarak, bulun an bu değerden soruşturma konusu GTP altından gerçekleştirilen ihracat miktarı ile dönem sonu stok
miktarları çıkarılmıştır. Hesaplanan bu rakam yerli üreticilerin net yurt içi satış miktarı olarak kabul edilmiştir. Buna gör e,
2012 yılında 945.862 ton olan yurtiçi satış miktarı, 2013 yılında 707.694 tona gerilemiş, 2014 yılında ise daha da düşerek
616.914 ton seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu veriler ışığında, 2012-2014 döneminde soruşturma konusu ürünün yurtiçi satış
miktarının yaklaşık olarak %35 oranında gerilediği tespit edilmiştir.
2) Yurt içi satış hasılatının hesaplanmasında TÜİK’ten temin edilen pamuk lifinde çiftçinin eline geçen ortalama
birim fiyat verileri hesaplanan toplam yurt içi satış miktarı ile çarpılmıştır. Buna göre 2012 yılında reel olarak 100 birim
kabul edilen yurtiçi satış hâsılatı 2013 yılında 67, 2014 yılında ise 55 birime gerilemiştir. Diğer bir ifadeyle toplam yurt içi
satış hasılatı 2012-2014 yılları arasında reel olarak %45 oranında gerilemiştir.
3) TÜİK’ten temin edilen ihracat miktar verilerine bakıldığında ise 2012 yılında 51.538 ton olan ihracat miktarının,
2013 yılında 47.806 tona, 2014 yılında ise 46.086 tona gerilediği görülmektedir. Bu rakamlar ihracat miktarında 2012-2014
yıllarında %10,6 oranında bir gerileme yaşandığını göstermektedir.
c) Yurtiçi satış fiyatları
1) Yurt içi satış fiyatlarının tespitinde TÜİK’ten temin edilen pamuk lifinde çiftçinin eline geçen fiyat verisi
kullanılmıştır. YÜD’de birbirinden farklı kalitelerde pamuk üretimi gerçekleştirildiği ve TÜİK’ten temin edilen birim fiyat
verisinin ortalama fiyatları yansıttığı dikkate alınmıştır. İzmir Ticaret Borsası’nda oluşan fiyatlar incelendiğinde beyaz
Standart 1 tipi Ege pamuğu ile Çukurova pamuğu arasında yaklaşık olarak %10 kadar bir fiyat farkı oluştuğu görülmektedir.
Dolayısıyla,YÜD’ün ekonomik göstergeleri değerlendirilirken, yurtiçi birim satış fiyatı olarak TÜİK’ten temin edilen
çiftçinin eline geçen fiyat verisi, ülke ortalamasını yansıtması bakımından İzmir Ticaret Borsası fiyatl arından daha makul
görülmüştür.
2) Buna göre 2012 yılında 100 birim kabul edilen birim fiyat endeksi, 2013 yılında 94 birime gerilemiş, 2014 yılında
ise 96 birim olarak gerçekleşmiştir.
ç) Pazar payı
1) Soruşturma konusu üründe toplam Türkiye pazarının büy üklüğü ve YÜD’ün pazar payının nasıl hesaplandığı
22 ncimaddede açıklanmıştır. Buna göre, YÜD’ün toplam Türkiye pazarından aldığı pay 2012 yılında %61 iken, 2013
yılında ise %45’e, 2014 yılında ise %40’a gerilemiştir. Bu hesaplamalar, YÜD’ün Türkiye pazarından aldığı payın 2012 -
2014 yılları arasındaki dönemde %34 oranında gerilediğini göstermektedir.
d) Stoklar
1) Soruşturma konusu üründe stok miktarlarının tespitinde TEPGE raporlarından derlenen veriler kullanılmıştır.
Buna göre 2012 yılında 350.000 ton olan dönem sonu stokların 2013 yılında 472.000 tona, 2014 yılında ise 655.000 tona
yükseldiği tespit edilmiştir. 2012-2014 döneminde iç piyasadaki pamuk stokları %87 oranında artış göstermiştir.
e) İstihdam
1) Türkiye’de pamuk üretiminde kullanılan istihdama ilişkin resmi bir istatistik bulunmamaktadır. Buna karşılık
Türkiye Ulusal Pamuk Konseyi’nden edinilen “Pamuğun Türkiye İçin Sosyo-Ekonomik Önemi” başlıklı raporda Türkiye’de
pamuk üretiminde 500 bin daimi, 1,5 milyon geçici istihdam yaratıldığı ifade edilmektedir. Buna karşılık, pamuk
üretimindeki istihdam verisi olarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ ndan temin edilen pamuk üretimindeki kayıtlı
üretici sayısının kullanılması uygun görülmüştür.
2) Buna göre 2012 yılında 63.778 olan kayıtlı üretici sayısı 2013 yılında 48.064’e düşmüş, 2014 yılında ise 57.205
kişiye yükselmiştir. Bu rakamlar, kayıtlı üret ici sayısının 2012 -2014 arasındaki dönemde %10,3 oranında gerilediğini
göstermektedir.
f) Ücretler
1) Yerli pamuk üretimine ilişkin istihdam edilen tarım işçilerinin aylık ortalama ücretlerine ilişkin veriye
ulaşılamamıştır.Buna karşılık, “Ege Bölgesinde 2 011 Yılı Kütlü Pamuk Üretim Maliyetinin Belirlenmesi Üzerine Bir
Araştırma” başlıklı çalışmada kütlü pamuk üretiminde toplam işçilik giderlerinin toplam üretim maliyeti içerisindeki payının
%15,3 olduğu tespit edilmiş, %38 oranında verimlilik oranı ile pamuk lifindeki birim üretim maliyetleri kullanılarak 2012-
2014 yılları için işgücü maliyeti hesaplanmıştır. Hesaplanan bu verinin pamuk üretiminde geçerli olan işçi ücreti olduğu
varsayılmıştır.
2) Buna göre, 2012 yılında 100 birim olan aylık ücret endeksi, 2013 yılında 115 birime çıkmış, 2014 yılında ise 87
birime düşmüştür.
g) Verimlilik
1) Pamuk üretiminde verimlilik iki farklı yöntemle hesaplanabilmektedir. Bunlardan birincisi, hektar başına düşen
üretim miktarıdır. Bu tür verimlilik hesabı için TÜİK veri lerinden elde edilen toplam ekili alan ve üretim miktarı verileri
birbiriyle oranlanmıştır. Buna göre, 2012 yılında 1,76 ton/hektar olan verimlilik, 2013 yılında artarak 1,95 ton/hektara
çıkmış, 2014 yılında ise tekrar düşüşe geçerek 1,81 ton/hektar seviyesinde gerçekleşmiştir.
2) Verimlilik, kayıtlı üretici başına düşen üretim miktarı şeklinde de hesaplanabilmektedir.
Hesaplamada TÜİK’ten elde edilen üretim rakamları ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından elde edilen kayıtlı
üretici sayısı bilgileri kullanılmıştır. Buna göre, verimlilik 2012 yılında 13,46 ton/kişi, 2013 yılında 18,26 ton/kişi, 2014
yılında ise 14,79 ton/kişi olarak gerçekleşmiştir.
ğ) Maliyetler ve kârlılık
1) YÜD maliyetlerine ilişkin çalışma TEPGE raporundaki veriler kullanılarak ya pılmıştır. Söz konusu raporda yer
alan Türkiye’deki tüm kütlü pamuk tiplerinin maliyetini yansıtan ortalama pamuk maliyeti verisi, her yıl için kendi
verimlilik oranı kullanılarak ve 250 TL/ton çırçırlama maliyeti eklenerek pamuk lifi üretim maliyetine dön üştürülmüştür.
Buna göre 2012 yılında 100 birim olan birim üretim maliyeti 2013 yılında 85 birime, 2014 yılında ise 79 birime gerilemiştir.
2) Türkiye’de yetişen tüm pamuk tiplerini yansıtan birim maliyet ve birim fiyat verileri kullanılarak yurt içi ve
toplam kârlılık verisi hesaplanmıştır. Buna göre 2012 yılında -100 birim olan birim yurt içi kârlılık endeksi 2013 yılında -
55 birime yükselmiş, 2014 yılında ise - 44 birim olarak gerçekleşmiştir. Toplam kârlılık endeksi ise 2012 yılında -100 birim
olarak alındığında 2013 yılında -52 birime yükselmiş, 2014 yılında da - 42 birim olarak gerçekleşmiştir.
h) Nakit akışı
1) Üretimden elde edilen nakit akışı basit olarak ürün net kârı ile ürün amortismanının toplamı şeklinde elde
edilebilir. Ancak, pamuk üretiminde kullanılan tarlanın amortismanı olmayacağından, diğer ekipmanların
ise amortisman verisine ulaşılamadığından nakit akışındaki gelişim tespit edilememiştir.
ı) Diğer göstergeler
1) Yönetmeliğin 17 nci maddesi hükümlerince, YÜD’de oluşan zararın tespiti için incelenmesi gereken YÜD geneli
ekonomik göstergeler arasında büyüme, sermaye ve yatırımları artırma yeteneği de bulunmaktadır. Sermaye artırma
yeteneği, pamuk üreticilerinin özkaynaklarının yıllara göre değişimi şeklinde incelenebilir. Yatırımların geri dönüş oranı ise
dönem içinde oluşan net kârın varlıklara oranı şeklinde incelenebilir. Büyüme ise YÜD’ün varlık (bilançoda yer alan
aktifler) toplamının ne ölçüde büyüdüğünü göstermektedir. Ancak, YÜD’ün özkaynakları ve bilanço aktif toplamına ilişkin
veriye ulaşılamadığından bahse konu göstergelerin YÜD açısından ne yönde geliştiği tespit edilememiştir. Benzer şekilde,
pamuk üretiminde faaliyet gösteren üreticilerin yatırımlarına ilişkin veri bulunamadığından yatırımlardaki değişim
incelenememiştir.
i) Ekonomik göstergelerinin değerlendirilmesi
1) YÜD’ün ekonomik göstergeleri incelendiğinde, soruşturma konusu ürün üretiminin, yurt içi satışlarının ve
ihracatının zarar inceleme döneminde düştüğü tespit edilmiştir. Toplam arazi stoku sabit kabul edilerek ve p amuk üretim
verimliliği dikkate alınarak yapılan hesaplamalarda üretim kapasitesinin arttığı, buna karşılık düşen üretim miktarının
sonucu olarak kapasite kullanım oranının gerilediği gözlemlenmiştir.
2) Zarar inceleme döneminde yurtiçi satışlar önemli or anda azalmıştır. Aynı dönemde toplam Türkiye tüketimi de
düşük bir oranda azalış göstermiştir. Ancak, YÜD’ün yurtiçi satışlarındaki azalma Türkiye tüketiminin azalmasından daha
yüksek oranda gerçekleştiğinden YÜD’ün pazar payı söz konusu dönemde önemli ölçüde azalmıştır.
3) İlaveten, YÜD’ün stokları zarar inceleme döneminde önemli ölçüde artış gösterirken istihdamında aynı dönemde
önemli ölçüde gerileme meydana gelmiştir. Verimlilik ise aynı dönemde dalgalı bir seyir izleyerek 2013 yılında artmış ancak
2014 yılında azalmıştır.
4) YÜD’ün birim yurt içi fiyatları zarar inceleme döneminde reel olarak düşmüştür. Aynı dönemde birim maliyetler
de reel olarak düşüş göstermiştir. Maliyetlerde yaşanan düşüş fiyatta yaşanan düşüşten daha yüksek seviyede olduğu
için YÜD’üntoplam zararı söz konusu dönemd e düşmüştür. Ancak, bahse konu dönemde, zarardan kârlılığa geçilememiş
ve toplam kârlılık negatif seyretmiştir.
MADDE 26 – (1) Yönetmeliğin 17 nci maddesine göre YÜD’de zarar tespiti dampingli ithalatın hacmi ve bu
ithalatın iç piyasadaki benzer mal fiyatları ile YÜD’ün ekonomik göstergeleri üzerindeki etkilerini içermektedir. Bu
çerçevede, ABD menşeli ithalatın mutlak ve nispi olarak gelişimine bakılmıştır. ABD menşeli soruşturma
konusu dampingli ithalat zarar inceleme döneminde miktar olarak %52,1, değer olarak ise %40 oranında artış göstermiştir.
İlaveten, ABD menşeli ithalatın Türkiye toplam tüketiminden aldığı pay, zarar inceleme döneminde %55 oranında artış
göstermiştir. YÜD’ün toplam Türkiye pazarından aldığı pay ise 2012 yılında %61 iken 2013 yılında %45’e, 2014 yılında
ise %40’a gerilemiştir. 2012 -2014 yılları arasında YÜD’deki pazar payı kaybının temel kaynağı (%47’si) ABD
menşeli dampingli ithalat olmuştur.
(2) ABD menşeli ithalatın fiyatlarının YÜD’ün iç piyasa satış f iyatları üzerindeki etkisini görebilmek için
firma bazlıfiyat kırılması ve fiyat baskısı hesabı yapılmıştır. Buna göre ABD menşeli ithalatın fiyatlarının YÜD’ün iç piyasa
satış fiyatlarını belirli seviyelerde kırdığı (LDC firması hariç) ve baskı altında tuttuğu tespit edilmiştir.
(3) YÜD’de zarar incelemesinin bir diğer ayağı olan YÜD’ün ekonomik göstergelerinde üretim, satışlar, stoklar,
kapasite kullanım oranı, istihdam, kârlılık ve pazar payı gibi unsurlarda olumsuzluklar gözlenmiştir.
(4) Tüm veriler bi rlikte değerlendirildiğinde, YÜD’de soruşturma konusu ürün bağlamında zarar inceleme
döneminde maddi zararın mevcut olduğu tespit edilmiştir.
ALTINCI BÖLÜM
Dampingli İthalat ile Zarar Arasındaki Nedenselliğe İlişkin Belirlemeler
MADDE 27 – (1) Soruşturmaya konu ülke menşeli ithalatın dampingli olduğu üçüncü bölümde tespit edilmiştir.
Diğer taraftan, zarar inceleme döneminde 2012 yılında 296 bin ton seviyesinde olan ABD menşeli ithalat, s oruşturma
dönemi olan 2014 yılının ilk 9 ayında 407 bin ton, 2014 yılı genelinde ise 450 bin ton seviyesinde gerçekleşmiştir.
İlaveten, YÜD’ün pazar payı zarar inceleme dönemi esas alındığında %34 düşerken, dampingli olduğu tespit edilen ABD
menşeli ithalatın pazar payı aynı dönemde %55 artmıştır. Bu dönemde YÜD’ün pazar payı kaybının temel kaynağı ABD
menşeli dampingli ithalat olmuştur.
(2) Dampingli olduğu tespit edilen ithalatın YÜD’ün fiyatları üzerinde etkisine bakıldığında fiyat kırılması
oranlarının bir firma hariç pozitif olduğu; buna karşılık, fiyat baskısı oranlarının tüm firmalar için önemli seviyelerde olduğu
değerlendirilmektedir.
(3) YÜD’ün ekonomik göstergeleri incelendiğinde ise zarar inceleme döneminde üretim, satışlar, stoklar, kapasite
kullanım oranı, istihdam, kârlılık ve pazar payı gibi unsurlarda olumsuzlukların gözlendiği belirlenmiştir.
(4) Bu tespitler ışığında, zarar inceleme döneminde mutlak ve nispi olarak artış gösteren dampingli ithalatın
seyri,YÜD’ün fiyat baskısı altında yurtiçi satış fiyatlarını olması gereken seviyede belirleyememesi ve YÜD’ün ekonomik
göstergelerinde meydana gelen bozulmanın eş zamanlı seyrettiği; bu nedenle, YÜD’de görülen zarar durumunun dampingli
ithalattan kaynaklandığı değerlendirilmektedir.
MADDE 28 – (1) Yönetmeliğin 17 nci maddesi hükümleri gereğince, YÜD’de maddi zarara yol açabileceği
düşünülen diğer bilinen unsurlar incelenmiştir. Bu kapsamda, üçüncü ülke menşeli ithalatın hacmi ve
fiyatları, YÜD’ün ihracat per formansı ve verimliliği, kullanıcı talebinde yaşanan gelişmeler ile teknolojik farklılıklar
konuları incelenmiştir.
MADDE 29 – (1) 21 ve 23 üncü maddelerde tespit edildiği üzere, üçüncü ülkelerden yapılan ithalat miktar ve değer
olarak zarar inceleme dönemi boyunca artış göstermiş, ortalama birim fiyatları ise ABD menşeli ithalatın ortalama birim
fiyatlarından daha düşük seyretmiştir. İlaveten, söz konusu dönemde üçüncü ülke menşeli ithalatın pazar payı %46 oranında
artmıştır. Yapılan incelemede, coğrafi uzaklık nedeniyle ABD menşeli ithalatın CIF fiyatının diğer ülkeler menşeli ithalatın
CIF birim fiyatından daha yüksek olmasının anormal bir durum olmadığı değerlendirilmiştir. Öte yandan, mutlak ve nispi
olarak artan ve iç piyasaya giriş fiyatları YÜD’ün iç piyasa fiyatlarından oldukça düşük seyreden üçüncü ülkeler menşeli
ithalatın, YÜD’demeydana gelen zararın bir bölümüne neden olmuş olabileceği değerlendirilmektedir.
(2) ABD Tarım Bakanlığı ve NCC’nin nihai bildirim raporuna sunmuş olduğu görüşlerde üçüncü ülke menşeli
ithalatın fiyatlarının ABD menşeli ithalatın fiyatlarından daha düşük seyrettiği ve zarar inceleme döneminde söz konusu
ithalatın pazar payını artırdığı ifade edilmekte ve böyle bir durum da zararın esas kaynağının üçüncü ülke menşeli ithalat
olduğu iddia edilmektedir. Üçüncü ülkeler menşeli ithalatın fiyatlarının düşüklüğü ve pazar payının arttığı nihai bildirimde
de yapılmış bir tespittir. Ancak, CIF bazlı ithalat fiyatlarının düşük olmasının anormal bir durum olmadığı birinci fıkrada
izah edilmiştir. İlaveten, üçüncü ülke menşeli ithalatın pazar payının arttığı, ancak YÜD’deki pazar payı kaybının temel
sebebinin ABD menşeli ithalat olduğunun tespiti de 22 nci maddenin beşinci fıkrasında yapılmıştır. Bu çerçevede, üçüncü
ülke menşeli ithalatın her ne kadar YÜD üzerinde belirli ölçüde zarara neden olmuş olabileceği değerlendirilse de bu
unsurların ABD menşeli mutlak ve nispi olarak artan dampingli ithalat ile bu ithalatın YÜD’ün fiyatları ve ekonomik
göstergeleri üzerindeki olumsuz etkisi nedeniyle oluşan zarar arasındaki illiyet bağını ortadan kaldıracak güçte olmadığı
düşünülmektedir.
MADDE 30 – (1) 25 inci maddede tespit edildiği üzere, YÜD’ün zarar inceleme dönemindeki ihracatı miktar olarak
düşüş göstermiştir. Ancak, miktar olarak düşen ihracatın birim kârlılığı söz konusu dönemde negatiften pozitife çıkarak
önemli oranda artmıştır. YÜD’ün soruşturma konusu ürün verimlilik endeksi ise zarar inceleme döneminde dalgalı bir seyir
izlemiş, 2013 yılında artış gösterirken 2014 yılında düşmüş ancak yine de 2012 yılı seviyesinin üstünde kalmıştır. İhracattan
elde edilen birim kârın artış göstermesi ve verimliliğin de zarar inceleme döneminde yükselmesi sebebiyle YÜD’de meydana
gelen zararın ihracat performans düşüklüğü ya da verimlilik kaybı nedeniyle olmadığı değerlendirilmektedir.
MADDE 31 – (1) Yapılan incelemede, soruşturmaya konu ürün ün kullanım alanı ve kullanıcı algılamasının aynı
kaldığı ve dolayısıyla tüketim eğiliminde bir değişiklik olmadığı değerlendirilmektedir.
(2) Bazı ithalatçı firmaların ve NCC’nin gerek nihai bildirim öncesi gerekse de nihai bildirim sonrası Bakanlığa
ilettiği görüşlerde ithal ürünlerin yerli ürünlere tercih edilmesinin tek sebebinin fiyat olmadığı, YÜD’ün ürün kalitesindeki
düşüklük vekontaminasyon sorunu, ABD menşeli pamuğun tek balya sistemiyle gerek YÜD’ün gerekse de diğer ülkelerin
ürettiği pamuğa göre daha standart bir formda olması, ABD’nin pamuğu toplama, çırçırlama ve tasnif etme
sistemlerinin YÜD’ün benzer sistemlerine göre daha ileri seviyede olması gibi unsurların da ABD menşeli ürünlerin tercih
nedenleri arasında yer aldığı iddia edilmiştir. Esa sında, her ne kadar pazar payı düşse de ABD menşeli pamuğa göre
çırçırlama ve balyalama teknolojisi daha düşük olan YÜD’ün ürünlerinin pazarda belirli bir pay elde etmesi ve yine aynı
şekilde ABD menşeli pamuğa göre teknolojik açıdan farklılık gösteren üçüncü ülkeler menşeli ithalatın yurtiçi piyasa payını
artırması gibi göstergelere bakıldığında, teknolojik farklılıklar ve kalite unsuru pazardaki tek belirleyici değildir. İlaveten,
ithalatçı soru formlarından elde edilen cevaplarda teyit edildiği üzere soruşturma konusu ürünün fiyatı, piyasadaki rekabetin
tek olmasa bile en önemli unsurlarındandır.
(3) Yapılan değerlendirme sonucu, talepteki değişim ve teknolojik farklılıkların YÜD üzerinde belirli ölçüde zarara
neden olmuş olabileceği değerlendirilse de bu unsurların ABD menşeli mutlak ve nispi olarak artan dampingli ithalat ile bu
ithalatın YÜD’ün fiyatları ve ekonomik göstergeleri üzerindeki olumsuz etkisi nedeniyle oluşan zarar arasındaki illiyet
bağını ortadan kaldıracak güçte olmadığı düşünülmektedir.
MADDE 32 – (1) ABD Tarım Bakanlığı, NCC ve bazı ihracatçılar 2011 yılından sonra küresel pamuk piyasasında
yaşanan fiyat düşüşleri, pamuğun suni elyaflar karşısındaki rekabeti, Çin Halk Cumhuriyeti hükümetinin değişen pamuk
politikaları gibi unsurların YÜD’de görülen zarar durumunun diğer kaynakları olabileceğini ifade etmişlerdir. İlaveten, söz
konusu ilgili taraflar pamuğun fiyatının alıcılar tarafından kontratların ne zaman sabitleneceğine göre belirlendiğini ve böyle
bir durumda tacir firmalar tarafından damping yapılmasının mümkün olamayacağını iddia etmişlerdir.
(2) Yapılan incel emede Çin Halk Cumhuriyeti’nin değişken pamuk politikalarının sektör için dışsal bir şok
olduğunu, küresel talebin ve dolayısıyla fiyatların belirlenmesinde bahse konu ülkenin politikalarının önemli olduğu
değerlendirilmiştir. Küresel pamuk talebinde yaşan an gelişmeler sonucu pamuğun küresel fiyatlarının son yıllarda düşüş
gösterdiği de bir gerçektir. Ancak, zarar inceleme döneminde yaklaşık %30 düşen küresel pamuk fiyatlarına
rağmen YÜD’ün fiyatlarının aynı dönemde reel olarak %4 düştüğü görülmektedir. Dolayısıyla, küresel pamuk fiyatlarındaki
önemli düşüşün YÜD’ün fiyatlarına aynı ölçüde yansıtmadığı ve bahse konu düşüşün YÜD’de görülen zarar durumuna
etkisinin sınırlı olduğu değerlendirilmektedir.
(3) Pamuğun diğer suni elyaflarla rekabet durumunu göstere n bir veri iddia sahipleri tarafından sunulmamıştır.
Ancak, pamuğun yoğun olarak kullanıldığı tekstil ve hazır giyim sektörlerinde hammadde kullanımının temel
belirleyicisinin hızlı değişebilen moda olduğu, doğal elyaflar ile suni elyaflar arasındaki rekabetin bazı yıllar doğal elyaflar
lehine bazı yıllar ise suni elyaflar lehine değişebildiği değerlendirilmektedir.
(4) ABD menşeli pamuğun satışının kontratlarla yapılmasının, fiyatların alıcı tarafından belirlenmesinin ise
mevcutdamping durumuyla bir ilgisi nin bulunmadığı değerlendirilmektedir. Zira, damping eşit koşullarda ve benzer
yöntemlerle satış yapılan iç ve dış müşteriler arasındaki benzer tiplerdeki fiyat farklılaştırmasıdır. Damping marjı hesabında
kullanılan bütün satış ve fiyat bilgileri tacir fi rmaların müşterilerine kestikleri faturalara dayanmaktadır. Ayrıca, ne DTÖ
ADA ne de İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Mevzuat, damping hesaplamalarına konu fiyatların ne şekilde
oluştuğuna ve damping unsurunun ortaya çıkmasında kasıt olup olmadığına dair bir inceleme yapılmasını vaaz etmektedir.
(5) Yapılan inceleme neticesinde, her ne kadar bahse konu diğer unsurların YÜD üzerinde belirli ölçüde zarara
neden olmuş olabileceği değerlendirilse de bu unsurların ABD menşeli mutlak ve nispi olarak artan dampingli ithalat ile bu
ithalatınYÜD’ün fiyatları ve ekonomik göstergeleri üzerindeki olumsuz etkisi nedeniyle oluşan zarar arasındaki illiyet
bağını ortadan kaldıracak güçte olmadığı düşünülmektedir.
(6) Diğer taraftan, ilgili taraflarca, biline n diğer unsurlar haricinde zarara neden olabilecek herhangi bir unsur
gündeme getirilmemiştir.
YEDİNCİ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
MADDE 33 – (1) Soruşturma konusu ürün tekstil sektörünün önemli bir hammaddesi niteliğinde stratejik bir
üründür. Bu kapsamda, Kanunun 7 nci ve 13 üncü maddeleri hükümleri çerçevesinde zararı ortadan kaldıracak daha az
oranlı bir önlem uygulanmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir.
(2) Soruşturma sonucunda dampingin, yerli üretim dalında zararın ve her ikisi arasında illiyet bağının mevcut olduğu
tespit edilmiş olup, İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulunun kararı ve Ekonomi Bakanının onayı ile aşağıda
tanımı ve menşei belirtilen eşyanın Türkiye’ye ithalatında ka rşısında belirtilen oranlarda dampinge karşı kesin önlem
yürürlüğe konulmuştur.
GTP Eşyanın Tanımı Menşe Ülke Dampinge Karşı Önlem
(CIF %)
52.01
Pamuk
(karde edilmemiş
veyapenyelenmemiş)
Amerika Birleşik
Devletleri 3
MADDE 34 – (1) Gümrük idareleri, 33 üncü maddede gümrük tarife pozisyon numarası, tanımı ve menşe ülkesi
belirtilen eşyanın, diğer mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, serbest dolaşıma giriş rejimi kapsamındaki ithalatında,
karşılarında gösterilen oranda dampinge karşı kesin önlemi tahsil ederler.
MADDE 35 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 36 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Ekonomi Bakanı yürütür.